Biz Gaipler Değil İdik!..

09 / Ocak / 2011 / Saim yusuf / saimyusuf@hotmail.com
Saim Yusuf

7 - A`RÂF SÛRESİ

 

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

 

1-)
Eliyf, Lâââm, Miiiym, Saaad: Tek/Doğru/Zat'ın(Eliyf) İlmin'den/Üst Akıl/Cibril(Lam); Muhammed'(as)e/Secde halinde olana/Değerlendirene(Miym), Sadr'ına/Şuur'una(Sad)

 

2-)
Kitabün ünzile ileyke: Sana inzal edilen bir Bilgi’dir.(Ötedeki bir tanrıdan değil, sana özünden sadrına/şuuruna inzal olandır! Euzu Billah...Bismillah...La ilahe illa Allah!)

 fela yekün fiy sadrike harecün minHü: Artık senin sadrında HU’dan bir sıkıntı/hariçlik olmasın.(Çünkü HU Bilgi’si sana senden inzal edildi. HU’yu sen kendi sadrında buldun. HU, sadrından hariç/öte/uzak değil!)
li tünzire BiHi: Nezir/uyarı için(nazar olunan/nazır olan/adak ettiren), hakikatinde/özünde(Bi) HU. (senden öte/uzak değil; sadrında nazar edilen, nazır olan, benliği adak ettirendir HU!)

ve zikra lil mu’miniyn; Zikir/hatırlatmadır, müminler için( Hakikatindeki/sadrındaki HU’ya yönelenler için! Onlara sadırlarındaki HU’yu  hatırlatmadır, bu Bilgi/Kitap!)

 

3-)
İttebiu ma ünzile ileyküm min Rabbiküm: Tabi olun, sizin Rabbinizden size inzal olana.(Siz de sizin sadrınızdan inzal olan Bigi ile HU’ya yönelin. HU’yu kendinizde bulmaya çalışın. Dışınıza, öteye yönelmeyin. Bulan kendinde buldu. Siz de kendinizde bulun. HU sadrınızda bulunasıdır. Başkasının kendisinde bulduğu ile avunulası değildir!)
ve la tettebiu min duniHİ evliya`*: Ve tabi olmayın, HU’nun dunundan/gayrısından velilere.( Velileri hakikatinizdeki HU’ya ulaştıran rehberler edinin. Onların açıklamalarını hakikatinizde arayın, bulun. Onlar HU’yu kendilerinde buldu. Siz de kendinizde bulun. Onların kendilerinde bulduğu HU’ya değil, kendinizde olan HU’ya yönelin. Onları ilah edinmeyin, HU’yu gayri/öte bilmeyin, ötelemeyin, hakikatinizde bulun!..)

kaliylen ma tezekkerun: Ne kadar da az tezekkür ediyorsunuz(HU’yu kendinizde değil, gayrınızda arıyorsunuz. Velilerin kendilerinde buldukları HU’yu, siz kendinizde aramıyorsunuz. Gayrınızda olanın bulduğu HU’ya yöneliyor, kendinizdeki HU’ya yönelmiyor; HU’yu kendinize yakıyn değil, öte kılıyorsunuz!).

 

4-)
Ve kem min karyetin ehleknaha: Helak ettiğimiz(ortadan kaldırdığımız) karyelerden(şehir, topluluk/bedenlerden, nefslerden) niceleri(var). (Bedensellik ve benlik zannını ortadan kaldırdığımız nice veliler var! Bakınız, ayetler hep birbirini devamı, öncekine bir atıf var! Bundan dolayı bu ayette anlatılan mana, önceki ayette geçen velilerin hali ile ilgili!.. Onun için karyeler kelimesi ile işaret edilen asıl mana, beden şehrindeki benlik zannı oluşturan topluluktur!.. Velilerde bedensellik ve benlik zannı ortadan kalkmıştır…)

 fecaeha be`süna beyaten: Geceleyin bizden bir zorluk/zorlama(be’süna) ona geldi. (Ona geldi de bizden bir zorlama(hakikati idrak ile hiçliklerini müşahede), geceyi/hiçliği tattılar. O veliler HU Bilgisine hakikatlerinde erdiler de mevcudu(beden ve benlik zannını) karanlık/gece/hiçlik indinde buldular, bunların yokluğuna, Hu indinde Hiçliğe(A’ma) şahit oldular...)

ev hüm kailun: Veya onlar kaylule (gündüz uykusu) yaparlarken. (Onlar/veliler mevcudu bir hayal/uyku hali olarak müşahede ettiler. “Alemlerin aslı hayaldir, varlık kokusu almamıştır” dediler. Her şeyin ilmi bir hayal olduğunu fark ettiler. Bilimsel gelişmeler de şu an, onların eriştiği ilmi doğrulamaktadır...)

 

5-)
Fema kâne da`vahüm iz caehüm be`süna illâ en kalu: (Onlarda ilmi ba’s sağlayan) Zorlamamız onlara geldiğinde, onların nidaları şunu demekten başka bir şey olmadı:

inna künna zalimiyn: “Doğrusu biz zalimler imişiz”.(Nefsimize zulmetmişiz. Nefsimizin hakikatini kavrayamamışız. Beden ve benlik zannına kapılmışız. Hakikatimizden uzak düşmüşüz. Ayrı-gayrı varlık zannına sapmışız. HU’nun dunundan/gayrından varlıklar edinmişiz. HU’nun A’ma/Hiçlik halinde oluşunu değerlendirememiş, varlık zannına kapılmış, ilmi hayali gerçek sanmışız…) 

 

6-)
Felenes`elennelleziyne: Muhakkak ki soracağız/sormaktayız,

ürsile ileyhim: Onlara irsal edilenlere. (Herkese, her an HU Bilgisi irsal olmaktadır. Üstteki ayette “sormaktan” maksat, her şeyde bu irsalin olduğunun kesinliğine işarettir!.. İş ki hakikatimizdeki HU’ya(BiHİ!) ait irsal olunan bu Bilgi/Kitap Oku’nabile…)

velenes`elennel murseliyn; Ve elbette soracağız/sormaktayız, irsal olanlara. (Her şey hakikatimizdeki HU’dan irsal olmakta, elbette her şey HU’nun irsali(RasuluHU!) olmakta!.. La ilahe illa HU!..)

 

7-)
Felenekussanne aleyhim Bi ilmin: Onların üzerine Bi-İlim ile(hakikatlerindeki ilim olarak!) elbette kıssa edeceğiz. (Onlar elbette hakikatlerindeki ilim ile hayat sahibi olucudurlar. Onların varlığı, sergilenen ilmin var sandırması iledir.

Gerçekte “İlla HU”, HU A’ma/bilinmezlik/Hiçlik halindedir; HU, varlık ve yokluğun hal olarak ötesindedir!..)

ve ma künna ğaibiyn: Biz gaibler (onlardan öte, olanlardan habersiz) değil idik(Bi-ilim olarak onların hakikatinde işlevde idik). (HU olarak da hakikatinizdeki ilmin BizZat özünde idik. Sizin hakikatinizdeki ilmin özünde/manasında HU olarak; A’ma/Hiçlik Bilgisi irsal olmaktadır!.. Her şey, her an Hiçliğe yol almakta, Hiçliği tatmaktadır... HU, her an yeni bir şen'de olarak Hiçliği tattırmaktadır...)