Yazılarımızın genelinde çok değerli alim olan Hasan Güler’in “KURÂN-I KERÎM "B" MEÂLİ” eserindeki ayet meallerini kullanıyoruz. Mealiyle yansıttığı kadarıyla ilminden anladığımız ölçüde faydalanmaya çalışıyoruz. Onun ilminden yansıttıklarından alabildiğimiz kadarını değerlendirerek yeni açılımlar yapmaya çalışıp dostlara sunuyoruz. Biliyoruz ki Kur’an içeriği meal ile sınırlanamaz; onun ilmi içeriği, hazırladığı mealiyle sınırlanamaz; bizim ilmimiz yazdıklarımızla sınırlanamaz.
Ve biliyoruz ki her açığa çıkan bilgi sonunda, bilmediklerimiz bildiklerimizin yanında sonsuza varıyor. Haddimizi biliyoruz.Ve yine biliyoruz ki, herkesin bilgisi, doğrusu, yanlışı kendisini bağlar, başkasına yük olamaz. Bundan dolayı yazılarımızda “hatalar benden, isabet kaynaktan” diyerek bu gerçeği belirtmeye çalışıyoruz. Ve dahi biliyoruz ki hatalarımız olsa da samimiyetimiz dolayısıyla kardayız. (Bize göre) Kur’an mealleri içinde orijinaline en yakın olan, okuyana geniş bir tefekkür alanı açan bu meali, karşılıksız paylaşım ile bize sunan Hasan Güler’e sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz. Allah kendisinden ve Kur’an yolunda olan herkesten razı olsun.
***
İLAH:VÜCUD
“Kur’an-ı Kerim B Meal”inde tefekküre açılan kapılardan biri de “ilah” ifadesine “vücud” olarak işaret edilmesidir. “İlah” ifadesinin “vücud” olarak değerlendirilmesi çok güzel açılımlara vesile olacaktır. Kur’an’da geçen “ilah” ifadelerini “vücud” olarak değerlendirip yorumlamaya çalıştığımızda karşımızda muhteşem bir gerçek belirecektir. Kelime-i Tevhid yani “La ilahe illallah” sözü dahi, “ilah” ifadesinin “vücud” manasıyla değerlendirilmesiyle anlamını bulacaktır.
“La ilahe illallah” sözü bir bütün olarak değerlendirildiğinde, “Allah’tan başka vücud yok” manasına gelir. “La ilahe illallah” sözünü kelime kelime değerlendirdiğinde, “vücud yok, ancak Allah” manasına gelir. Allah isminin sınırsızlığı düşünülüp bir kademe daha ileri gidildiğinde, “vücud yok, sadece Allah” manası dahi çıkar. “La ilahe illallah” sözündeki “illa” ifadesi “sadece” anlamında bir “ancak” manasına geldiği gibi, “ama” anlamında bir “ancak” manasına da gelir.
Yani, “illa” ifadesi “ancak” manası içinde “ama ve sadece” anlamları mevcuttur. Ve bu tüm anlamlar(“ama” ve “sadece”) bu sözün bütünsel manası olan “Allah’tan başka vücud yoktur” ifadesi içinde yer alır. Bu sözü(La ilahe illallah) bu manada (Allah’tan başka vücud yok) değerlendirirken, bu anlamları(“Vücud yok, ama Allah” ve “Vücud yok, sadece Allah”) dikkate almak gerekir. Böylelikle anlaşılmaktadır ki “La ilahe illallah” sözü “Allah’tan başka vücud yok” ifadesinde anlam bulmaktadır.
Misal vermek gerekirse, buz isteyen birine “buz yok, ancak su” dendiğinde; bu ifadeden “buzun olmadığının ama suyun buz olabileceğinin, buzun olmadığının sadece suyun olduğunun” mesajı verilmektedir. Yani bu ifade iki manayı içinde barındırıp, iki anlamı içine alır bir şekilde değerlendirilir. “Sudan başka buz yok” ifadesi ile ise aslında bu manaları kastetmiş oluruz. Bu misaldeki benzer mantıkla “vücud yok, ancak Allah” dendiğinde, vücudun olmadığının ama Allah’ın vücud olarak da algılanabileceğinin, vücudun olmadığının sadece Allah’ın olduğunun; mesajının verildiğini fark ederiz.”Allah’tan başka vücud yok” ifadesi ile de aslında bu manaları kastetmiş oluruz.
***
VÜCUD YOK, ANCAK(AMA, LAKİN) ALLAH
“Allah’tan başka vücud yok” bütünsel ifadesinden ancak/ama anlamıyla açığa çıkan sonuçlardan bazıları şunlardır:Vücud Allah’a aittir. Başka, Allah’tan ayrı vücud yoktur.Vücud tekdir, çok vücut yoktur.O tek vücud başka vücutlar olarak algılanır.Sadece Allah’ın vücudu vardır, gayrısı yoktur. Sadece Allah vardır, ayrısı yoktur.Allah’tan başkası yoktur, Allah vardır.Başkası denen aslında Allah’tan var algılanır.
Hicr Sûresi’nin 96., Zâriyât Sûresi’nin 51., Neml Suresi’nin 26., En’am Suresi’nin 106, Şuarâ Sûresi’nin 213., Teğâbun Sûresi’nin 13. ayetlerinde ilah/vücud ile ilgili şunlar açıklanmaktadır: “Onlar (o alay edenler) ki, Allah ile beraber diğer bir ilah (vücud) yaparlar... Yakında bilecekler!.”; “Allah ile beraber başka bir ilah (vücud, müessir) oluşturmayın... Muhakkak ki ben sizin için O’ndan apaçık bir uyarıcıyım.” ; “Kendinden gayrı vücud olmayan Allah, (o tek) Aziym Arş’ın Rabbidir” ; “Rabbinden sana vahyolunana tabi ol... İlah yok, yalnız O (tek vücud)... Müşriklerden yüz çevir.” ;”O halde Allah ile birlikte başka bir ilah çağırma (başka isimlere varlık verme) !... Yoksa azab olunanlardan olursun.” ; “Allah, la ilahe illa HU’dur (kendinden gayrı vücud olmayandır)... Mü’minler Allah’a tevekkül etsinler.”
Evet, bu ayetlerde anlayabildiğimiz kadarıyla; Allah ile beraber, Allah’tan başka, Allah’tan gayri vücut sahibi bir varlığın olmadığı açıklanmaktadır. Allah’tan başka vücut var kabul edenler ise müşrik(şirk ehli) olarak ifade edilmektedir. Vücud/varlık konusunda Allah vekil edinilerek, “Allah’tan ayrı, gayri vücud/varlık var(şirk)” düşüncesinden uzak durulması istenmektedir. Çünkü; Allah’tan ayrı varlık var düşüncesinde olan, mutlak vücudu göremeyeceğinden O’na ermesi, O’nu kendinde bulması, O’nun özelliklerini kendinde açığa çıkarması mümkün olamayacak, karşılaşacağı olaylar içinde aciz kalıp azap çekecektir. Halbuki; O’nun mutlaklığını fark eden kendindeki O’na ait özellikleri açığa çıkararak huzur içinde yaşayacaktır.
Fâtır Sûresi’nin 3., Zuhruf Sûresi’nin 84., Müzzemmil Sûresi’nin 9., Duhân Sûresi’nin 8. ayetleri konuyu şu şekilde iyice açmaktadır: “Ey insanlar!... Üzerinizdeki Allah ni’metini (o bilinci) zikredin (?)... Allah’dan gayrı, Sema’dan ve Arz’dan sizi rızıklandıran bir Halık (yaratıcı) var mı?... O’ndan başka ilah (vücud, yaratıcı) yoktur!.. Nasıl (Hak’dan) çevriliyorsunuz (vehim?) ?.”; “Sema’da da ilah (tek vücud, müessir) O’dur, Arz’da da ilah (vücud, yaratan) O’dur... O, Hakiym’dir, Aliym’dir.”; “(O, senin Rabbin) maşrık’ın ve mağrib’in Rabbidir... O’ndan başka ilah (vücud) yoktur; o halde O’nu vekil edin!.” ; “O’ndan başka İlah (vücud, yaratan, müessir) yok... (O) diriltir ve (O) öldürür... Sizin de Rabbinizdir, ilk babalarınızın/atalarınızın da Rabbidir (O).”
Bu ayetlerden ise kapasitemiz kadarıyla; tek vücud sahibinin Allah olduğu, bu vücudun Sema-Arz ve içindeki her şey olarak algılandığı, O’nun ilmi ve hakimiyeti ile her şeyin var olduğu, her şeyin O’nunla can bulup değişime uğradığı, O’ndan başka vücudun olmadığı, gerçekte O’nun var olduğu sonuçlarına varıyoruz. Şimdi, varlığı bu şekilde görenin hayatında; kırgınlık, kızmak, öfkelenmek, kincilik, düşmanlık, hata, yanlış, kusur, abes görmek, ayıplamak, kınamak, hor görmek, yargılamak, zorlamak, dışlamak, kibirlenmek, sitem, şikayet gibi olumsuz haller uzak olması gerekir. Çünkü o artık muhatabının kim olduğunun farkındadır; karşısında çokluk değil, varlıkta teklik vardır. O mümin kul arasıra gel-gitler yaşasa da dönüşü daima O’nadır, bilir ki her şey O’ndandır.
***
VÜCUD YOK, ANCAK(SADECE, YANLIZ) ALLAH
Vücud bahsini iyi anlayabilmek için “La ilahe illallah” sözünü üzerinde dura dura derinlemesine değerlendirmek gerekir. Bu gerekli değerlendirme yapıldıktan sonra yukarıdaki açıklamalar bu görüşün üzerine inşa edilmelidir. Bu söz “La ilahe” yani “vücud yok” diye bir giriş yapmaktadır. Sonrasında “illallah” yani “ancak Allah” diye devam etmektedir. Yani bu söz sıralı iki aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşama “vücud yok”, ikinci aşama “ancak Allah” kısmıdır. “Vücud yok, ancak Allah” ifadesi birlikte değerlendirildiğinde; “Allah’tan başka vücud yok” anlamında değerlendirilir. Yani; bir vücud vardır, ama o vücud Allah’a aittir, başka vücut yoktur manasında yorumlanır. Bu manayı yukarıda ayetlerle birlikte anladığımız kadarıyla açıklamaya çalışmıştık.
Şimdi ise; bir üst manaya değinmek için “vücud yok, ancak Allah” ifadesini “vücud yok” ve “ancak Allah” şeklinde iki aşamalı olarak değerlendirmeye çalışacağız. Bu bakış açısında en baştan “vücud yok” ifadesiyle vücudun olmadığı gerçeğine ulaşıyoruz. Ve vücud olmadığı için sonraki “ancak Allah” ifadesinde “var” kelimesinin kullanılmadığını görüyoruz. Yani; “ancak Allah var” denmemiş, “ancak Allah” denmiş. Bu ifadeden de Allah’ın bir vücud olmadığı sonucuna varıyoruz. Çünkü başta “vücud yok” denip giriş yapılarak, vücudun gerçek varlığının olmadığı vurgulanmak istenmiştir. Sonrasında “sadece Allah” denerek Allah ismine/manasına işaret edilmiştir. Yani; Allah ismi ile işaret edilen mananın vücud olmadığı ifade edilmeye çalışılmıştır.
Bu sonucu yukarıdaki açıklamalarla birleştirdiğimizde, vücud olarak algılananların gerçekte var olmadığını; Allah’ın, vücudu var algılattığı manasına eriyoruz. Bu algılananlar bir vücuttan var olmuyorsa, neyden var oluyor diye düşündüğümüzde; Allah ismi ile işaret edilen manadan var algılanıyor, diye yorumluyoruz. Yani “Allah’tan başka vücud yok” derken, Allah’ın bir vücud olduğu değil, Allah manasının bir vücud olarak yansıdığı hükmüne varıyoruz. Bu bağlamda; Allah’ın vücud olduğunun değil, Allah manasının bir vücud olarak yansıdığının açıklandığını fark ediyoruz.
Yani denmek isteniyor ki; mevcudat olarak algılananların dayanağı olan vücud Allah manasından yansımaktadır. Burada Allah’ın vücud olduğunun değil, “vücud olanın Allah manasına dayandığının” vurgulanmak istendiğini anlıyoruz. “Allah’tan başka vücud yok” ifadesini de bu açıdan değerlendirmemiz gerektiğini görüyoruz. “Hani biz vücud var sanıyoruz ya, bu vücud varlığını Allah manasından alıyor; gerçekte vücud yok, sadece Allah” manasında değerlendirmek gerekiyor. Allah manası ise; sınırlı-sınırsız, sonlu-sonsuz şeklinde değerlendirilemeyecek mutlak bir manadır. Mutlak dendikten sonra bir de “var”(mutlak var, şeklinde) denerek, yoka çağırışım yapan yanlış bir ifade kullanılmamalıdır.
Mutlak bu mana için ise; var-yok gibi mevcut varlığa ait, var olan vücuda göre değerlendirilen tüm ikilemler düşer. Sadece Allah, o kadar. Aksi halde; sınırsız-sonsuzluk ile konuya yaklaşılsa dahi, mevcut olanlar vücud penceresinden baktıkları için “var” olarak değerlendirme yapacaklardır. Böylelikle “var”ın zıttı olan “yok”u da beyinde gündeme getirmiş olacaklardır. Halbuki O’nda “yok” yoktur ki, hakkında “var” denilebilsin, denilemez. Halbuki değerlendirme yapan “var”ı tam olarak bilememektedir ki O’nun için “var” diyebilsin, diyemez. Mutlak olan; var eder var olunur, yok eder yok olunur, varlık-yokluk Mutlak ile değişir durur. Bundan dolayı Mutlak için var da denmez(Mutlak var, şeklinde), yok da denmez(Mutlak yok, şeklinde), bu iki kelimeli ikili ifadeler kullanılamaz. Bu yüzden Allah için Mutlak manasına dönük olarak ikilik içeren var-yok ifadeleri kullanılamaz. Sadece Allah; Allah de, ötesini bırak! Çünkü ötesi-berisi yok, sadece Allah! Bu hale eren birimsel hiçliğini, yokluğunu anlar ama Allah için heplikte-hiçlikte gibi ikilemlerden dahi arınır, mutlak manada sadece Allah, der!
Allah manasını anlama açısından misal vermek gerekirse; madde alemine mikroskop ile zumlama yapıldığında atom, elektron, proton, nötron, kuant, kuark, takyon… şeklinde sonsuza gider. Aynı şeyi maddeden dışına doğru yaptığımızda da sonuç sonsuza doğru uzanacaktır. Sonuçta kişi bu işin başı-sonu yok manasında sınırsızlığına işaret etmek için sadece Allah diyecektir. Maddenin özüne doğru zumlama yapıldığında bir noktadan sonra(elektronun kuanta yani parçacık-dalga özelliği) somut bölgeden soyut bölgeye geçiş olmaktadır, yani bize göre somut olan sonlanıp, soyut olan süregitmektedir. Bu durum da göstermektedir ki maddenin aslı manadır ve mana da zamansız ve mekansız bir halde vücutsuz olarak bulunmaktadır. Bu örnekten de Allah ismi ile işaret edilen mana için; neden “vücut, var” kelimeleri kullanılmadığı daha iyi anlaşılmaktadır. Çünkü örneğimizde olduğu gibi soyut somuta geçişte bize göre vücut bulmakta, var olmaktadır. Ve tüm bunlar kuantum düzeyinde holografik gerçeklik özelliğiyle oluşmaktadır.
***
ZITLARIN OLUŞUMU
“Her şey zıttıyla bilinir” prensibi gereği zıtların değerlendirilmesi gereği var olunur, var algılanılır. Ama gerçekte teklikte zıtlık yoktur, ikilik yoktur.Zıtlık kavramı bir şeyin az gösterilmesi veya hedef değiştirilmesi ile algılanır hale gelir, var sanılır. Örneğin az güzel çok güzele kıyasla çirkin olarak değerlendirilir, çirkinlik denen güzelliğin azlığıdır. Aslonan güzelliktir, ikilik aslında yoktur. Azla çok arasında bir kıyaslama ile oluşan sonuçlar vardır, çok olan güzel az olan çirkin olarak değerlendirilmektedir. Adres değişikliğine örnek ise; birisi kendisine iyilik yaparken başkasına kötülük yapmış olabilir. O kişi başkasına yaptığı o kötülüğü aslında kendisine iyilik yapmak için yapmıştır. Yani, aslonan iyiliktir; kötülük iyiliğin günah, haram, zarar tanımaz halidir. Ve her yapılan kötülüğün temelinde dahi kendine iyilik yapma, kendini koruma, kendini doyurma iç güdüsü vardır, yöntemi ve sonu kötü olsa da.
Çirkin olarak değerlendirilenin gerçek güzele yönelmesi onun için güzellik, kötülüğe uğrayanın gerçek iyiye yönelmesi de onun için iyilik olur. Ama, çirkin olarak değerlendirilen hal olarak da çirkinleşebilir ki bu durum da kendince kendine yaptığı bir güzelliktir, sonu çirkinleşmek olsa da. Kötülüğe uğrayan da karşısındakine kötülük ile cevap verebilir ki bu durum da kendince kendine yaptığı bir iyiliktir, sonu kötü olsa da. Neticede aslında iyi ve güzel olan tek şey vardır, kimisi gerçeğini/faydalısını, kimisi sahtesini/zararlısını tatmaktadır. Fayda ve zarar anlayışları dahi aynı mantık kapsamında bakıldığında gerçekten var olanın ve amaçlanın fayda olduğu görülür, sonuç bazısının zararına dokunsa da. Bir şeye faydalı olan başka şeye zararlı olabilir, kendisine faydalı olurken başkasına zararlı olabilir. İş neticede teklik anlayışında düğümlenmektedir. Nefsine çalışan iyiyi kötü, güzeli çirkin kılmaktadır. Teklik anlayışıyla yaşayan ise, sadece iyi ve güzel görmekte ve bu bilinçle nefsinden uzak teklikte yaşamaya çalışmaktadır.
Ve aslında olumsuz, negatif haller olumlu, pozitif hallerin yok denecek kadar az yer almasıyla hissedilir. Şöyle ki soğukluk sıcaklığın yokluğuyla hissedilir, aslonan ısıdır. Karanlık ışığın yokluğuyla hissedilir, aslonan ışıktır. Sıcaklığın ve ışığın hissedilmemesiyle algılanır olur, soğukluk ve karanlık. Kötülük iyiliğin yokluğuyla hissedilir, aslonan iyiliktir. Çirkinlik güzelliğin yokluğuyla hissedilir, aslonan güzelliktir. İyi ve güzeli hissedememenin sonucu algılanır olur, kötülük ve çirkinlik. Tekliği hissedememenin sonucunda var sanılır çokluk, Allah’ı hissedememenin sonunda var sanılır şeytan. Halbuki şeytan sığınılan gerçek olan Allah manasından recmedilmiştir, taşlanmıştır, uzaklaştırılmıştır. Yani Allah’ı kabul edene göre şeytan yoktur, şeytan Allah’ın hissedilememesi sonucunda şeytan var sanılır, sanana göre var olur. Ama gerçekte(B) şeytan yoktur, sadece Allah; şeytan/eşyadan bir şey yoktur, sadece Allah.
İlah ifadesine vücud manası verilerek yapılan işaretlerden bazıları aşağıdadır, tefekkürlerinize sunarız. Biz bu konuyla ilgileri açıklamalarımızı kapasitemiz yettiği, anlayabildiğimiz kadarıyla eksik de olsa yukarıda tefekküre giriş olarak verdik, bundan sonrası Kur’an ayetlerinde ilah geçen yerleri vücud manasında değerlendirip gerekli açılımları yapmak size aittir. Varsa yazımızdaki hatalar benden, isabet kaynaktan. Allah’ın Selamı üzerimize olsun.
***
BAKARA SÛRESİ 163-) (Ey insanlar) sizin ilahınız, İlah’un Vahid’dir (mutlak tek’tir)... (O halde) ilah (gayrı vücud) yoktur; ancak HU (ki O) Rahman’dır, Rahim’dir.
ÂL-U İMRÂN SÛRESİ 2-) Kendinden ğayrı vücud olmayan Allah, Hayy’dır, Kayyum’dur. 6-) Sizi rahimlerde, nasıl dilerse-öylece-tasvir eden (sûretlendiren, şekillendiren, tüm teferruatıyla ortaya çıkaran) O’dur... İlah (başka vücud) yoktur, ancak HÛ (; ki O) Aziyz’dir, Hakiym’dir. 18-) Allah “La ilahe illa HU”ya, yani “O’ndan başka vücud yok”a şahid olmuştur... (Dolayısıyla çeşitli birim isimleri adı altında gene kendisi) Melaike ve kaimen Bil-Kıst (uluhiyyet hükümlerini kaim kılan, adil) olarak İLİM sahipleri de (bu şahadeti izhar etmiştir)... (Demek ki) Aziyz, Hakiym olan O’ndan başka ilah (vücud) yoktur. 62-) Muhakkak ki işte (İsa hakkındaki) o hak kıssalar... İlah (tanrı)’dan (bir şey) yoktur; yalnız (tek bir vücud) Allah (vardır)... Ve muhakkak ki Allah Aziyz’dir, Hakiym’dir.
NİSÂ SÛRESİ 87-) Allah, O’ndan başka vücud olmayandır... Kendisinde şek-şüphe olmayan kiyamet gününde sizi muhakkak cem’eder... Hadis/söz olarak Allah’dan daha doğru söyleyen kimdir?. 171-) Ey Ehl-i Kitab (zahiri yahudi ve nasara) !.. Diyninizde ölçüyü kaçırıp haddi aşmayın... Allah üzerine Hakk olmayanı söylemeyin... MeryemOğlu İsa Mesih yalnızca Allah Rasûlü ve O’nun (kudsi) Kelimesi’dir... O’nu (O Kelime’yi) Meryem’e ilka etmiştir ve kendinden (Allah’dan) bir ruh’dur (O)... O halde (B sırrıyla) Allah’a ve Rasûllerine iman edin... (Zat’tan sıfatları ayırıp) “Üçtür” (baba-oğul-kutsal ruh; Zat-Hayat-İlim) demeyin (itikat etmeyin)... Sizin hayrınıza olarak (buna) son verin... Allah ancak İlah’un Vahid’dir (Tek Bir Vücud’dur)... Subhandır O (Zat) çocuğu (ortağı) olmaktan... Semavat ve Arz’da ne varsa O’nundur... Vekiyl olarak (B sırrınca) Allah kafidir.
A`RÂF SÛRESİ 158-) De ki: “Ey insanlar!.. Muhakkak ki ben sizin tümünüze Allah Rasûlü’yüm... (O Allah) ki, Semaların ve Arz’ın mülkü O’nundur... İlah (vücud, müessir) yoktur O’ndan ğayrı... (O) diriltir, (O) öldürür... O halde iman edin (B sırrıyla) Allah’a ve Ümmiy Nebî olan O Rasûl’e -ki O (B sırrıyla) Allah’a ve O’nun Kelimeleri’ne iman eder- ve O’na tabi olun ki (Şuhud-i Zat’a) hidayet olunasınız”.
TEVBE SÛRESİ 31-) Allah’ın gayrından ahbar’larını (hahamlarını, bilginlerini), ruhban’larını (rahiblerini) rabler edindiler... MeryemOğlu Mesih’i de (rab edindiler)... (Oysa onlar) yalnızca İlah’un Vahid’e (tek bir vücud, tek müessir olan Allah’a) ibadet/kulluk etmekle emrolunmuşlardı... La ilahe illa HU= O’ndan başka vücud yoktur... O, onların ortak tuttuklarından Subhan’dır (münezzehtir). 129-) Eğer yüzçevirirler ise de ki: “Allah bana kafidir... (Zaten) Ondan gayrı vücud/müessir yok... O’na tevekkül ettim... Ve O’dur, Arş-ı Azıym’in Rabbi (her şeyi ihata etmiştir)”.
YÛNUS SÛRESİ 90-) İsrailOğullarını deniz’den (B sırrınca) geçirdik... (Hemen) fravun ve onun ordusu bağyen (haddi aşarak, zalimce) ve adven (düşmanca) onları izledi... Ta ki ğarak (batış, suda boğulma) ona erişince: “İman ettim ki ilah yoktur, ancak İsrailOğullarının kendisine (B sırrınca) iman ettiği vardır (İsrailOğullarının kendisine B sırrınca iman ettiğinden başka vücud yoktur)... Ben müslimlerdenim” dedi.
HÛD SÛRESİ 14-) Eğer size cevap vermediler ise, (şunu) iyi bilin; O/ (Kur’an) ancak Allah İlmi olarak (B sırrıyla) inzal olunmuştur, ve ilah yoktur ancak HU (O’ndan başka vücud yoktur)... Artık siz (Zat’ta fani) müslimlersiniz (değil) mi?.
RA`D SÛRESİ 30-) Seni de böylece, kendinden önce nice ümmetler gelip geçmiş bir ümmet içinde irsal ettik ki, onlar Rahman’a (B gerçeğince) kafir olurlarken sana vahyettiğimizi kendilerine tilavet edesin... De ki: “O, Rabbim’dir... O’ndan başka vücud yok... O’na tevekkül ettim ve O’nadır metab (tevbe-dönüş)”.
NAHL SÛRESİ 2-) O, Emrinden, kullarından dilediği üzerine, (Bi-) Ruh (ilim) ile melaike indirir: “Uyarın ki Ben’den gayrı vücud yok; o halde benden ittika edin” (desinler diye). 22-) İlahınız ilah’un vahid’dir (bölünmez bir tek vücud’dur)... Ahiret’e (kudret-bilinç boyutuna B sırrınca) iman etmeyenlere gelince, onların kalbleri inkar edici ve kendileri müstekbirun’dur (büyüklük taslayanlar; benlikle kalanlar). 51-) Allah buyurdu ki: “İki ilah (vücud) edinmeyin!... O, ancak ilah’un vahid’dir (tecezzi kabul etmez tek bir vücud’dur)... O halde yalnız Benden korkun (arınıp, fani olun)!”.
KEHF SÛRESİ 14-) Ve onların kalblerine rabıta koyduk (İlahi yakınlıkların artması ve dahası için mücahade gücü verdik) … İşte (o delikanlılar) kıyam ettiler (bir iman ve vahdet abidesi olarak dikildiler) de şöyle dediler: “Rabbimiz, Semaların ve Arz’ın Rabbi’dir… Onun yanısıra ilah (vücud, müessir) edinmeyiz… Andolsun ki eğer aksini dersek o zaman bir şatat (yani: akıl ve mantığın alamayacağı kadar saçma, aslı olmayan bir yalan) demiş oluruz”.
TÂ-HÂ SÛRESİ 8-) (Çünkü O) Allah’dır, O’ndan ğayrı ilah/vücud yoktur... Esma’ül Hüsna O’nundur!. 14-) “Muhakkak ki Ben, evet Ben Allahım!... İlah yok ancak BEN (Ben’den gayrı vücud yok)... Bana kulluk et ve Benim zikrim için salatı ikame et!”. 98-) Sizin ilahınız (yaratanınız, müessiriniz) ancak Allah’dır -ki O’ndan gayrı ilah (vücud) yoktur!... (O) ilmen herşeyi kuşatan genişliktedir.
ENBİYÂ SÛRESİ 25-) Senden önce bir Rasûl irsal etmedik ki Ona: “İlah yok, ancak Ben (= Ben’den başka vücud yok);o halde bana kulluk edin” diye vahyetmiş olmayalım. 87-) Ve ZünNun (balık sahibi’ni, Yunus’u da zikret)... Hani gadaplanarak gitmiş ve kendisini (imtihan; balık karnı ile) sıkıştırmayacağımızı zannetmişti... Nihayet zulumatlar içinde: “Senden gayrı vücud yok; (ancak) seni tesbih ediyorum (başkaca varlığım yok)... Muhakkak ki ben (nefsine zulmeden) zalimlerden oldum” diye nida etti. 108-) De ki: “Bana ancak şu vahyolunuyor: Sizin ilahınız ancak İlah-un Vahid’dir (Bir Tek Vücud’dur)... Siz müslimler (tam faniler) misiniz peki?”.
HAC SÛRESİ 34-) Behime-i En’am’dan (kurbanlık, mismil hayvanlar’dan), kendilerini rızıklandırdıklarımız üzerine Allah’ın ismini zikretsinler diye her ümmet için bir mensek (kurban kesme, saflaşma, yakına erme, ibadet etme yöntemi) kıldık... Sizin ilahınız (yaratanınız, ma’budunuz) İlah-un Vahid’dir (bir tek vücud’dur), o halde O’na teslim olun... Muhbitleri (alçak gönüllü, huşu’ sahiplerini; yani istidatları teslimiyet ve itaata müsayit olanları) müjdele.
MU`MİNÛN SÛRESİ 116-) Melik ve Hakk olan Allah pek yücedir!... O’ndan başka ilah (vücud, yaratan, müessir) yoktur... (O), Keriym Arş’ın Rabbi’dir. 117-) Kim Allah ile beraber başka bir ilah (vücud) çağırırsa (isimlendirirse) -ki ona dair (B gerçeğince) onun hiçbir burhanı (kanıtı) yoktur-, onun hesabı ancak Rabbinin indindedir... Muhakkak ki kafirler iflah etmezler.
KASAS SÛRESİ 70-) O, Allah’dır, kendinden gayrı vücud olmayandır, Ula’da (ilkte, dünyada) da Ahiret’te (sonda, Ahirette) de Hamd O’nundur ve hüküm O’na aittir; O’na rücu’ ettiriliyorsunuz. 71-) De ki: “Gördünüz mü (düşünün bakalım) ?... Eğer Allah geceyi kıyamet gününe kadar üzerinize sürekli kılsa, Allah’ın gayrı size (Bi-) zıya (ışık, aydınlatıcı, idrak) getirecek ilah (vücud, müessir, yaratan) kim (var) ?.. İşitmiyormusunuz?”. 72-)De ki: “Gördünüz mü (ne dersiniz) ?... Eğer Allah gündüzü kıyamet gününe kadar üzerinize sürekli kılsa, Allah’ın gayrı, içinde sükun bulacağınız (kendinizdekini izhar edip, kemalatınızdakini kuvveden fiile çıkarıp somutlaştıracağınız; ya da onların hakkını vereceğiniz) bir (Bi-) geceyi size getirecek ilah (vücud, müessir, yaratan) kim (var) ?.. Görüp idrak etmiyormusunuz?”. 88-) Allah ile beraber diğer bir ilah (ikinci bir varlık) çağırma (isimlendirme) !.. O’ndan başka ilah (vücud) yoktur... Herşe haliktir (yoktur, ölüdür), ancak O’nun vechi müstena... Hüküm O’nundur... O’na rücu’ ettiriliyorsunuz.
SÂD SÛRESİ 5-) “İlahları (müessirleri, varlıkları), ilah’un vahid (Tek bir müessir, Tek bir vücud) mi kıldı?.. Muhakkak ki bu (varlığın tekliği, vahdet) çok acaib bir şeydir!”. 65-) De ki: “Ben ancak bir uyarıcıyım (farketmeniz gereken büyük bir gerçeği haber veriyorum; nefsim için, nefsimle konuşan değilim?) !... İlah’dan (Allah’ın gayrı vücud) bir şey yok, ancak Vahid, Kahhar olan Allah vardır”.
ZÜMER SÛRESİ 6-) Sizi nefs-i vahide (bir tek nefs; evrensel öz)’den yarattı... Sonra ondan (o nefsden) onun eşini oluşturdu ve sizin için en’am’dan (mismil hayvanalar; kuvvelerden) sekiz eş inzal etti... Sizi analarınızın karınlarında, (biyolojik) üç karanlık içinde (ya da hakikatından perdelilik), bir yaratıştan sonra (diğer) bir yaratışa (geçirerek) yaratıyor... İşte size Allah; mülk kendisinin olan Rabbiniz?!... İlah yok, ancak O (O’ndan gayrı vücud yok) ?!... Nasıl (Hakk’dan) çevriliyorsunuz?!.
MU’MİN SÛRESİ 3-) (O,) Ğafir’izZenb (günahı mağfiret edici, örtücü), KabilitTevb (tevbeyi-hakikatına dönmeyi kabul edici), Şediyd’ül Ikab (azabı şiddetli) ve ZütTavl (lutfu ihsanı bol olan)’dır... İlah yok, sadece O (O’ndan gayrı vücud yok)... O’nadır dönüş.62-) İşte budur Allah, Rabbiniz, herşeyin Halikı!.. O’ndan başka ilah (vücud, yaratıcı) yoktur!.. Nasıl (Hak’dan) çevriliyorsunuz?.65-) O’dur Hayy... O’ndan başka ilah (yaratan vücud) yoktur... Diyni O’na halis kılarak O’nu çağırın (O’na dua/kulluk/ibadet edin) artık... Hamd, Rabbül Alemiyn olan Allah’a aittir
FUSSILET SÛRESİ 6-) (Rasûlüm) de ki: “Ben sizin misliniz beşerim, ancak; (öyle ki) ilahınızın (SİZ’i yaratanınızın?) İlah’un Vahid (Bir Tek Vücud) olduğu bana vahyolunuyor (dıştan bilgi gibi, değil?)... O halde O’na istikamet edin ve O’ndan mağfiret dileyin... Veyl olsun müşriklere!”.
HAŞR SÛRESİ 22-) O, kendinden gayrı ilah (vücud) olmayan Allah’tır... Ğayb ve şahadeti daimi bilendir (zira hepsi ilmindedir; O’na göre ğayb yok, vakıftır)... O, Rahman’dır (kemalatlarını izhar için herşeye vücud veren, rahmeti olarak var kılandır), Rahıym’dir (kemalatının önündeki manileri ortadan kaldıran, kendini tanıtan, manevi rahmet sahibidir).23-) O, kendinden gayrı ilah (vücud) olmayan Allah’tır...Melik’dir (cümle yaratıkların mutasarrıfı, mutlak hükümran, tam kayıtsız), Kuddus’dur (yaratılmışlığa ve kevne ait nitelenmelerden, sınırlılıktan mukaddes), Selam’dır (yaratılmışlara selamet ihsan eden, yakiyn halini oluşturan, mü’minlere ‘İSLAM’ın hazmını veren), Mu’min’dir (iman nurunun kaynağı, böylece emin makamı oluşturan; gayb’ın sırlarına açık idrakı meydana getiren), Muheymin’dir (gözetip himaye eden, yüceliği ile kendinden geçiren), Aziyz’dir (Mutlak galip), Cebbar’dır (iradesini zorunlu olarak kabul ettiren), Mütekebbir’dir (Şanına uygun kibriya sahibidir; O’nun büyüklüğünü hiç kimse aşamaz, herşey acz ile malul’dur, gafletin sonu yoktur)... (Ki) Allah, onların ortak koştuklarından Subhan’dır!.