Fatiha Suresi Ve The Secret(Sır)!..

17 / Ağustoz / 2009 / Saim yusuf / saimyusuf@hotmail.com
Saim Yusuf

“Çekim yasası " benzer benzeri çeker" der. Böylece bir şey düşündüğünüzde ona benzeyen diğer düşünceleri de kendinize çekersiniz. Düşünceler manyetiktir ve birer frekansları vardır.
Aklınızdan geçirdiğiniz düşünceler, Evren'e yollanarak, aynı frekansta bulunanları manyetik güçlerin etkisiyle size doğru çekerler. Göndermiş olduğunuz her şey kaynağına Size geri döner. Siz düşünceleriniz aracılığıyla frekans yayan birer yayın kulesi gibi insanlarsınız. Hayatınızda herhangi bir şey değiştirmek istiyorsanız, düşüncelerinizi değiştirerek frekansı değiştirin. Şu an düşünmekte olduklarınız, gelecekteki yaşantınızı oluşturmakta. Üzerinde en çok düşündüğünüz ya da üzerine en çok odaklandığınız şey hayatınız olarak karşınıza çıkacaktır. Düşünceleriniz somutlaşır…/Her şey enerjidir. Siz bir enerji mıknatısısınız ve bu yüzden, elektriksel enerji vererek istediğiniz her şeyi kendinize, kendinizi de onlara doğru çekiyorsunuz. Siz ruhsal bir varlıksınız. Siz enerjisiniz, enerji yok edilemez, sadece şekil değiştirir. Dolayısıyla size ait katıksız öz, daima varolacak. Evren düşünceden doğmuştur. Bizler sadece kendi kaderimizi oluşturmakla kalmıyor, etrafımızınkini de oluşturuyoruz. Ulaşabileceğiniz fikirler size sınırsızca sunulmaktadır. Bilgiye dair her şey, keşifler, buluşlar hepsi birer olanak olarak Evrensel Akılda, insanoğlu tarafından ortaya çıkarılmayı beklemektedir. Her şeyi bilincinizde tutmaktasınız. Hepimiz birbirimize bağlıyız ve hepimiz Bir'iz. (The Secret/SIR kitabından)”

 

Fatiha Suresi Allah’ı övmek için mi okunur?.. Allah’ın övülmeye, methedilmeye ihtiyacı yoktur!... Fatiha’yı Allah’a isimlerini, özelliklerini hatırlatmak için mi okuyoruz?... Biz okusak da okumasak da Allah sınırsız esmalara, özelliklere zaten sahiptir!.. Fatiha’da geçen Allah ismi ve özelliklerini Allah’ı yad etmek için mi anıyoruz?.. Allah bizim hiçbir şeyimize muhtaç değildir, ansak da BİR’dir anmasak da!.. Öyleyse; Fatiha Suresi’ni kimin için okuyoruz, okuduğumuzdan ne anlıyoruz?.. Fatiha Suresi’ni okumanın bize faydası ne?.. Fatiha Süresi bize hangi sırrı/sırrımızı açıklıyor?.. Euzu’nun, besmelenin manası ne, okunmasının amacı ne, bizi nereye yönlendiriyor?... Hamd’ın Allah’a ait olmasının manası ne, bize dönük yansıması, yararı ne?.. Alemlerin Rabbi nasıl bir şey, Rabb işlevi alemlerde yaratımı nasıl gerçekleştiriyor?.. Rahman, Rahiym özelliği üzerine işleyen sistem ne, sistemde Malik güç, Melik kuvveler neler?.. Din günü ne, nerede, ne zaman gerçekleşir?..

 

“Yalnız sana kulluk ederiz ve yalnız senden yardım dileriz” sözünü kim kime söylüyor?.. “Hidâyet et bizi o Sırat-ı Müstakım’e; O sırat ki İN’ÂM’da bulunduklarının yoludur... Gadap edilmişlerin değil. Ve sapanların değil.” sözünü kim kime söylüyor?.. Allah bir tanrı mı ki ötemizde ikincimiz olarak görülüp ona tapılıyor?.. Kur’an’ın anası Fatiha hangi ana yolu gösteriyor?.. Kitab’ın açıcısı Fatiha hangi bilgiyi açıyor?.. “The Secret” farkıyla Fatiha’yı bir kez daha OKU’yalım, bakalım hayatı OKU’yabilecek miyiz?!.. Ne de olsa Kur’an’ın sırrı Fatiha’dadır, OKU’nan bu SIR nedir ki Fatiha bu ana yolu, temel esası açıyor, açıklıyor?.. Fatiha hayatımıza nasıl bir güzellik sunuyor, neyimizi değiştirmemizi hedefliyor, hangi yasayı duruyor?.. İstemek ve inanmak, hayatınızı, yaşamınızı değiştirecek!..Kesin istek, şeksiz-şüphesiz inanç ile Feth et nimetleri!.. Bolluğu gör, bolluğa dal!..Güzel düşün, güzeli çek!.. İyi ol, iyilik bul!.. Doğru ol, doğruluk bul!.. Kötü, zararlı, olumsuz düşünceler olmasaydı kötülükler var olamazdı!..

 

 “Euzü Billahi mineş Şeytanir Racıym”,

Recmedilmiş şeytandan Billah’a sığınırım.

 

Euzü; sığınırım, şuurumla yönelirim, bilincimi yöneltirim…

 

Billahi; özümdeki Allah’a,  sınırsız varlığa, tek vücuda…

 

Mineş Şeytanir Raciym; recmedilmiş şeytandan, uzaklaştırılmış aldatan vehimden…

 

Özde teklik-birlik var, gözdeki ayrılığa-çokluğa aldanma…

 

Hiçbir şey birbirinden ayrı, parça, izoleli değil; bütünlük var…

 

Her şey birbirine bağlı, bütün, ilişkili; kopukluk yok…

 

Sınırlı, parça, sıkışmış, yalıtılmış bir varlık değilim…

 

Et-kemik bedeniyle kısıtlı, ona mahkum, hapis değilim…

 

Maddeye hapsedilmiş, haline terkedilmiş bir varlık değilim…

 

Şuuru, bilinci, düşünceleri ile sınırsızlığa açık bir varlığım…

 

Bu sınırsızlık içinde hayatın ortasında yaşamın içindeyim…

 

1-) “BismillahirRahmânirRahıym”;

Bismi Allah olanın Rahman ve Rahim’iyle.

 

Bismillah; Allah ismi özümde, özümde sınırsızlık manası var…

 

İrRahmânirRahıym; özümde sınırsız güç ve üretim var,..

 

Beyin gücüm ve üretimi var, düşüncelerimin gücü ve üretimi var…

 

Beynimde ürettiğim düşünceler sınırsız bir güce sahip…

 

Bu üretilen düşünceler mekan ve zaman sınırı tanımayacak güçteler…

 

Beynimden çıkan düşüncenin gücüyle sınırsız manalar üretiyorum…

 

Sınır tanımaz düşünce gücümü koruma ve rahmet oluşturacak şekilde üretmeliyim…

 

2-) “ElHamdu Lillahi Rabbil’Alemiyn”;

Hamd alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.

 

ElHamdu Lillahi; hamd Allah’a aittir, hakiki övgü Allah manasına kavuşana aittir.

 

Gerçek başarı beyin gücünü koruma ve rahmet amaçlı sınırsızca kullananlara aittir.

 

Asıl övünülecek hal, düşüncenin gücüyle sınırsızca üretenlere aittir.

 

Övgüye layık en değerli iş; tek vücudu fark edip, düşünceye sınır koymamaktır.

 

Düşüncenin gücünü kullanıp üreten, en övülesi gıpta edilesidir.

 

Düşüncenin gücüyle korunup rahmete ulaşan, en övülesi değere sahiptir.

 

Rabbil’Alemiyn; alemlerin Rabbi, alemlerde Rabb işlevini kullanan.

 

Sınırsızlık manası ile alemlerde yaratımda bulunana aittir övgü .

 

Asıl kazançlı kişi düşüncenin sınırsızlığıyla alemlerde tasarruf edendir.

 

Övülecek en değerli kazanım, düşüncenin alemlerdeki Rabb işlevini fark etmektir.

 

Övgü, yüksek mevki; vitriyet mertebesindeki sıfatların izhar olduğu Ruh ve melaike sahibi tek vücud Ferd yaşamı şuuruna erene aittir.

 

Övülesi gerçek yol, vitriyet mertebesi olan kuantsal boyutun alemlerdeki Rabb işlevini fark etmek, dalga boyutundaki yaratım sisteminin işleyen yasasını kullanabilmektir..

 

En büyük övülesi başarı; düşünce dalgalarının alemlerdeki yaratımına yönelme, düşüncenin gücünü, üretkenliğini fark etmek, yaratımdaki rolünü çözmektir.

 

3-) “er RahmânirRahıym”;

Rahman’dır, Rahiym’dir.

 

“er RahmânirRahıym”; Rahman’dır Rahıym’dir, güçlüdür-üretendir, korunmuştur, rahmete ermiştir.

 

Kuantum boyutu, kuantlarıyla güç ve üretkenlik sahibidir.

 

Düşünce dalgaları kuantum boyutunda güç sahibidir, üretimde bulunur.

 

Kuantum boyutundaki kuantlar düşünce dalgalarını korur, rahmetiyle karşılığını oluşturur, yok etmez.

 

Kuantum boyutundaki yasayı fak eden; mananın sınırsızlığını kavramış, düşünce gücüyle üretime geçmiştir.

 

Rahman’dır; olumlu, pozitif, güzel, yapıcı, güçlü düşünceler üretir.

 

Rahiym’dir; rahmete, sevgiye, iyiye, barışa dönük düşünceler üretir.

 

Olumsuz, negatif, yıkıcı, zararlı, yanlış düşüncelerden uzaktır.

 

Zulme, kavgaya, nefrete, kine, öfkeye dönük düşüncelerden uzaktır.

 

Kendini zayıf, sınırlı, güçsüz, kısıtlı, sönük, pasif, yetersiz görmez.

 

Duygu ve düşüncelerimi olumlu, pozitif, güçlü, etkin, keskin kullanmalıyım.

 

Duygu ve düşüncelerimi rahmete, sevgiye, barışa, iyiliğe, güzelliğe, başarıya, doğruya yönelik olarak kullanmalıyım.

 

4-) “Maliki/Meliki YevmidDiyn”;

Din gününün Maliki’dir/Meliki’dir.

 

“Maliki YevmidDiyn”; din gününün/anının/boyutunun malikidir/güç sahibidir.

 

Din; yol, yasa, kanun, sistem…Gün; boyut…Maliki; güç sahibi…

 

Din günü denen kuantsal boyut sistemine maliktir, sistemin yasasını bilir.

 

Düşünce gücünün bu boyuttaki etkisini bilir, çekim gücünü anlar, sistemin malikini/gücünü anlar.

 

Düşüncelerden açığa çıkan kuantların kuantum boyutunda benzerlerini çekme gücünü fark eder.

 

Çekim yasası üzerine işleyen sisteme maliktir, benzerler birbirini kendine çeker.

 

Bir mıknatıs gibi çekim yasası üzerine işleyen sisteme maliktir, bu gücü görür, kullanır.

 

 “Meliki YevmidDiyn”; din gününün melikidir.

 

Kuantum boyutunun melikidir, kuvveleridir, kuantlarıdır.

 

Kuantum boyutundaki benzerlerini kendine çeken yasanın/sistemin kuvvelerdir.

 

Kuantum boyutundaki kuantlar benzerlerini kendine çeken güç, kuvvelerdir.

 

Kuantlar, kuantum boyutunun malik ve melikidir, güç ve kuvveleridir.

 

Beyinden çıkan kuantsal dalgalar kuantum boyutundan benzer kuantları kendine çeker.

 

Düşüncede açığa çıkan dalgalar kuantum boyutunda benzerlerini kendine çeker, bu güce ve kuvveye maliktir, meliktir.

 

Kuantum boyutunda kuantların içinde bulundukları işleyen sisteme kulak verir.

 

Bakın, kuantum boyutundaki kuantlar sıradaki ayette ne diyor, lisani hal ile insanın aklına:

 

5-) “İyyaKE na’budu VE iyyaKE nesta’iyn”;

Yalnız sana kulluk ederiz VE yalnız senden yardım dileriz...

 

Yalnız sana kulluk ederiz; sen ne düşünüyor, ne hissediyorsan, korkuların, sevinçlerin, üzüntülerin neyse hepsini bir istek olarak değerlendirir, benzerlerini bulur sana getiririz, senin kullarınız.

 

Biz senin kullarınız, her halin, düşüncen, hissin her an bizim için bir emirdir, ayrımsız bir istektir.

 

Bunları ayrım yapmadan bir istek olarak değerlendirir, yerine getirmek için sana kulluk ederiz.

 

Yalnız senden yardım dileriz; bizi yönlendiren senin duygu ve düşüncelerindir, olumlu-olumsuz her biri bizi harekete geçirir.

 

Olumlu-olumsuz, pozitif-negatif, yapıcı-yıkıcı, iyi-kötü, doğru-yanlış, güzel-çirkin ayrımı yapmadan tüm duygu ve düşüncelerin, her halin, hislerin bizi tetikler ve yola çıkarız.

 

Bunlar bizden istediklerindir, sen bilincinde olsan da olmasan da, bunlarda değişiklik yapmazsan belli bir süre sonra bunları fazlasıyla hayatına getiririz, biz senin tam itaatkar kullarınız.

 

Rahman işlevine sahibiz, düşünce dalgalarını alır koruruz, yok etmez hemen de karşılığını vermeyiz, değiştirirsin diye süre tanır, her düşünce dalgasını değerlendiririz.

 

Rahiym işlevine sahibiz;  rahmetle muamele ederiz, düşüncelerini değiştirmen için biraz bekleriz, değişmezse uygulamaya dökeriz, değişirse yenilerini üretiriz.

 

Öyleyse; çok geç olmadan duygu ve düşüncelerimizi kontrol edip, doğru yola sevk etmek gerekir, ki kuantlar da lisani hal ile sıradaki ayette bunu tavsiye ediyor:

 

6-) “İhdinasSıratal’müstekıym”;

Hidâyet et bizi o Sırat-ı Müstakım’e;

 

Hidayet et bizi o doğru yola, sınırsız Allah manasının Rahman ve Rahiym olan alemlerde Rabb işlevi gören Malik/Melik yoluna.

 

Mananın açığa çıktığı beynindeki düşüncelerin koruma ve rahmet oluşturacak kuantsal dalganın güç ve kuvvesine, o şuura ulaştır.

 

Düşüncelerinden oluşan biz kuantsal dalgaları hidayete ulaşmak için doğru yol üzere, bilinçli olarak kullan.

 

Rahman ve rahiym oluşturacak olumlu, yapıcı, iyi, güzel, selam, barışa dönük düşünceler içinde ol, kuvvelerini güçlü şekilde kullan.

 

Kuantsal boyuttaki benzer mana yüklü dalgaların birbirini çekmesini, sisteminin çalışması bu en kısa, kestirme, doğru yola dayandığını, düşüncelerin benzerleri çekme kestirme yoluyla neticeyi oluşturduğu fark et.

 

7-)”Sıratalleziyne en’amte aleyhim”; “Ğayril’mağdubi aleyhim”; “Ve laddaaalliyn”;

O sırat ki İN’ÂM’da bulunduklarının yoludur... Gadap edilmişlerin değil. Ve sapanların değil.

 

O yol ki, ilahi sıfatları kullananların yoludur, nimete görüp, bolluğa kavuşanların yoludur.

 

Nimeti, bolluğu görüp benzerlerini fazlasıyla kendilerine çekenlerin yoludur.

 

Kendine verilen nimetlerin değerini bilip, bolluğu düşünen bolluğu kendine çekecektir.

 

Aklın kuvvelerini, düşüncenin gücünü Rahman ve Rahiym manası üzere kullanan, merhameti gören rahmete erecektir.

 

Olumlu, iyi, güzel, yararlı, yapıcı düşünceler iyiyi, güzeli görüp düşünmekle elde edilir, bu düşünceler açığa çıktığında iyilikler, güzellikler çekilir.

 

Kuantsal boyuttaki biz kuantların doğru yolunu nimet şuuruna hidayet ettir.

 

Duygu ve düşüncelerinle nimeti gör ki benzerlerini fazlasıyla sana ulaştıralım.

 

Benzerleri çekme üzere kurulu çalışan yasanın bu doğru, kestirme yolunu bolluk görerek, bolluğu kendine çekmek için kullan, içinde bulunduğun sıkıntılardan hidayete ulaş.

 

Bu yolu olumsuz, yıkıcı, zararlı, gazaba dönük olarak kullanma, bu yoldan sapma.

 

Yanlış, olumsuz, zararlı, yıkıcı, kısıtlayıcı, kilitleyici düşünceler içine girip kendine gazap etme, nimeti görme halinden sapma.

 

Kendini sınırlı et-kemik bedenden ibaret görme, kendini küçük görme, kendini pasif, yalıtılmış görme, kötü düşünceler üretip kötülükleri kendine çekme, gazaba uğrama, sapanlardan olma.

 

Nimeti gör nankörlerden(nimete kör) olma, kendini kilitleyip kendine zulüm etme, düşüncenin gücüne yönel, onu olumlu yönde kullan.

 

Özündeki mananın sınır tanımaz mekan-zaman ötesi işlevine yönel, düşünce ve hislerinin alemlerdeki, evrendeki yaratma özelliğini fark et.

 

Ne ekersen onu biçersin, güçlü tohumlar ek, güzel üretim elde et, tohumu gör, nimete kavuş.

 

Şüphe ile değil kesin inançla, olacağına emin olarak, zerre kadar şek-şüpheye düşmeden, olanı kanıt edinerek, nimeti gör ve bolluk hayatına aksın. Evrenin özündeki Allah manasına yönel ki evrenin kıyameti koptuğunda, evrensiz ortada kalmayasın. Bedenin için sürekli isteme ki ölümü tadıp bedenin elinden gittiğinde bedensiz ortada kalmayasın. Bedenini ve evreni  amaç edinme, Evrenin ve bedeninin özü olan Allah manasına, şuura yönel. Kendini bu boyutta bul, kendini böyle bir varlık olarak hisset ve yaşa! Ölüm ötesine götüremeyeceğin şeyleri bilincine ayak bağı yapma, bedenin ihtiyaçlarına aşırı yönelip kendini beden sanma, ona tutsak olma!.. Esmalar, sıfatlar cennetine gir; şuurunun, bilincinin kuvvelerini kullanmayı öğren, kendini bu boyutta bul. Bu hali kendine yol edin, bu hali şuuruna kazı, bedenine, evrene değil!.. Evreni ve bedenini bu şuura ermek için araç olarak kullan, antreman olarak düşün, amaç olarak görme. Yol yolcu içindir, bu yolu tüm yolculuğunda kullanacak şekilde hiçbir şeye bağımlı hale gelmeden edin!.. Manalar cennetine, şuurun cennetine gir!..

 

SONUÇ:

 

Sınırlı vücut bilincinden uzaklaşıp, özümdeki sınırsız vücud şuuruna yönelirim…Özümdeki sınır tanımaz manam güç ve üretimdedir, koruma ve rahmeti gereği verir…Alemimdeki yaratım, övgüye değer özümdeki şuurumun sınırsızlık manası ile olur…Bu sınırsız mana vücudu güç ve üretimi koruma ve rahmeti gereği sunar, duyg ve düşüncelerime hizmet eder…
Sınırsız mana boyutumun(kuantum boyutu) sisteminin Malik yasasını Melik uvveler(kuantlar) bana işlevleriyle duyurur:“Yalnız sana kulluk ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. Hidayet et bizi o doğru yola, o yol ki nimet verdiklerinin yoludur, gazap edilmişlerin değil ve dalalettekilerin değil.”

 

Duygu ve düşüncelerim, his ve fikirlerim sonucu beynimden yayılan dalgalar kuantum dalga boyutunda yer alır. Beynimden yaydığım mana yüklü dalgalar, benzer frekanstaki dalgaları mıknatıs gibi kendine çeker. Kuantum boyutunda kuantsal dalgalar bana kulluk eder, beynimden yayılan dalgaları bir istek, emir gibi değerlendirir, benzerlerini kendine çeker ve dileklerimi gerçekleştirirler. Kuantlar tam itaatkar kullarımdır, merhamet gereği frekans güçleri nispetinde tüm dileklerimi yerine getirmeye çalışırlar. Her halimi, sözümü, düşüncemi, hissimi duygularımı her an bir emir olarak değerlendirirler.

 

İçselleştirdiğim, özümsediğim, gerçekten inandığım, gönlümün onayladığı, kalbimin desteklediği gerçek duygu, düşünce ve isteklerim güçlü olduklarından kuantum boyutuna sıçrama yapar. Bunlar kuantum dalga boyunda benzer frekanstaki dalgaları kendilerine çekerler. Bu çekilen dalgalar hayatıma madde, olay, fikir vs. olarak yer bulur. Böylelikle kuantlar bana kulluk yapmış olurlar. İlk hareketi benim beynimdeki duygu ve düşüncelerden alırlar, bunları isteğim olarak değerlendirirler, benzerlerini çekip bana sunarlar.

 

Kuantlar benim tam itaatkar kullarımdır, doğru-yanlış, güzel-çirkin, iyi-kötü, yararlı-zararlı ayrımı yapmadan tüm güçlü duygu ve düşüncelerimin benzer karşılığını bana sunarlar, ben bunun bilincinde olsam da olmasam da bir şey fark etmez, sistem güçlüleri değerlendirip benzerlerini çekme prensibine göre çalışır. İçselleştirmediğim, özümsemediğim, gerçekten inanmadığım duygu ve düşüncelerim zayıftır, kuantum boyutuna sıçrayamaz, bir emir ve istek olarak yer almaz, güçlü dalgaların gerisinde kalır, altında ezilir yok olurlar.

 

Duygu ve düşüncelerin güçlü kılınması için en önemli şart sınırsızlığa inanmaktan geçer. her şeyin özden bağlı tek bir vücud olup, bu vücud için imkansız bir şeyin olmayacağına inanmak, bu inancı içselleştirmek, özümsemek, hallenmek gerekir. Madde dünyasının, bedenin oluşturduğu sınırlılık bilincinden arınmış olmak gerekir. Sınırsızlığa sınır getiren her türlü bilgi kaydından kurtulmak gerekir. Zaman ve mekan sınırlaması düşüncesinden, içinde bulunan şartların bilinci sınırlama düşüncesinden sıyrılmak gerekir. Şuur boyutunun sınırsızlığını, sınır tanınamazlığını, gücünü ve üretkenliğini kabullenmek gerekir. Sınırsızlığa kesin iman, ikna(ikan) hali, kanıtlı, şehadetli kavi(takva) bir inanç oluşturulmalıdır. Bunun en kolay yolu bilinçli ya da bilinçsiz olarak bu yolu kullanıp hayatını değiştirenlerin yaşamlarını incelemektir. Hayata bakışlarını, sözlerinin gücünü, inançlarının gücünü, kararlılıklarını fark etmektir.

 

Duygu ve düşüncelerin güçlü kılınması için ikinci şart elindeki nimetleri görmek, bunları verenin daha fazlasını da verebileceğine kesin iman etmek, istenileni olmuş gibi kabullenmek, bu kabulü hal edinip sürekli güçlendirip taze kılmak, bu düşünceyi kendi yetersizlikleri ile engellememek, sınırsızlığa sınır koymamaktır. Bu şart ise verilene şükretmekle nimeti görmekle sağlanır, nimeti gören de daha fazlasını kendisine çeker. Her türlü sınırlayıcı, kısıtlayıcı, engelleyici olumsuz, yıkıcı, kilitleyici duygu ve düşüncelerden uzak durmak, olumlu, yapıcı, güzeli gören bir bakış kazanmakla bu yola girilir ve bu yol beraberinde gerekli bağlantıları, çalışmayı da insanın hayatına sunar. Kişiye azim, güç, kuvvet, inanç, güven, uygulama, yaşama özelliklerini açığa çıkarır.

 

Allah özelliklerini bilmek hayata yönlendirilmiyorsa, uygulamaya dökülmüyorsa, yaşama yansıtılmıyorsa faydasız bir uğraş olur. Sınırsızlık O’nu ötelemeye, hayatın dışına itilmesine sebep oluyorsa bu yöntemin kimseye faydası olmaz. Allah ise kulunun kuru kuruya kendini bilmesine, yüceltip hayatın dışına ötelemesine razı olmaz. O her an yeni bir şanda olarak yaşamın ortasındadır, kulu bu özellikleri kullanıp hidayete ulaşsın, amacına ulaşsın diye bildirmiştir. O’nun yüceltilmeye, kutsallaştırılmaya, ötelenmeye ihtiyacı yoktur. Kimsenin korumasına ihtiyacı olmayıp, dokunulmaz kılınıp yaşamın dışına itilmesine razı değildir…

 

Allah’ın Selamı üzerimize olsun…