Bi-Hur-i İyn (AYN)

12.01.2010 / Muhammed Hakan /mhmdhkn@gmail.com
Muhammed Hakan

Bismillahirrahmanirrahiym
Esselatü Vesselamü Aleyke Ya Rasulullah!

 

Bi-Hur-i İyn (AYN)
بِحُورٍ عِينٍ

 

Dûhan, 54; كَذَلِكَ وَزَوَّجْنَاهُم بِحُورٍ عِينٍ
Kezâlik* ve zevvecnahüm Bi hurin iyn;
İşte böyle... Onları (B sırrınca) Hur-i İyn (iri gözlü, gözlerinin beyazı çok beyaz, siyahı çok siyah, beyaz tenli dişi eşler-huriler) ile tezvic ettik (çiftleştirdik, eşleştirdik).
Tûr, 20; مُتَّكِئِينَ عَلَى سُرُرٍ مَّصْفُوفَةٍ وَزَوَّجْنَاهُم بِحُورٍ عِينٍ
Muttekiiyne alâ sururin masfufetin, ve zevvecnahüm Bi hurin iyn;
 “Sıra sıra dizilmiş serirler üzerinde yaslananlar olarak”... Onları Hur-i İyn (iri gözlü, gözlerinin beyazı çok beyaz, siyahı çok siyah, beyaz tenli dişi eşler-huriler) ile (B sırrınca) ile tezvic ettik (çiftleştirdik, eşleştirdik).

 

ح و ر عِ ي ن
Ha-Vav-Ra-Ayn-Ya-Nun

 

Hani bir söz vardır ya “Gözler kalbin aynasıdır” diye. Bu ayetin içinde bulunan Ha ve Ayn harfleri ne güzelde bunu ifade etmiş. Ha harfi ile işaret edilen Arş yani kalb, Ayn harfi ile işaret edilen varlığa ayna (eş) olma, aslında Huri manasını çok güzel açıklayı veriyor. Bi-Huri İyn diye ifade edilen ve kişinin kendi varlığında bu mananın var olduğuna dikkat çeken bir işaret. Kendi ötemizde ne kadarda arar durduk bir güzel gözlü huri ve cennet edindik ötemizdeki boyutu kendimize. Ayırdık alemleri kendimiz alem iken. Kendimiz Adem iken aradık hep ötemizdeki “Havva’yı” (Ha-Vav-Elif?). Huri dediğimiz Havva’miz hep AYN ile AYNımız iken öteledik durduk her sabah uyandığımızda aynaya baktığımız halde. Her sabah baktığımız ayna bize haykırırken bu gerçeği, biz ölüm ile uyanıpta fark etmeyi bekledik bu gerçeği.

 

Ayn-Ya-Nun (İyn) ile kendi hakikatımızdaki AYNın (eşin), velayeti suretlenmiş halimin daha ne kadar ötemde arayacağım bilemiyorum. Benim arşıma zırh olan kaburgamın bulunduğu boyutun, Muhammedi boyut (kap çakrası, aurası yeşil) olduğunu ve bunun bana eş olduğunu daha çok düşüneceğim bu iştahla… Vav ile bendeki er-Rahman ve yaradılışın boyutlarını, bende olanın zaten öyle olması gerektiğini daha çok düşüneceğim… Belkide ömrüm hep ötelerde bir Havva aramakla geçecek ve Havva’mı ararken ömrüm ağlamakla geçecek… Bulacağım mutlaka Havva’mı ve buluşacağız o Kutsal ev’de, benim iki kaşımın arasında olan… Ve ben belkide kadını et kemikten bilip, Rahiym sıfatını hep öteleyeceğim anamın Rahmini inkar ederek. Başımı duvarlara vursam yeridir, cennetimin anam olduğunu çok çabuk unutmuşum bu dünyaya gelerek kendimi ikileyerek… Daha çok bin sayıp BİRi arayacağım…

 

Daha çok vuracağım ben o kapıya açılması için ama hiç öğrenemeyeceğim bu kapının ancak içeriden açıldığını. Ve bu kapı eğer birgün açılırsa ayın öndördü gibi kendi varlığımın cemalini göreceğimi. Yüzümdeki Ayn ve Elif hatlarını bakamadığım güneşe bakar gibi göreceğim… Belkide bu arzular içinde ebediyete intikal edeceğim ve geç kaldım diyeceğim, herşeyin vakti zamanında olduğunu bildiğim halde…
İmam Cafer-i Sadık (a.s) derki; “Dini ve İmanı hakkında söğüt yaprağı gibi titremeyenin sonu tehlikededir.” Bir acaip derde düştüm, artık nerde bir söğüt yaprağı görsem soracağım ona sarı çiçeğe sorar gibi, “seni titreten sırrı söyle bana ey yaprak!”

 

Allah’ın Vedud ismine mazhar olsam,
Bundan daha güzel Huri mi var?
Allah’ın Cemaline mazhar olsam,
Benden gayrı bakire Eş’mi var?

 

Allah’ın Kahhar ismine mazhar olsam,
Benden gayrı yok olan mı var?
Allah’ın Rezzak ismini mazhar olsam,
Cennette bundan gayrı meyve mi var?

 

Tüm Huri, Bakire ve eşlere mazhar olsam,
Benden gayrı güzel bir kemal ile cemal mi var?
Sonsuz isimlere mazhar olsam,
Bunda gayrı zevkü sefa mı var?

 

Her esma ile yeniden bakireye mazhar olsam,
Ey Hakan sende Ha Kef Nun var.
Arş-ı Ala’yı seyr için Ha-Elif olsam,
Benden gayrı alemde kalb mi var?

 

Sema’nun üzerinde seyre dursam,
Kaf içinde Kaf-Elif-Fe den fazlası var,
Suretimin kemaline, cemaline şahit olsam,
Nun ile Ya-SiyN den güzel Hakk mı var?

 

Ah dostum, sen Allah’ın Cemalini yani cennetine girdinmi bilki dünyada beşeri aşkların birer kırıntı Vedud ile tecelli eder ama Cemalullah’ta (Cennette) sonsuz sınırsız ve bitmeyen bir kaynak ile Vedud tecellisine mazhar oldunmu şöyle diyeceksin; “Bu bizim önceden yediğimiz şeydir.” (Bakara, 25)

 

Sureti Muhammed Hakan değildir var eden esma'i,
Hakikatı Muhammedi tecelli ettirir esma'i,
Gel gör gir sende bu Rahman'ı esma'i
Sırrı 'Ş'a'ra'b' tır bu, sarhoş olan bilir esma'i

 

Selam’daki Elif ile...