“B” Yorumları:
Alak Suresi:
1-) Ikra` Bismi Rabbikelleziy halak;
Yaratan (seni izhar eden; sen yoksun, O kaim) Rabbinin ismi (hakikatın olan zati kuvveler) ile (B sırrınca) OKU!.
Bismi; (Bi)ismi. Her isim bir manaya işaret eder. “B” burada; “isme değil, manasına yönelin ve bu manayı kendinizde bulun” anlamı içerir. Öyleyse bu ayet; “Rab isminin manasını kendinizde OKU’yun ki hakikatinizdeki Rab ismi manasıyla/işleviyle yaratandır” şeklinde yorumlanabilir. Evet, insan kainat içinde madde aleminde beden olarak var olur. Alemlerin Rabbi(Rabbül Alemiyn) alemlerdeki/alemlerin Rab işlevidir, alemlerdeki yaratımdır, alemler suretinde yaratımdır, ötede bir tanrı yoktur. İnsan beş duyusu ile maddeyi beyninde algılar yani Rab işlevi insanda maddeyi yaratmış olur.
İnsan; beş duyu sınırları içine giren frekansları değerlendirerek maddeyi kendisi için yaratmış olur ki bu işlevin adı “Bismi Rabbike(senin Rab isminin manası)”dir ve o elleziy halak’tır(ki yaratır). Yani Rab uzakta değildir, bir işlev olarak her şeydedir, ötede bir tanrıda değildir. Abd ve Rab iç içedir. İnsana her şey beş duyusu ve beyninin değerlendirişi ile yaratılmış olur. Adem/insan olmazsa alem olmazdı, alem Ademe/insana göre vardır. Bilmekliğini istemiş Ademi, bilinmekliğini istemiş alemi yaratmıştır; şu an dahi öyledir. Alemi Ademe göre var olur, Ademin beş duyusu ve beynine göre var olmuş olur. Enerji boyutunda ise insan anılır şey değildir, şu an dahi öyledir; madde madde boyutundakilere göre vardır/var olur.
4-) Elleziy’alleme BilKalem;
O (Rabbin) ki, (O Rabbani özellikleri ve o genetiği) (Bi-) Kalem (?) ile ta’lim etti.
Bilkalem; Bi-Kalem. “B”; bahsi geçen kalemin maddi bir kalem olmadığı, kalemin işlevini dikkate alıp manasıyla bu ayete yönelinmesi gerektiği işaretini verir. Baştaki “B” insanın kendisinde olan soyut bir manadan bahsedildiği işaretini verir. Ve akıl beş duyudan gelen verileri işleyen (yazan) bir kalem(Bikalem) hükmündedir. Öyleyse “Bilkalem”; “insandaki soyut kalem olan akla işarettir(aKıL; KaLem!)” şeklinde yorumlanabilir. İnsan, hayatını “akıl kalemi(Bikalem)” ile yazar.
Her şey insana Bi-Kalem ile talim olur. Asıl Tek Kalem “Aklı Küll”dür. İnsanın Aklı Küll’den nasibi ise Bi-Kalemdir(aklı cüzz). Bi-Kalem Aklı Küll’den açığa çıkar, Bi-Kalem’in orijini Aklı Küll’dür. Bi-Kalem(aklı cüzz) sayesinde insan maddeyi algılar, Bi-Kalem ile madde var olur, Bi-Kalem’e göre madde var olur. Aklı Küll’ün örtünme işlevi ile Bi-Kalem açığa çıkar ki bu sınırlı akıl kendisini beden olarak değerlendirir.
Beş duyu sınırları içine giren frekansları alıp beyinde değerlendirmesi sonucu maddeyi kendi için yaratmış olur(Bismi Rabbike!). “Ki Bi-Kalem ile talim etti” denmesinin anlamı bilebildiğimiz kadarıyla bu manadır. Beş duyu sınırları değiştirildiğinde algılanan alem de farklı olmaktadır. Gözümüzle madde algılanırken, mikroskopla madde altı boyutu algılanır. Bu gerçekte algılanan algılayana, algılama aracına göre var olur; frekans sınırlaması ile algı ve algılanan yaratılmış olunur.
12-) Ev emere Bittakva;
Yahut Takva (korunma; tevhid) ile (B sırrınca) emretti ise?!.
Bittakva’nın başındaki “B”; bu takvanın yani korunmanın maddi bir şeyden maddi bir korunma değil, manayı korumaya dönük manen korunmaya işaret eder. İnsanın manasındaki hakikatini koruması, hakikatini kendi bilincine örtmemesi, kendisini maddi bir beden olarak görmemesi anlamına dönüktür. Yani Bittakva manen bir korunmadır, hakiki mana varlığını korumadır, şuursal hakiki varlığıyla yaşama, bu halden uzaklaşmama, kendini et-kemik beden sanmama haline işarettir.
,
Bitakva şuurda sağlanası bir bilinçlenme halidir. “B” işareti; işi bilince/şuura/akla yöneltir. İnsanın hakikatinin, özünün yani asıl manasının, aklındaki özüne ait mananın, bilincindeki hakiki varlığına ait bilginin, şuurundaki gerçek varlığına dönük ilminin korunmasıdır. Ete kemiğe bürünenin kendisini et-kemik beden sanma halinden korunması, hakiki varlığının bilincinden uzaklaşmaması, BEN’inini(hakiki varlık şuurunu) beninden(birimsel benlikten) korumasıdır. “Bir BEN var bende, benden içeri” şuuruyla, BEN bilincinde kalmasıdır.
14-) Elem ya`lem BiennAllahe yera;
(B gerçeğince) bilmedi mi ki Allah muhakkak görür?.
BiennAllahe yera; Bi-muhakkak Allah görür. “B”; “muhakkak ki Allah manasında olarak görür, görmesi maddi bir gözün görmesi değildir; Allah’ın görmesi o şeyin hakikati/manası olarak o şeyi bilmesi, gerekli aşamaları oluşturmasıdır” anlamında yorumlanabilir. Her şey Allah manasından açığa çıkar, her şeyin hakikati Allah’tır. Allah’ın bilmesi/görmesi/duyması; iki ayrı şeyden birinin diğerini bilmesi… değil, Allah Sistemi içinde Allah manasından yaratılanlardan açığa çıkanların karşılığının oluşmasıdır.
Bilmedi mi ki Bi-muhakkak Allah görür. Her şeyin hakikati Allah manasına dayanır. Her açığa çıkan mananın karşılığı olarak dengeyi sağlayacak bir mana oluşur. Hiçbir mana boşlukta, karşılıksız kalmaz, dengeyi bulur. Muhakkak ki/gerçek bu ki/kesinlikle Allah manası; her mananın karşılığını oluşturan, her manayı dengeleyen, denge/nötr noktasıdır. Açığa çıkan hiçbir mana başıboş kalmaz, mislini(dengini) kişi için oluşturur. Aksi halde varlık o an tamamen yokluğa gömülürdü. Çünkü mananın karşılığının üretilmemesi manada eksilmeye ve sonuçta da kesin yokluğa sebep olurdu. Ama hayat devam ediyor ve değişik evrelerde devam etmeye devam edecektir. Çünkü dengeleyici Allah manası her an yeni bir oluştadır.
15-) Kella, lein lem yentehi lenesfe`an BinNasıyeh;
Hayır (iş sandığı gibi değil) !... Andolsun ki eğer vazgeçmez ise, elbette o (Bi-) nasiye’yi (alnını, başının ön kısmını B sırrınca) şiddetle yakalayıp çekeriz.
,BinNasiyeh; Bi-alın. “B”; alnın/başın ön kısmının/ön beyinin maddi yapısına değil, manasal işlevine işaret eder. “B” ile “nasiye’nin(alnın, ön beynin) işlevine yönelin ve manaya ulaşın” işareti verilmektedir. Ön beyin insana birimsellik, benlik, bedensellik aşılar. Ve insanın asıl şiddetle yakalanıp çekildiği an o andır. İnsana cezayı veren de aslında kendisidir, o anıdır, o halidir… Allah’ın Seri-ul Hasib olması, bu manada düşünülmelidir. Kişi seçimleriyle aynı anda kendisini cezalandırmış olur. Kişi bedenselliğe düştüğü an, o bedensellik hali kendisine kestiği cezasıdır. Yani seçim ve ceza iç içedir, seçimin kendisi aynı zamanda cezadır(karşılıktır).
Hayır!... Andolsun ki(Sistemin kaçınılmaz gerçeği ki!) eğer vazgeçmez ise(kendisini beden sanmaya devam ederse!) elbette(bu halinin doğal sonucu olarak!) şiddetle yakalayıp çekeriz(bedensel şartlar içine hapsederiz!) Bi-nasiye’yi (birimsellik aşılayan beyni ile bedensellik anlayışı içinde yaşatırız!). Böylelikle o kendisindeki Rab işlevi ile yaşayamaz, kendisindeki Rab işlevinin Ekrem/ikram/keramet özelliğini açığa çıkaramaz, Rabbine salat edemez yani Rab işlevine yönelip hidayeti oluşturamaz.
Hiçbir şey insanın dışında değildir, hiçbir şey insana dışından verilmez, insanın hidayeti kendisindeki Rab işlevi ile gerçekleşir. Ötede bir tanrı yoktur ki insana hidayet sunsun. İnsan hidayete bilincindeki ilimden, şuurundaki manadan, özündeki hakikatinden erecektir. İnsan kendisini nasıl görüyorsa, o kalıba bilinci hapsolmuş olarak yaşamına devam edecektir. Dünyada ama(bilinci kör, hakikatinden habersiz) olan, ahirette de ama olacaktır. İnsanı ancak kendisi kurtaracaktır, gerisi vesiledir. İnsanın bilincinde gerekli mana yer almıyor ise vesilelerin de ona yararı olmaz.
Kalem Suresi:
2-) Ma ente Binı`meti Rabbike Bimecnun;
Sen, Rabbinin ni’meti ile (o ni’met sayesinde; B sırrınca o ni’met olarak) bir (Bi-) mecnun (deli, aklı örtülmüş) değilsin.
“Binı’meti; Bi-nimet. “B” bu nimetin maddi bir nimet değil, hakikatini oluşturan manasal bir nimet olduğuna işaret eder ki Rabbike ifadesi bu nimetin kendisindeki Rab işlevi olduğunu açıklar. Aklının gücüyle manasal anlamda nimetlendiğini, “Bimecnun değilsin” açıklamasıyla ifade eder. Bimecnun’un başındaki “B”; mecnun ile kastedilenin sıradan deli insan olmadığı, “hakikatine/manasına aklını örtmüş değilsin, aklı fonksiyonsuz değilsin, aklın ile hakikat indinde fonksiyon sahibisin, Rab işlevini aklınla açığa çıkaransın” manasına açılım yapar.
Rabbike ifadesi bir sen varsın, bir de senden öte bir Rab var da o senin Rabbindir anlamında anlaşılmamalıdır. Rabbike, senin Rabbin, senle Rabbin “Rabbi-ke” gibi birleşiktir, birdir. Rabbike ile ifade edilen mana sendeki Rab işlevidir. Ve sen farkında olsan da olmasan da her an bu işlevi maddi ve manasal anlamda kullanmaktasın. Rab işlevini maddi anlamda kullanmaktasın ki bu işlevle maddeyi var algılarsın. Manasal anlamda da Rab işlevini şuurundan enerji boyutuna dönük kullanmaktasın.
Her duygu ve düşünceler kuantum aleminde işleme giriyor ve gücüne göre bir çıktı oluşturuyor. Her an mevcudattan tüm girdiler kuantum vücudunda değerlendirilip ortak bir çıktı mevcudata yayılıyor. Bu çıktıda güçlü girdiler etkili olurken, güçsüz girdilerin işleme etkisi zayıf oluyor. Olumlu-pozitif girdiler on misli güçle sisteme etki ederken, olumsuz-negatif girdilerin etkileri bire birdir/aynıdır. İyiliğin gücü on misliyle etkili olmasaydı kötülük kıyametin çoktan kopmasına sebep olurdu. Allah’ın rahmeti gazabını geçmiştir(1/10).
6-) Bieyyikümülmeftun;
(Bi-) hanginiz meftun (fitneye tutulmuş, mecnun) dur.
“B”; “hanginizin manası(şuuru/bilinci) fitneye(bozuluma) uğramış” anlamı katarak, maddi bir fitneden/bozulmadan bahsedilmediği işareti verir. Yani, hanginizin bedeni değil, hanginizin manası/bilinci bozulmuştur, anlamı katar. Bilinci bozulan ise kendisini et-kemik beden olarak düşünür ve ölümle birlikte toprağa karışıp yok olacağını düşünür.
Halbuki madde olan toprağın hükmü ancak madde olan bedenedir. Ama insanın ömür boyu birlikte olduğu bir de mana varlığı vardır. İşte toprağın hükmü bu mana varlığı gömmeye yetmez. Çünkü her şey boyutundakinde etkilidir. Ölen bedendir, insanın manası/bilinci ölümü tadar, tatmak ise geçici bir haldir, insan manasıyla/bilinciyle yaşamına devam eder.
7-) İnne Rabbeke HUve a`lemu Bimen dalle `an sebiyliHİ, ve HUve a`lemu Bilmühtediyn;
Muhakkak ki senin Rabbin, yolundan kimin saptığını (B sırrınca) daha iyi bilir... O, doğru yola/hidayete erenleri de (B sırrı gereği) daha iyi bilir.
Bimen dalle an sebiyliHİ; (Bi)kim O’nun yolundan sapan. “B”; O’nun yolunun maddi bir yol olmadığı, manevi(manasal) bir yol olduğu için konmuştur. Ki bu manevi yoldan sapan da “kişinin manasıdır(Bimen!)”. Manevi yol, manasal yoldur.
İnne Rabbike HU; muhakkak ki senin Rabbin O’dur. Senin Rab manan O’ndan sapmak üzere işliyorsa, sen bu mana ile ilimlenirsin ve O’ndan(isim, resimden arı sırf Teklikten) saparsın. Rabbinin hakikatinin O olduğunu anlayamazsın, O’ndan ayrı bir varlık vehmi ile Teklikten sapmış olarak çokluk içinde “ben yaptım, sen yaptın, benim, senin, …” zannıyla yaşarsın.
“Ve HU”; ve O. “Ve a’lemu Bilmühtediyn”; ve bilir Bi-hidayete erenleri, manalarını hidayete kavuşturanları. Yani manada hidayete ermek. Rabbin yani beynine giren manaları değerlendirip manalar açığa çıkaran akıl mekanizman ifsat olmamışsa yani bilincin bozulmamışsa manasındaki hidayete yani O’nun yoluna kavuşur. O’nun yolu şuurdur, şuursal özelliklerdir; akıldır, aklın yoludur; bilinçtir, bilinçli olmaktır; ilimdir, bilginin yoludur.
40-) Selhüm eyyuhüm Bizâlike za`ıym;
Sor onlara: Onların hangisi buna (böyle bir şeye B sırrınca) kefildir?.
Bizalike; (Bi)buna’yı anlamak için 35-39. ayete bakmak gerekir.
35-39) Müslimleri, mücrimler gibi kılar mıyız hiç?.Ne oluyor size?... Nasıl hüküm veriyorsunuz?.Yoksa sizin bir kitabınız var da ondan mı ders edip okuyorsunuz?. Ki onun içinde beğenip seçtiğiniz herşey (keyfinize göre hükümler) sizindir (Allah’ın yarattığı Sistem ve düzen’e tabi değilsiniz mi?). Yoksa sizin bizim üzerimizde “Kendiniz ne hüküm verirseniz, muhakkak sizindir” diye kıyamet gününe kadar ulaşan (sürecek) yeminleriniz mi var?.
Bizalike ile kastedilenin Bi-yeminleri olduğu anlaşılıyor. Baştaki “B” bu yeminin sözden öte manalarında yani bilinçlerinde taşıdıklarını, böyle bir inanç geliştirdiklerine işaret ediyor. Ayetlerden sistemin insana değil, insanın sisteme tabi olduğu, her insanın düşüncesine göre oluşacak ayrı sistemlerin olmadığı/olmayacağı, herkesin aynı sisteme tabi olduğu/olacağı anlaşılmaktadır. Bu ayetler herkes anlayışına göre oluşturduğu bir sistem içinde ölüm ötesinde yaşayacaktır(!) düşüncesinin yanlışlığına dikkati çekmektedir.
Sünnetullah(Allah Sistemi) tekdir, değişmez, herkes için aynıdır. Örneğin dünyada bile herkes Sünnetullah’ın bir bölümü olan doğa kanunlarına tabidir, ki ölüm ötesi Sünnetullah kanunları da herkes için geçerlidir. Sunnetullah’a form veren Allah’tır(sınırsız vücud), insan(sınırlı vücut) değildir. Aksi ne akla uyar, ne de Kur’an’a. Sınırsız vücud sahibi sınırsız mevcudun çalışma sistemine form verir, sınırlı vücut sahibi insan form veremez, insanın kendisi forma girendir, bundan dolayı insan Sistemi/Kanunu değiştiremez, kendisi bu değişmez sisteme tabidir.
41-) Em lehüm şurekâ`u, felye`tu Bişürekâihim in kânu sadikıyn;
Yoksa onların ortakları mı var?... Eğer doğru söyleyenler iseler, getirsinler (Bi-) ortaklarını!.
Bişürekaihim; bilinçlerinde oluşturdukları maddi olmayan manasal(B) ortaklar. Zanlarını O’na ortak koşmaları, hevaslarını tanrı edinmeleri, vehimlerine kapılmaları. Yani, O’na ortak olabilecek bir varlık yok ama, onlar bilinçlerinde böyle bir mana oluşturuyorlar işaretini “B” veriyor. Kimi bilincinde kasıtlı olarak O’na ortak oluşturur, kimi ise bilinçsiz olarak O’nu bazı esmalarını dikkate almadan değerlendirir ve O’nu bazı manalar ile sınırlar.
Ve o kişi bazı esmalar ile sınırlamış, bazı esmaları es geçilmiş bilincindeki o manayı O’na manen ortak koşmuş olur. Öyleyse hayrı ve şerriyle her şeyi(insan, melek, cin, şeytan, hayvan…) O’ndan bilmek gerekir, çünkü her şey esması iledir. Ve O zatıyla(Ahadiyetiyle/Sırf Teklik haliyle) her şeyden(ki bu mertebede hiçbir şey yoktur!) Bari’dir, Subhan’dır, Gani’dir, Ekber’dir.
44-) Fezerniy ve men yükezzibu Bihazelhadiys* senestedricuhüm min haysü la ya`lemun;
(Rasûlüm) artık beni ve bu hadisi (Kur’an’ı B sırrınca) yalanlayanı (başbaşa) bırak... Onları hiç bilmedikleri taraftan tedrici olarak helake götüreceğiz (istidrac yaparız).
“Bihazelhadiys”; “Bi-bu hadisi”n ne olduğunu anlamak için 42 ve 43. ayete bakmak gerekir.
42-43) Baldırdan açılacağı (herşeyin görüleceği) ve secde’ye davet olunacakları gün, (secdeye) muktedir olamayacaklardır.Gözleri huşu’da (dehşetten önlerine eğik), kendilerini de bir zillet kaplamış oldukları halde... Halbuki onlar salimler (sapasağlam; vefattan önce) iken de secde’ye da’vet olunuyorlardı.
Bu ayetlerden bu hadisin; “secdeye davet olunmak” olduğunu anlıyoruz. Başındaki “B” ile(Bihazelhadiys) ise; bu secdenin maddi bedensel bir secde olmadığını, yani birinin önünde başını yere koymak olmadığını, manasal(şuursal) bir secde olduğunu, birimsel varlık anlayışından arınıp, yaşananlara rıza gösterip, rıza makamına yükselmek olduğunu anlıyoruz. Bedensel secde bile bu manayı şuursal olarak hallenmek, birimsel varlık anlayışından arınmak ve yaşanılanlardan razı olmayı sağlamak amacına dönük sembolik bir ifade ediştir.
(Bi)bu hadisi yalanlamak, her şeyin her an esmaya secde halinde olduğunun bilincinde olmadan yaşamak anlamındadır. Ki bunun farkında olmayanın yaşamı da birimsel varlık anlayışı ile çokluk algısı içinde benliğine dönük sürüp gider. Onun hayatı isyan, kavga, yarış, sahiplenme, hile gibi olumsuz manalar içinde devam eder. Kendisi için oluşturduğu bu manevi cehennem içinde azap çeker. Ayette geçen “hiç bilmedikleri taraf” onların kendisidir, çünkü onlar kendilerine zulmedenin kendileri olduğunun da farkında değillerdir. Allah kullarına zulmetmez, ama insan kendi kendisine zulmeder, hakikatini hissedip gereğini yaşamadığı için.
49-) Levla en tedarekehu nı`metun min Rabbihi lenübize Bil`arai ve huve mezmum;
Eğer Ona Rabbinden bir ni’met erişmemiş olsaydı, aşağılanmış halde (B gerçeğince) çıplak araziye atılırdı (kendine terkedilirdi).
Bil’arai; (Bi)çıplak arazi. Üstünde bir şey bitmez, verimsiz, kurak arazi, kurak kara. Ama başında “B” var. Demek ki bu arazi maddi bir arazi değil. “B” işareti bu arazinin manasal/şuursal bir arazi olduğunu vurguluyor. Eğer ona Rabbinden(aklındaki işlevden) bir nimet(Zikir, fikir, akletme) erişmiş olmasaydı, (Bi)çıplak araziye(tefekkürsüz, verimsiz bilinç haline) atılırdı(düşerdi), ve o aşağılanmış olurdu(bilinci hakikati oku’yamazdı, değerlendiremezdi).
Ona bu akletme nimeti dışındaki bir Rabden gelmiyor, beyninin Rab işlevini akletmesinden geliyor. Ve o bu akıl nimeti ile manasını güçlendiriyor, hayata a’la(yüce) olan Rab indinden bakıyor. O Rabbani olarak yaşıyor, Rab işlevi ile yaşıyor. Onun Rabbi ötedeki bir tanrı değil. Onun Rabbi kendi manasında bulduğu özellikler(esmaların işlevi). O imanın, inancın gücüyle kendisini Teklik indinde bulmuş olarak, BEN VÜCUD şuuruyla yaşıyor.
Ve “BEN’i gören HAKK’ı görmüştür” diyerek, Hakk’ın da ötede bir tanrı olmadığını vurguluyor. O bilincine BEN VÜCUD’una dönük manaları yüklemiş olarak Teklik şuuruyla yaşıyor. Onun vücudu et-kemik bedeni değil, onun vücudu esma temelli mana vücududur. Çünkü o artık kendisini öyle görüyor, bilincini Allah boyasıyla boyamış, şuuru abdden Rabbe, halktan Hakka sıçramış. Bu bilinç halini hallenmiş, bu şuurla yaşıyor, Bi-Vücudu(bilinç vücudu, manası, hakikati) O olmuş.
51-) Ve in yekâdülleziyne keferu leyuzlikuneke Biebsarihim lemma semi`uzZikre ve yekulune innehu lemecnun;
Muhakkak ki o kafir olanlar, Zikri işittiklerinde az kalsın (Bi-) gözleri ile seni devireceklerdi... “Muhakkak ki O, bir mecnundur” diyorlardı.
“Biebsarihim; Bi-gözleri. Gözlerindeki mana. Kafalarındaki fikirleri gözlerinden okunuyordu, gözleri konuşuyordu, düşmanca bakıyorlardı. Gözlerinin yapısal şekli değil, gözlerinden yansıyan düşmanca bakışa, gözlerinden okunan manayı vurgulamak için başına “B” konmuş. İçlerinde taşıdıkları düşmanlık gözlerinden yansıyordu, düşmanca bakıyorlardı, hasetleri gözlerinden okunuyordu. Kendilerinin örttükleri, karşı çıktıkları bilgiyi işittiklerinde, örtülü mana gözleri, örtülü iç gözleri, içlerinde taşıdıkları mana, gözlerinden yansıyordu, düşmanca bakıyorlardı. Gözlerindeki bu manaya işaret için başına “B” konmuş, tamam olmuş.
Sanırım bu örneklemeler ile “B” anlamı; mana olarak daha somutlaşmakta, anlaşılır olmaktadır. “B”nin artık manaya işaret olduğu, bilinçteki ilme, şuursal hale, aklımızda yer edenlere, kalbimizden geçirdiklerimize, içimizde taşıdıklarımıza, hakikatimize, manamıza, inanç hale getirdiklerimize işaret olduğu fark edilmektedir. Bismillah ile Allah isminin manasının şuurumuzdaki yerinin, bilincimizdeki karşılığının kastedildiği anlaşılmaktadır. İlmel Yakıyn ile Allah manasının içeriğinin esma manaları ile doldurulması, Aynel Yakıyn ile bu esmaları kendimizde ve çevremizde Oku’yabilmeye, Hakkel Yakıyn ile esma tabanlı Tekliğin gereğinin hallenerek yaşanması olduğu sonucu açığa çıkmaktadır. Ki Hakkel Yakıyn hali kuru bir bilginin ötesinde Resullerde mucize, evliyada keramet halleri şeklinde “klasik fizik” ötesi (metafizik) haller zuhur etmiştir. Bayram ki O “BA”, YARİM ola…