Değişim, gelişim, evrim, tekamül... Şüphesiz kaçınılmaz olgular bunlar. “Evvel, Ahir O” düşüncesi ile, şöyle bir baktım da geçmiş ve bugünüme; devamlı değişimi gözledim. Bakış açısına, değerlendirme kıstasına göre bazı şeyler olumlu, bazıları olumsuz manada gelişmiş ama mutlaka değişim olmuş. Bazılarında ortaya konan hareketin altındaki düşünce, hatta onun da altındaki mana aynı kalmış, sadece suretleri değişmiş, bazılarında ise suretler ile birlikte manaları da değişmiş... Beni gülümseten bir kaçını, sizi de gülümsetir diye paylaşmak istiyorum...
***
Çocuktum daha, Allah adını duymuştum. Az sınava tabi tutmamıştım O’ nu; eğer varsa avizeyi sallasın, güçlüyse ilkokul aşkım, Seda bana aşık olsun, evlenelim diye. ;) Aslında baktım da, işin özünde çok değişmemişim bu konuda. O günlerde dışarıdakinden keramet bekliyordum, bugünlerde ise kendimdekinden...
Kuran’ la tanıştığımda okumuştum Hicr 90-93 de; ayetlerin bölüp ayrıştırılmaması ile ilgili bölümleri. Hayret etmiştim böyleleri de mi varmış diye. Aynı sırada kendim bölerdim; hah bu ayetler kafirlere, bunlar münafıklara, bunlar müşriklere diye... Bana kala kala Kuranın belki 1/3 kalmıştı da haberim yoktu. Bu gün ise mümin-yakiyn, hakikat-şeriat, fena-beka diye yada nefs mertebeleri diye bölersem değişim sadece sureten olmamış mıdır ? Bölme ayrıştırıp dışarıya atma hiç birini diyor daha ne desin..?!
Hele ki putperestler ile ilgili ayetler... Ya artık dünyada puta tapan kalmış mıdır ki ? Kölelik hele tümden kalktı, ayet hükmünü yitirmeyeceğine göre, ileride tekrar geri gelebilir o zaman uyarız diye düşünürdüm... Bekle gülüm bekle ;) Suretteki Sireti görme sen, hayatındaki bütün suretler putun olsun. Hatta suret ile birlemediğin, ayrı yere koyduğun siret dahi putun olsun da sen putperestlik yok de. Nefsinde, bağırsak beyninde, izafi birimsel benliğinde tutsak kal, ama kölelik kalktı de... Hmmm çok inandım....
Bir zamanlar nazar boncuğu düşmanıydım ;) Nazar diye bir şey varsa bundan ancak Allah korur ! Mavi bir cam parçasından medet ummak putperestliktir ! diyerek... Bakın daha kendini koruyamıyor diyerek az nazar boncuğu kırmamıştım... Müşahedemde de Hz. İbrahim’ in putları kırışı ve suçu en büyüğüne bırakıp, hadi ona sorun deyişi vardı hep... O günlerde Allah’ tan gayrı, O’ nun dununda bir şey olmadığını, alem suretleri ile tasarrufta olduğunu, o boncuğun Allah’ ın nazardan koruma sureti olduğunu, zuhurat mahalli olduğunu düşünmekten gafildim. Bugün elimde olsa, kırdığım tüm boncukları bir araya toplar büyük bir boy nazar boncuğu yapardım belki, putları kıran Hz. İbrahim’ in (as) Kabe’ yi inşa edişi gibi... Nicelerinin örtüsünde, yada taşında kalacağını bilsem de...
Ya o kız çocuğunu diri diri gömenler..! Ne cehalet yahu ! dedim yıllarca... Hatta beni İsraillerin peygamberleri öldürdüğüne inanamadım, ne gaflet dedim... Ama yıllarca Alemlerin Rahmeti Resulullah’ ı Mescidi Nebevi’ ye gömdüm ! Hz. Ömer (ra) haykırıyordu oysa “Kim Rasûlullah öldü derse boynunu vururum o ölmedi1” diye, kulaklarım vardı ama işitemiyordum. Hz. Ebubekir (ra) daha da açıyordu; “Kim ki Muhammed’e (as) tapıyorsa, bilsin ki, Muhammed (as) ölmüştür. Kim ki Allah’a ibadet ve kulluk ediyorsa bilsin ki, Allah Hayy’dır, ölümsüzdür.1” Ya Ömer gel de vur boynumu, zira sireti surete, Rasûlullah’ ı Hz. Muhammed’ e (sas) hapsedenin fena bulması gerek...
Sorduğumda Ehlibeyt (Beyt ehli) nedir diye ? Hz. Muhammed’ in (sas) ev halkı dendi, pekiyi dedim geçtim. Hiç düşünmedim; Beyt ev/hane demekse genelde, Beytullah, Allah’ ın evi demek ise özelde, yüzümü ne yana çevirirsem çevireyim Allah’ ın vechi her yerde olmasına rağmen, özellikle Beytullah’ a yönel deniyorsa, ömürde bir kere hac etmek Allah’ ın üzerinizdeki hakkı deniyorsa, bunlar neye işaret ediyor ? Veli’ nin suretine takıldım, Beytullah ile Ehlibeyt’ i sınırladım ötelere attım... Meallerde Ehli kitab (Kitap ehli) geçen yerlerde parantez içinde Yahudiler, Hıristiyanlar yazıyordu... Ha buna da pekiyi dedim geçtim. Aylarca, yıllarca kendimi kitaplara, internet yazılarına verdim, kendimdeki kaynağın önünü kestim. Kitap kaynak oldu, şahit oldu, itiraz mekanizması oldu ya, e yaşamayı da o yapsın artık değil mi ?... Kitap ehlini de dışarıda ara sen mertçiğim... Lafta hiçbir eksiklik yok SEN’ de de, hal de her şey dışarıda... Nasıl işse ?
Cebrail (as) vahiy meleği ise, Hz. Muhammed’ de (sas) son peygamber ise, 1400 yıldır ne yapıyor, bundan sonra ne yapacak Cebrail ? Ohh işi bitti nasılsa keyfi yerindedir şimdi değil mi ? İsrafil’ de az şanslı değil hani; kıyamete kadar rahat, alem kazan o kepçe geziyordur, kıyamette de 3 boru çaldı mı mesai bitti, bizde burada ömür boyu uğraşıp duralım... Allah adamı boş bırakır mı be mertim ? Cebrail’ in sıkmaktan, tebliğden canı çıktı kuzum sende tık yok... Anla işte İsrafil, her an çalıyor boruyu, hatta şu anda sen yazdıklarınla bunu ispat ediyorsun. Boruyu çalmış eski düşünceler ölmüş, bir daha çalmış yeni hali ile haşr olmuş. Sen bekle bakalım o boruyu, çalınca ne yapacaksan sanki...?
Yobazlara da bakar küçümserdim, asıl küçümsenecek şey, yobazlığa ne kadar dar anlamda bakıyor olmamdı aslında, eğer küçümsenecek bir şey varsa. Yobazlık dinde olduğu gibi, siyasette, ticarette, yönetim şeklinde, hayatın her karesinde vardı aslında. Bu iş anca böyle olur, ancak bu ilimle, ancak şu kişi ile olur yada şu kitapla olur yobazlığı, sanki benim hiç uygulamadığım bir şeydi... Sonsuzluğu bir kanala hapsetmek, nefsler adedince olanı bir nefsinkine zorlamak... ;) Ama en alt düzeyinden, en üst düzeyine kadar hepsi de çok güzel, çok yerinde ve gerekli halbuki. O sadece lafında kalıp, derinliğine giremeyenler, sadece kelimeleri en hassas şekilde korumaya alıp, aynen nakil edenler sayesinde ulaşmadı mı bize o zamankilerin sözleri, en ham hali ile ? Oysa binlerce yıla ne defterler ne kitabeler dayanabilirdi. Kalemin bilinci olsa, yazacaklarına yorum katardı da bize orijinali ulaşmazdı. Teyp kafalar da lazım yani, değil mi Üstadım ?
Evet sonuçta, hepimizde benzer örnekleri ile bu tür değişimler sürekli olmakta, her an yeni şen üzere. Ve iman, ilim...vs. sonsuzsa, bu değişimler sürekli olacaktır. Benim şimdilik yaptığım; hepsinden razı olarak selamlamak geçmişi. Yapmaya çalıştığım ise aynı şekilde razı olarak selamlamak geleceği, şimdinin kıymetinin farkındalığıyla...
Kaynak: 1- http://www.hisar-bab.com/index.php?option=com_content&view=article&id=2284:allah-resuluenun-sav-ahirete-irtihali-miladi-632&catid=32:tarih&Itemid=562