Geceleri secdede dikilen istiğfar - itiraf ağaçlarını, Ehlinin tamamen organik olan gaflet ve şirki fark edip hazmıyla kurtulmayı isteme suyuyla ve bunu benlik ilacı katmadan yapma önerisiye sulanan ağaçların verdiği meyveleri, toplamaya başlasak mı yavaştan…
Allahümme salli alâ men ruhuhu mihrabül ervahi vel melâiketi vel kevni; Allahümme salli alâ men huve imamul enbiyâi vel mürseliyn; Allahumme salli alâ men huve imamu ehlil Cenneti ibâdillahil mü’miniyn. CezAllahu anna seyyidenâ Muhammeden ma huve ehluh
--
Bütün ruhların, melâikenin ve var olanların mihrabı olan o YüceRuh’a salât eyle Allâh’ım; bütün Nebilerin ve Rasûllerin imamı olan o Zât’a salât eyle Allâh’ım; Allâh’ın kulu bütün Cennet ehlinin önderi olan Zât’a salât eyle Allâh’ım...
Allâh’ım, Efendimiz Muhammed’e lâyık olduğu şekilde ihsanda bulun bizim tarafımızdan, biz O’nu değerlendirmekten âciziz...
--
La uhsiy senaen aleyke ente kema esneyte ala nefsik
Sana hakkıyla senâ (övgü) etmem mümkün değildir; ancak sen kendini hakkıyla bildiğin için, kendi kendine senâ edersin
“B”İSMİLLÂHİR RAHMÂNİR RAHIYM
1-) VetTiyni vezZeytûni;
İncir’e ve Zeytin’e,
Salt manaya ve onun fiile dönüşümüne,
Odaklandığınız salt mana tektir. O mananı tetiklemesine, diğer süreçlerine değil sadece o na odaklısınızdır. Salt… Ve bu odaklanma sonucunda belli manalar tetiklenir ve de fiiliyatta ortaya çıkar..
Bir sıkıntınız vardır, o sıkıntının çaresine değil de ÇAREYE odaklanırsanız. Çaresi de oluşacak…
Fakat sıkıntı veya yaşadığım bu falanca olay, filanca olayın sonucu başıma geldi. Şu şekilde davranırsam yükünü üzerimden kaldırırım şeklindeki düşünce yapısı, veri tabanındaki geçmiş kayıtları tekrar tetikleyerek, Hakikatine iman etmemiş ve gereğini uygulayamayan bir yapıyı tekrar o geçmiş takıntı veya üzen sıkan vb olaylarındaki hissiyatına geri döndürecek ve reddedilme halini yaşatacaktır…
Eğer ki;
Şu oldu da şu şekilde oluştu gibi değil de SALT çıkışa, açılıma, müşahedeye; o olayın veya neyse konunun, o şeyin açacağı müşahedeye HÜKÜM vermeden odaklanırsanız; Reddedilme olmaksızın; Şah ayeti Seyreder misiniz!?
--
Bunu basitçe bir örnekle biraz daha sadeleştirmeye çalışayım esfele safilinden (dünyadan/dünyamdan) kendimce;
Zamanında sizi epeyce yakan, hem önünüze sizin kınadığınız bir şeyi size yaşatmak hem de kıskançlığı tattırıp, sorular sormanızı sağlamak için yaşadığınızı sonradan fark edeceğiniz bir olay yaşadınız… Çokça yanıp, çokça kıskandınız.. Sizde derin yaralar bıraktı..
Veri tabanınıza işlendi… Sonrasında belli çalışmalara giriştiniz belli şeyler öğrendiniz ve bunların üzerine yoğunlaştığınız. Tabii olarakta fark ettiniz neden neyi yaşadığınızı HİKMETİni okuyarak.
Bir gün bir film seyrediyorsunuz ve filmde size bir şeyler tanıdık geliyor. Birden bu yaşadığınız olayın aynısını filmdeki oyuncular canlandırıyor.. Sizde seyrediyor ve okumaya çalışıyorsunuz. Ama inceden inceye de yaram kanıyor mu ne gibi de bir ses kurcalıyor sizi… Reddedilmeye başladınız hafiften.. Düşüyorsunuz esfele safiliynin reddedilme durumuna.. Birden film iyice derinleşiyor ve belden aşağı vurmaya başlıyor.. Ha ağladı ha ağlayacaksınız. Bir yandan filmi okuyor bir yandan duygu sarmalına kapılmış içinizin acıdığını hissediyorsunuz… Düştünüz, reddedildiniz!!!... Veri tabanı kayıtları çıktı ortaya; gaflet tecellisi işlemeye başladı… Yeminlerrrrr!! Yetişşşş!!!
Yeminleri fark edememişseniz ve Hakikatinize iman edip gereğini uygulayanlardan iseniz; görünmez kuvveler yani İman ettiğiniz hakikatinizi oluşturan Allah esması koşacaktır yardımınıza.. Ve bu halinizi bir serinliğe çevirecek çok kısa bir sürede az yanıp çıkacaksınız…
Fakaat birde yeminleri fark edenin hali var ki….
SALT manaya; yaşadığı şeyin filmde gösterilen ve seyrettiği sahnesine değil de; olayların detaylarına, sahnelerdeki kızın oğlanla konuşurken sürekli başkasını övmesine, belki başkasına aşık olmasına, onun ne kadar güzel şeyler dediğinden ne kadar gönlünü ferahlattığından bahsettmasine veya diğer yakıcı detaylara değil de, misaline, masalına değil de;
Salt’a, o olayların getireceği müşahedeye.. Yakan detayları okuyup açılımını izlemek yerine, mana vermeyip direk Müşahedesine odaklanabilen, Hükmünü vermiştir o konuda. Yanmaz, kızmaz, kurcalamaz ıvır zıvırını… Yapmaz yorum, şu şöyle oldu da bu böyle gelişti gibisinden…
Silmiştir girdilerini detaylarını bu şekilde bakabilen. Mekre düşürecek verileri silmiş, Lütfu açacak Saltlığı bırakmıştır.
Mekre düşmez Lütfu seyreder…
2-) Ve Tûri Siyniyne;
Sîna Dağı’na;
Fiile dönüşümündeki oluşumun Yorumsuzca seyredilmesine.. Epifiz seyri Turi sina
Bu esnadaki Hükümsüzlük halini oluşturacak şey ise Turi Sina’dan bir bakış o olaya. Epifizden.. Rabbinizden!
RabbülAlemiynden! Uzaydan!!
3-) Ve hâzelBeledil’Emiyn;
Şu emin beldeye ki,
Bu yorumsuzluktan ortaya çıkan Hüküm sizi emin beldeye çekiverir.. Emin belde Hükmün Allah’a ait olması… ŞehidAllaHU… Mekke Şehadet ister.. Kalbi Allah’a dönük olmayanın Kıblesi Kabe değildir.. AH
Yeminleri fark et Şah Ayet!
---
4-) Lekad halaknel’İnsane fiy ahseni takviym;
Gerçekten biz “İnsan”ı en güzel bir sûrette yarattık.
Salt surette.. Manaların Salt halinde yarattık.. Neden Salt hali diye düşündüm?
Şundan;
Halife özelliğinin açığa çıkması, yani kontrol altında olması manaların, Yani Hükmün Halifeye devredilmesi; O manalar dediklermizi salt halinde yakalayabilmekle mümkün. Yorum katmadan saf bir veri tabanıyla bakarak. Birimsellik kokan bir değerlendirmeyle değil de salta yönelerek mümkün.. Bu şekildeyiz aslında. Saltız. Kalpte beyin gibi birsürü ayrıntı yok. Kalpte esma açığa çıkışı yok. Salt manaları var. Zeytin gibi tek.. Kalple etkileşime girebilen beyin adı altında, manalar açığa çıkıyor. Yakin seyri oluşturuyor. Ben olarak değil kendi olarak HU..
Rezonans Kanunuda açıklanan kalbin yaydığı dalganın beynin yaydığı ile bütünleşmesi sonucu duanın kabul gücünü düşünün… Kalp daha geniş alana yayılabilen bir enerji alanına sahipti..
Yeniden incelemek için;
http://holyharmony.wordpress.com/2010/09/11/rezonans-kanunu-isteklerin-yonetimi-pierre-franckh/
---
Kalpten, salt manadan, beyne; açığa çıkış alemine reddediliyor.. Reddedilme farkındalık için..
Bir sonraki ayette;
6-) İllelleziyne amenû ve amilussalihati felehüm ecrün ğayrü memnûn;
Sadece (hakikatine) iman edip imanın gereğini uygulayanlar hariç! İşte onlar için
kesilmeyen bir karşılık vardır!
Deniyor…
Yeminleri fark eden, iman edendir ki reddilmekten hariç tutulmuştur!!
Esfele safiliyn de yaşıyor fakat REDDEDİLMEDEN HARİÇ TUTULARAK!.. Kim? Sadece hakikatine iman edip gereğini uygulayan..
REDDEDİLMİŞLİK YAŞANTISINA DÜŞMÜYOR HAKİKATİNE İMAN EDİP GEREĞİNİ UYGULAYAN. HARİÇ OLDUĞU ŞEY REDDEDİLMİŞ OLMA DURUMU.
Oluşumların esma açığa çıkışı olduğunun farkındalığını hisseden.. Gaflet ve Şirk halinin de hakikatini fark eden.. Geriye Hazmıyla kurtulmak kalıyor ki BUDA ALLAH’IN HÜKMÜ İLE MÜMKÜN !?
Dünyasındakileri seyretme, gözlemci olarak bakabilme durumunda olan reddedilmişlikten hariç tutuluyor..
Dünyanı seyret dünyandan hariç ol !
Hüküm vermeyen Yorum yapmayan.. Gözlemci durumunda olabilen.. VE BUNU BİRİMSELLİĞİNE VERMEYENLER.. ALLAH'IN; DİLİNDEN ŞEHADET ETTİKLERİ..
Kesilmeyen akış dünyada/dünyasında mümkün.. Akış kesilmiyor, oluş alıyor.. Kesilmiyor karşılığı, her yaptığını sonucuyla beraber aynı anda seyreder oluyor.
Yalanlayamıyor ki... Nasıl yalanlasın, kendinden bilmiyor..
Gaflet tecellisinide yalanlayamıyor ki bu tecelli Yakin seyrine dönüşsün.. Bakıyor yalanladıkça, yani KABUL ETMEDİKÇE dönüşmüyor bi türlü..
Yorumsuz bir Hüküm Allah'ın hükmüdür..
Yorum yapmayı kesdiğiniz anlarda ki hüküm Allah'a aittir.. Peki Yorum yapılarak verdiğiniz hükümler?!!
İşte onlarda Allah'a aittir. Gaflet tecellisi ismi altında..
--
Dünyan senin esma açığa çıkışın. Açığa çıkan esmanın sen adı altında kendine ben demesine Dünyam diyorsun...
Kendi Kuranını okumak esfele safilindir!. Kendi Kuranını okumak esfele safilinin reddedilmişlikten hariç tutulmuş halidir!! Bunu kötü anlamayalım, yukarıda bahsetmeye çalıştığım şekilde düşünelim. YANİ REDDEDİLMEKTEN HARİÇ TUTULDUKTAN SONRAKİ ESFELE SAFİLİYN DURUMU... Bu Okuyuş açılınca kendi kuranını okuyor halde, diğer süreçlerini yaşıyorsun. Okurken okudukça açılıyorsun…
--
Dünya Hikmet yurdudur. Hikmeti oluşlarıyla seyreden hikmeti okuyan, hikmete tabidir. Hikmeti oluştuğu anda seyreden kudretle hükmeder.
Basitçe, yaptığı şeylerin getirilerini, evvelinde yaptıklarıyla ve tetikleyip oluşturdukları ile bereber seyreden hikmeti okur halde; yaptığı anda oluşunu görebilen hükmeder halde. Odaklanabilen…
Yani oluşunu görüyor fiili yönlendiriyor. Son başı programlıyor… Sanırım bu da Kudretin açılmasıyla olası !?
Dünya hikmet yurdudur; ve bu dünyada oluşan her şey, kendinden evvelki sebepler etkisiyle yönünü bulur… Bu yaratan Allah’ın sistem ve düzenidir. AH
Sümme radednahu esfele safiliyn;
Sonra da onu esfeli sâfîliyn’e (dünyaya/dünyasına) reddettik!
Kendi Kuranını okuyan, Hikmeti seyreder. Dünya Hikmet yurdudur. Esfele safiliyn’de dünyalarına/dünyasına diye açıklanmış Ehli tarafından..
Şöyle düştü gönlüme;
B sırrı ile okuyan Ahadüs samed ile hükmeder…
HİKMETE YORUMSUZ BAKAN KUDRETLE HÜKMEDER…
HİKMETE ŞAHİD OLAN KUDRETLE HÜKMEDER!!..
Allahualem…
8-) EleysAllâhu Biahkemilhakimiyn;
Allâh hükmedenlerin en mükemmel hükmedeni değil mi?
---
Gönlümde titreşenleri paylaşmaya çalıştım dilimin döndüğünce.
Sevgiler…