Beden Her An Oruçlu!..

21 / Eylül / 2009 / Saim yusuf / saimyusuf@hotmail.com
Saim Yusuf
Bir ramazan ayı daha bitti, ama oruç bitmedi…
Ve şuur bedenin hep oruçlu olduğunu fark etti.
Evet, beden her an oruçlu, hem de tüm duyularıyla birlikte…
 

Göz görmeye karşı oruçlu…
Gören bedenimizdeki göz değil.
Göz sadece bir araç, aldığı sinyalleri beyne ileten.
Göz her zaman her şeye karşı oruçlu, görme yasaklı.
Asıl gören ruhun gözü olan Basir.
 

Kulak duymaya karşı oruçlu…
Duyan bedenimizdeki kulak değil.
Kulak sadece bir araç, aldığı sinyalleri beyne ileten.
Kulak her zaman her şeye karşı oruçlu, duyma yasaklı.
Asıl duyan ruhun kulağı olan Semi.
 

Dil konuşmaya karşı oruçlu…
Konuşan bedenimizdeki dil değil.
Dil sadece bir araç, aldığı sinyalleri beyne ileten.
Dil her zaman her şeye karşı oruçlu, konuşma yasaklı.
Asıl konuşan ruhun dili olan Kelam.
 

Burun kokuya karşı oruçlu…
Koklayan bedenimizdeki burun değil.
Burun sadece bir araç, aldığı sinyalleri beyne ileten.
Burun her zaman her şeye karşı oruçlu, koklama yasaklı.
 

Dil tatmaya karşı oruçlu…
Tadan bedenimizdeki dil değil.
Dil sadece bir araç, aldığı sinyalleri beyne ileten.
Dil her zaman her şeye karşı oruçlu, tatma yasaklı.
 

Ten dokunmaya karşı oruçlu…
Dokunan bedenimizdeki ten değil.
Ten sadece bir araç, aldığı sinyalleri beyne ileten.
Ten her zaman her şeye karşı oruçlu, dokunma yasaklı.
 

Ve beyin görmeye, duymaya… karşı oruçlu…
Hep karanlıktır başın içi, görüntülere oruçlu.
Hep sessizdir başın içi, seslere oruçlu.
 

Bir yanılsamadır madde, insan ona oruçlu.
Hiç kimse görememiştir, dışındakinin aslını.
Hep görmüştür bir noktada, içindedir hepsi.
 

Özünde gördüğünü dışına yaymıştır.
Kendini et-kemik bir beden sanmıştır.
Halbuki bedenin gözü kördür, göremez.
Kulaklarım dediğin sağırdır, duyamaz.
 

Beyin ise araçtır, ettir, bilemez.
Ruha gelir tüm sinyaller, ruh görür, ruh duyar.
Bunun kanıtıdır, görüp durduğun rüyalar.
Rüyalarında kapalıyken duyular kim görür, kim duyar…?!
 

İnsanlar uykudadır, kendini madde sanır, ölünce uyanır.
Uyku ölümün kardeşi, uykuda yaşayan, ölünce de yaşar.
 

Beden her an oruçlu, ruh ise oruç tutmaz.
Ölümü tadınca beden, oruca gerek kalmaz.
Her zaman gören ruhtur, duyan ruhtur.
 

Et-kemik bedenle sınırlı olsaydın eğer,
Mevcudatla aranda kopukluk olsaydı eğer,
Hiçbir şey göremez ve duyamazdın, var olmazdın.
 

Kainat içinde olmasaydı eğer, hiçbir şeyi göremezdin, duyamazdın.
Sende olmayanı göremezsin, duyamazsın, dokunamazsın, bilemezsin.
Kendini sınırlı görme, sen sınırlı bir varlık olamazsın, bu mümkün değil.
Sende olmayanın, açığa çıkması ve onu senin algılaman olanak dışı, imkansız.
 

Çince bilmeyen Çince konuşamaz, içimizde olmayan dışımızda görünmez.

Gördüklerin, duydukların, yaşadıkların, senden sanadır, yoksa var olamaz.

Sen bedeninle sınırlı olsaydın, en fazla, o da belki, sadece bedenini görürdün.

Halbuki çok şeyler görüyor, duyuyor, yaşıyorsun, hepsi senden sanadır, bilesin.

Esfele safiliyn’den (madde batağı, akılsızlık sefaleti) ahseni takviym’e(T-kavim hasenesi, kavim olduğunun şuuru) yönelesin.

Kendini bir kavim bil, kavi ve güzel olan bu; madde batağında akılsızlıkla sefil olmayasın.

Sen bir kavimsin, gördüklerin, duydukların dışında değil, senden sana açılmakta.

Yoksa sen onları ne görebilir, ne de duyabilirdin, bu mümkün değil, imkansız.

Ruhundan izletilmekte sana tüm yaşadıkların, bir kavimsin sen, bunu anlamalısın.

Kopukluk yok, parça yok sende, bir alemsin sen, buna inanmalısın.

Kasem ederim Tiyn’e, Zeytun’a, Tur-u Sina’ya ve şu emin beldeye ki(hepsi özünde)…

Muhakkak ki insan Ahseni Takviym üzere yaratıldı.

O ise kendini esfele safiliyn’e haps eder…

Bedeni oruçlu olduğunu fark edenlerin ruhları bayram etsin…

Beden ölür, ruh ölmez, ruha bir araz değmez, oruç ruha yasaktır…

Gören O, duyan O, yaşayan O, sınırsız ve sonsuz O…
 


ALLAH’ın Selamı üzerimize olsun…