Dehr

12 Temmuz / Aralık / 2011 / Rufeyde Jale HEKİMOĞLU // rufeydejale@mynet.com
Rufeyde Jale HEKİMOĞLU

Bu sabah her zaman bindiğim otobüsü kaçırdım ve  Aşiyan’dan gelen otobüsü beklemeye başladım. Onu da kaçırdığımı düşünmeye başlamıştım ki otobüs göründü. Otobüsün kapısının önünde duran hanım biraz geç binmeme sebep oldu. Şöförün “günaydın hoş geldiniz” demesiyle şaşırmakla birlikte hemen gülümseyerek cevap verdim.

Karşılıklı koltuklarda boş bir yer vardı ama ayakta da bir sürü insan vardı birinin yeridir belki diye bakınırken o dörtlüde oturan bir amca “günaydın nerede kalın hoş geldin seni bekliyorduk biz de” dedi.  Kapının önündeki hanımefendi nedeniyle geciktiğimi anlatıp oturdum boş koltuğa, bir yandan da “kusura bakmayın beklettiğim için” dedim gülümseyerek. “Müsaade iste geç öyle bekleme herkesi oyalarlar seni geciktirirler” dedi. Bir an ne oluyor neler söylüyor bu amca diye düşünürken; gerçekten nezaket göstereyim, ayıp olmasın derken kimbilir ne kadar gecikiyorum, oyalanıyorum ki bu uyarı geldi bana diye düşündüm. Gereksiz oyalanmayacak gerekli olduğunda müsaade isteyip geçecek yoluma devam edecektim bundan sonra.

Amcanın duraktaki köpekleri işaret ederek “şu güzelliklere bak, bunlara köpek denmiş, diğerlerine aslan,  böyle yaratılmışlar kimi vahşi, kimi uysal, kimi güçlü kimi zayıf çeşit çeşit işte” demesiyle dikkatim tekrar ona yöneldi.

-         İnsan da öyle değil mi? Dedim. Dememle bir amca

-         Kur’an okur musun dedi.

-         Tabi ama Türkçesinden okuyorum henüz Arapçayı öğrenemedim. Bir ara girişimim oldu biraz harf ve yazıyı öğrendim ama devam edemedim dedim.

-         Olacak inşallah, bu kadar niyetlenmişsin o da olacak inşallah. Dehr suresini bilir misin dedi.

-         Evet İnsan suresi diye cevap verdim.

       Keyifli bir ifade ile;

-         Dehr; zaman, çok uzun zaman, bin yıllık zaman, dünya anlamlarına gelmekle birlikte, Alemin varlığının başlagıcından son bulmasına kadar olan bütün zaman dilimi demektir. Dehr suresine 5. ayetinden dolayı “Ebrar” suresi de denir. Bu surenin kısmen Hz. Ali (r.a.) hakkında nazil olduğu rivayet edilir. İnsan suresinde insanın orijini, dehr boyutu, insanın terbiye süreci, ahde vefa, şükür, küfür, öz sevgisi, secde ve tespih ilişkisi, Allah’ın dilemesi, dilediğini tasavvufa sokması konuları açıklanıyor.(aman Allahım dedim içimde Lütfi Filiz’in Noktanın Sonsuzluğu isimli eserinin ilk cildini okuyordum birkaç gündür ve en son okuduğum bölümde bahsedilen konulardı bunlar)

-         İlk ayette geçen “Hel”, “geldi”, bir şeyin manasına yaklaştığını veya gerçekleştiğini ifade etmek için kullanılır ve “hakikaten geldi, yaklaştı” anlamı taşır. Bununla insanın yaratılışının, kainatın yaratılış tarihinden sonra olduğu kesin bir ifade ile anlatılmıştır. Bunun hikmeti ise derece derece terbiye edilip seçilmek suretiyle  olgunlaştırılarak başlangıç ve gayeyi anlayacak Allah bilgisi ile yükümlülük sırrını alabilecek bir hale getirilerek bilinç ve çabasıyla ileri doğru daha yüksek bir hayata seçilmek için, imtihan ve bela ile deneme meydanına sevk edildiği anlatılır.

Allah kendinde manen gördüklerini  hüvezzahir esmasında da görmek isteyerek kainatı, kainatta kendini görmek içinse insanı yaratmıştır. Kainata yokluk(adem) aynası, insana ise kıdem(bilgi) aynası denmesinin sebebi budur.

 

“Ayinedir bu alem her şey Hakk ile kaim

Mir’at-ı Muhammed’den Allah görünür daim”

 

-         Allah gizlide kalıp, zuhurda olan Rasulullah’la  gizlenmiştir.  Rasulullah’ta gizlenmiş olan varlık hepimizde gizlenmiş değil midir kızım? Allah gaipte değildir, ama gözle görülmediği için gaipte denmiştir. O’nu aşikar kılacak olan insandır. Gaybı görmek için dış göz işe yaramaz, ilim gözü, bilgi gözü, kalp gözü denilen basiret gözünün açık olması gerekir.  “Dünyada kör olan ahrette de kör olacaktır” demiştir Allah Kur’anda . Allah zatı ile görülmez, çünkü herkes kendi kolunu, bacağını, karnını görür amma kendine kimlik veren başını, yüzünü  bir ayna olmaksızın göremez. (Allah’ım neler oluyor böyle neler söyleniyor bana deyip kulaklarımı daha da fazla açıp çenemi iyice kapatarak dinliyorum, etrafa bakıyorum sanki kimse bizim farkımızda değil ne konuştuğumuzu duymuyor gibi kendi havasında…

-         “Allah’ı öbür alemde göreceğini sananlar yanılıyor, burada göremeyen orada hiç göremeyecek. Allah bivücut olduğuna göre her vücut O değil midir? Hepsini oynatan O değil midir? (Sözler tokat gibi çarpıyor sanki yüzüme Ahmet, Mehmet, Ayşe, onu dedi, bunu yaptı vayyy bana…..)

-         Rasulullah’ı göremiyorsak, O’nu hiç göremeyiz. Hz. Şah-ı Velayet “Ben görmediğim Rabb’e ibadet etmem”derken, Rasulullah’ta pek az kişinin görebildiği O özü görmüş idrak etmişti. Kıdemi görebilmek için temiz bir adem aynası olmak gerekir. İnsan sadece etle kemikten ibaret değildir, insanı insan yapan düşüncedir. Bedense bu düşüncenin kılıfı muhafazasıdır. İnsan bir nur, bir kandildir.

                  Topu topu üç durak , on dakika yol gitmiştik en fazla ama bana bir an gibi kısa, bin an gibi uzun gelmişti sanki. Son duraktaydık ve kalkamıyordum sanki yerimden.

-İyi günler, senin adın ne? Demesiyle güç buldum kendimde

-Yarın yine gel Rufeyde dedi. Ben de “iyi günler, teşekkür ederim” diyebildim kısık bir sesle.

      İşe gelene kadar bir yandan kitabımı okudum, bir yandan da okuduklarımla O zattan duyduklarımı örtüştürmeye çalıştım, düşündüm…

      Kandilini yakabilenlere mübarek olsun.. Hu…..