Dünya’nın en büyük ve sınırsız arama motoruna sahip olduğumuzun farkında mıyız? Aslında ben de yeni yeni fark ediyorum. Hem de resim arar iken fark ettim bunu. Etrafımızdaki birçok şeyin aslında insan üzerine yapıldığının da belki de çoğu zaman farkında değiliz sanırım. Ama bu yapılar ile aramızda büyük bir fark var sadece.
Arama motorunun çalışma mantığı basittir aslında. Her an devamlı olarak internetteki tüm ortamı taramaktadır. Bunlar örümcek adı verdikleri sanal robotlar ile gerçekleştirir. Bu sanal robotlar belirli zaman aralıklarında siteleri gezer herhangi bir değişiklik var mı o sitenin içeriği değişmiş mi yoksa aynımı duruyor. Sitede herhangi kötü bir yazılım var mı ve yahut yayın yaptığı konum değişmiş bunları sorgular tarar diğer veriler ile birlikte hepsini tarar. Bunlarla birlikte her sitenin içerisindeki her kelimeyi ve tüm sitenin imajını ( resimlerini ) yüzlerce hatta binlerce bilgisayardan oluşan bir veri merkezine ( veri tabanı da diyebiliriz ) kaydeder. Topladığı verileri de daha sonra arama kutusuna yazılan kelimelerle en iyi eşleştirmeyi sağlamak üzere arşivler. Ayrıca tüm verileri ayrı ayrı kaydeder ve bu süreçte ( zaman içerisinde ) ne kadar değişiklik olduğunu da sentezler. Bu oluşturduğu sentez ile de her siteye bir değer verir. İşte tüm bu süreçler ve veriler karşımıza gelen arama sonuçlarını oluşturuyor. Daha sonra siz devamlı aynı arama motorunu kullanıyor iseniz eğer ilave olarak en çok tıkladığınız sitelerin kategorilerini de ayırıyor. Örneğin bir konu ile ilgili arama yaptığınızda sadece haber sitelerini seçerseniz öncelikli olarak haber sitelerini göstermeye başlıyor. Tüm işlemlerin de sonrasında en sık arama yapılan algoritmaları çıkarıyor. Yani bir nevi kendi kendine soru soruyor ve en hızlı şekilde cevap vermek için bunlar içinde ayrı bir veri tabanı oluşturuyor. En çok aranan soruların hızlıca cevaplarını da bu şekilde veriyor.
En kolay anlatımı ile bir arama motoru ve arama sonuçları böyle oluşturuluyor. Peki bizim ile arasındaki bağlantı nedir der iseniz BEYNİ’ miz!! Beyni’ mizde tıpkı yüksek kapasiteli ve belirli katmanlarında çalışan bir arama motoru gibi çalışır ama sadece birkaç muazzam fark ile!
Etrafımızdaki her şeyi farkında olsanız da olmasınız da kaydediyor. Okuduğunuz her cümleyi, konuştuğunuz kişinin ağzından çıkan kelimeyi kaydediyor. Sokakta gezer iken gezdiğiniz tüm sokakları sokakların taşlarını tüm binaların pencerelerini hatta pencerelerdeki perdeleri saksıları buna benzer her şeyi de kaydediyor. Aynı şey gözlemlediğimiz / yaşadığımız olaylar ile de ilgili. Her gözlememizdeki ya da deneyimlerimizdeki cümleleri kelimeleri resimleyerek ve etiketleyerek arşivliyor. Ve bunları da ayrı ayrı olaylarmış gibi kaydediyor an be an.
Bunu daha basit bir örnekle açıklamak gerekir ise;
Bir arkadaşınızın evine ilk defa gittiğinizi varsayalım. Gidişinizde yine diyelim ki daha önce hiç deneyimlemediğiniz veya hiç gitmediğiniz bir semte gittiğinizi de varsayalım. En başta tüm yol deneyiminizi, yolda konuştuklarınızı an be an kaydedecek beynimiz. Eğer bu gidişiniz çok kolay ve rahat olacaksa bu yolculuğa “iyi” etiketi konulacak. Eğer o gün belki de dikkatiniz dağınık olduğu için ya da belki de başka bir herhangi sebepten ötürü otobüsü kaçıracak, yolu kaybedecek, gideceğiniz noktayı çok daha zor yollardan kat edip bulursanız “kötü” etiketi koyacaktır. Ve daha en baştan siz her o arkadaşınıza gitmeyi düşündüğünüzde yani x kişiye gitmek diye beyninize bir arama sorgusu giderse, çok kolay hemen gidelim ya da oraya gidilmez diye sonuçlar verecektir muhtemelen.J
Ya cennete gider gibi ya da cehenneme gider gibi duygular uyandırabilir bizde. Sonrasında eve vardığınızda x kişinin evine gitmek diye bir yol haritası oluşacak bunun içinde sokaklardaki tüm binalarını gördüğünüz sokak isimlerini dükkânları lambaları kaldırım taşlarını bile içeren tüm verileri aynı arama motorlarının kullandığı sanal robotlar gibi toplayacak ve kaydedecek beynimiz. Eve vardığımız da ise girişi girdiğimiz odaları odaların içerisindeki eşyaların tek tek yerlerini evdeki resimleri evin kokusunu ve bunula ilgili verileri yine toplayacak ve yine kaydedecek gelecekteki bir sonraki arama sorgusu için.
Bununla beraber en sık hangi konu da arama yapıyorsanız beyninizde o konudaki verilere öncelik verecektir. Yine varsayalım ki marangozsunuz, tüm bu verileri kaydeder iken bu konudaki verilere öncelik verecektir muhtemelen. Eve girdiğinizde ilk bakacağınız yerler kapılar, pencereler masa ve sandalyeler olacaktır. Belki de boyacı olduğunuzu varsayarak isek öncelikle bakacağınız yerler evin boyaları olacaktır. Aynı arama motorunda hangi konuda en çok arama yapıyor ve hangi konuya yönleniyorsanız size o verileri öne çıkarttığı gibi!
Galiba bu veriler ile belki de daha eve girmeden de o gecenin nasıl geçeceğini de belirleyebiliyoruz sanırım. Bahsettiğim gibi gideceğiniz noktaya varış konusundaki deneyimimiz iyi ise rahat ve huzurlu bir geceyi eğer kötü diye düşündüğümüz bir deneyim ile oraya vardı isek sanırım tüm gece dönüş yolunu düşünüp azap çekebiliriz. Bu da olayın farklı bir boyutu oluyor.
Bu kısa örnekten devamla tüm gece yaşadıklarımız ayrı ayrı kaydedilecek, üzerine tattıklarımız, hissettiklerimiz, konuştuklarımız da eklenecek. Aynı arama motorunun bir sitenin tüm sayfalarını kaydetmesi gibi. Daha sonra bunlardan belki de binlerce algoritma çıkarak beynimiz yine biz farkında olmadan.
Buna da çok basit birkaç denklem verilebiliriz:
Yol kolay Yemek iyi ama koku kötü ise ;
“ Gitmek kolay, yemekte güzel ama ev kokuyor”
Yol zor, Yemek ve bulunduğunuz ortam iyi ise;
“ Yemekler güzel, ortamda güzel ama çok zor gitmek kim gidecek oraya? “
Yol zor, ortam kötü olduğunu düşündüğünüz zaman ise;
“Hem gitmek zor, hem çocuklar durmuyor gitmesem daha iyi”
Yukarıdaki gibi cevaplar alacaksınız çoğunlukla. Geçmiş deki deneyimlerimizi anımsar isek çoğunlukla böyle cevaplar ve kararlar verdiğimizi hatırlıyoruz sanki. Beynimiz bizim yerimize olasılıkları hesaplayıp çoğunlukla bize en iyi sonuçları vermeye çalışıyor.
Peki ya beynimiz de farkında olmadan yaptığımız her arama/sorgulama doğru değil ise? Eğer farklı bir durum yok ise verdiği her sonuç ( output ) daha önceki verilerin sentezlenmesinden ibaret ise?
Arama motoru ile aramızdaki fark aslında burada başlıyor. Çünkü bir arama motorundaki her sonuç doğru değildir. Yapabildiği elindeki verilerin sentezlemesine dayanarak çıkardığı sonucun en iyisi olduğunu varsaymaktır! Çünkü bunun doğruluğunu onaylayamaz. Bunun doğruluğunu ancak sonuçları yaşayan ( ya diğer bir anlatım ile sonuçları kullananlar tıklayanlar ) söyleyebilir. Eğer bir arama sorgusunda her zaman aynı sonucu getiriyor ve bu sonuç sizi yanlış bir yere sevk ediyor ise sizden beklediği bunu kendisine bildirmenizdir. Ancak o zaman bunun yanlış bir cevap ya da karar olduğunu bilecek ve bu konuda ki kararını değiştirecektir.
Beynimiz ile arama motoru arasındaki fark FARKINDALIK’ ta. Biz beynimizi çoğunlukla sadece arama motoru olarak kullanıyor ve verdiği her sonucu doğru olarak kabul edip ona göre hareket ediyoruz. Aslında sınırsız, sonsuz kapasiteye sahip birçok özellikten mahrum kaldığımızın FARKINDA bile değiliz.
Beynimiz evrenin oluşumunu algılayabilecek ama aynı zaman da bunu sorgulayabilecek ve neden nasıl sorguladığını bile sorgulayabilecek yegâne yapı olduğunu biliyor musunuz? Cevap hayır ise o zaman böyle bir kapasiteden mahrum olduğumuzun da FARKINDA değiliz. Galiba çoğu zaman kolay olanı seçmeyi tercih ediyoruz.
Yukarıda bahsettiğim küçük örnekte verileri kaydeder iken bunları düzenleyebileceğimizi idrak edebilsek! Ve ya farklı bir bakış açısı ile bakabilip diğer verilerinde beynimizin verdiği bu kararlara/cevaplara etkin olmasını başarabilsek! Galiba hayatımızda çok şey değişebilir. Yaşadığımız AN’ı daha objektif değerlendirebiliriz mesela ya da daha mutlu, huzurlu kılabiliriz. Cenneti ve Cehennemi yaratmanın kendi elimizde olduğunun FARKINDALIĞI içerisinde olabilir miyiz?
Mesela o yola gider iken o gün Cuma olduğunu trafiğin zaten olduğunun ama aslında yolun o kadar da zor olmadığının. Yemeklerinin kötü olmadığının aslında herkese göre farklı tat duyusu geliştiğini ve hatta bununda başka bir deneyim olduğu görsek. Ya da o an da çocuklara daha müsamahama göstermek gerektiğini hatırlasak. Acaba daha eşsiz daha mükemmel deneyimler yaşayacağımızın FARKINDA’ mıyız?
Bu idrake erişmenin aslında hep gözümüzün önümüzde olduğunu ve bize Kur’an ile gereken çalışmaların açık ve net bir şekilde bize bildirildiğini görmek mümkün olur mu?
Beynimizin bize verdiği cevapların/komutların sorgulanabileceğinin ve hatta bunları değiştirebileceğimizin FARKINDALIĞINA erişebiliriz. Yaşadığımız olayların, deneyimlerimizin sebep-sonuç ilişkisinden ziyade kendimizden kendimize olduğunu görebilir ve bu idrak ile sistemi “OKU” maya başlayabiliriz belki de.