Halbil & Kalbil

08. Aralık. 2010 / mert kılıç / mslmert@gmail.com
mert kılıç

Evet, son olarak sözde birimsel benliğimizi kurban etmiştik bize göre... İyi güzel de, acaba kabul olunmuş muydu ? Niyet güzeldi belki, ama gerçekten samimiyet var mıydı, yoksa kendimizi avutmada mıydık, ne dersiniz ? O andan bu yana geçen zamanda, kendimize baktığımızda kurban mı olmuşuz, yoksa telef mi ?

Kurban olmuşsak ne mutlu, mübarek olsun... Ama ya olmadıysak ? Tatmin olmamışsak, mütmain değilse kalbimiz, bilelim ki kabul olmamış, kurban olmamışızdır... Peki ama nedendir bu ?

Kurbanı kabul edilen Habil gibi varlığının en güzelini (Cemal) sunan değil de, en kötülerini (Celal) sunan Kabil gibi mi yaptık acaba ? Habil gibi hal ehli olamayıp, sadece lafta kalan, Kabil gibi kal ehli mi olduk ?  İlmimiz Bilgimiz ilerlese de, halimiz çok mu gerilerde kaldı acaba ? Sizi bilemem ama kendi adıma fark ettim ki; Dışarı dediğim afaki seyirdeki tecelliyi, kendi Hakikatimden, Hak olarak müşahede edip;
- Kime kızıyorsun ? Hoşgörülü ve halim olsana..! derken,
- Ama ben dediğim enfüsteki tecellim de Hak ! Demek ki burada da Celal özelliğim tecelli etmeliymiş..! rahatlığı ile devam ediyordum kızgın uslupla. Ama sanırım kendimi kandırıyor muşum...

Kabil, Habil’ i kurban etmedi, fenaya ulaşsın niyeti ile öldürmedi. Kabil katil ! O da kurban sunmuştu ve kabul olmadığından birimsellikle, vehmi nefsi ile öldürmüştü ! Aslında o bile suçu dışarıdaki bir tanrının iradesi diyerek üzerinden atmayıp sahiplendi, pişman oldu, gereğini yapmaya çalıştı... Oysa ben sadece her şey güzelken Cemal’ i ortaya koydum... Birazcık sıkıntı olduğunda ise otomatikman verdiğim tepkiye Celal dedim geçtim.

Af edersin mert, ama bunu zaten sokaktaki köpeklerde yapıyor..! Nerede kaldı halifelik ? Halife kontrol altında mıdır, yoksa kontrolü elinde bulunduran mıdır ? Sen daha kendindeki esma özelliklerini kontrol edemiyorsun, nerede kaldı Halifelik ? Yıkıl karşımdan ! (gecekondu yıkılsın, gökdelen inşa olsun)

Ne zaman ki bu isimlerle işaret edilen özellikleri her şartta kontrollü olarak, birinden mahrum olmadan kullanabilirsin, o zaman kurbanın kabul olur, mutmain olursun. Hak görme de tatmin olmadan, Fark gördükçe Kabil ile sınırlısın demektir. O sebeple mert, senin için hale geçirilmemiş bilgiyi arttırmakta, faydadan çok zarar görüyorum. Önce bildiğin ile amel et, sonra bilmediğin öğretilir...

Bilen Allah’ tır...