(Zül-İntikam üzerine)
Kuantum potansiyel, VARLIĞIN en küçük yapı birimi/dalga titreşimi bazında sonsuz VARLIK potansiyeli . Bu varlık potansiyeli, uzayın derinliklerinden DÜNYA gezegenindeki yaşam formunun en basit tezahürüne kadar “VAR” olan, aklınıza gelebilecek her türlü MADDE veya MANAYA dönüşebilir mahiyette…. Dalga titreşimleri, çeşitli etki ve yapısal dönüşümlerle kâh bir gezegen kütlesini, kâh algı yeteneğine sahip daha komplike bir BİRİMİ oluşturuyor.
ALGI sahibi birimler (insan-cin-melek….) ; potansiyelden açığa çıkan bu titreşimleri belirli isimler ve suretler şeklinde KENDİ ALGI ARACININ sınırlarına göre alıp ALGILAYABİLİYOR.
Çünkü Kuantum potansiyelin açığa çıkardığı bu manalar, ismin-cismin hatta mananın olmadığı hologramik boyutlardan süzülüp de TARİF mertebesine ulaştığı için, beyinler ve diğer tüm algı sahipleri tarafından ancak CÜZler halinde algılanıp tarif edilebiliyor.
Bütün bu manalar-isimler ve suretler “İLMİNDE” oluşuyor. İşte bu yüzden dalga titreşimleri TARİF edilebilir düzeyde isimlenmişken kuantum potansiyeli temsil etmekte, ancak kuantum potansiyel, bu açığa çıkmış her biri belirli kapasitelerden oluşmuş dalgalardan ibaret değil…
Şöyle de diyebiliriz ; nasıl bedenin herhangi bir organındaki hücre, vücudun her yerinde işlev görebilecek potansiyeldeki TEK BİR HÜCREDEN üretilmişken, mekanik anlamda tek bir organda çalışmak üzere spesifik bir mutasyon geçirerek görevini o organın ortamında sürdürüyorsa ; herhangi bir algılayan tarafından TARİF-İSİM-SURET almış evrendeki herhangi bir dalgaboyu da, kuantum potansiyeli temsil eden bir BİLGİ YÜKÜ ile donatıldıktan sonra, spesifik görev alanına konuşlanmıştır. ORİJİN BİLGİ donanımlı, ancak henüz açılmamış KISITLI ALGI sahibi…. Sonsuz İLMİNDE, uçsuz bucaksız İLMİYLE, sınırsız holografik çeşitlilikteki İLMİNİ seyir için….
Kuantum potansiyeli temsil eden bu BİLGİ YÜKÜ, İNSAN’da ; İNSAN ALGI ARACI BEYİN’ in EVRENE kıyasla oldukça LOKAL sayılabilecek bedensel ortamda çalışmaya başlaması sebebiyle, bir çeşit ÖRTÜNME’ye, dolayısıyla bir çeşit TAHRİFATA uğramıştır. İşte, ÖZÜNÜN ne olduğunu “unutan” ve evrensel sistemde son derece lokalize olan bedensel yaşama bağlanan insana, HATIRLATICI olarak, kuantum potansiyeli temsil edici özünden zaman zaman sinyaller gelmiştir. İşte bu hatırlatıcı ; KURAN-I KERİM’ dir.
Beynimize saniyede yaklaşık 400 milyar verinin giriş-çıkış yaptığını, ve bilincin bunun yalnızca 2000 adedinin farkında olduğunu düşünürsek, aslında GERÇEKLERE, yani kuantum potansiyelin tüm dalga titreşimlerine açık olan BEYİN, programlandığı veritabanı ile tıpkı bir süzgeç gibi bu GERÇEKLERİ yani dalgaları alıyor ve BEYİN FORMÜLÜNE uygun olanları yakalayarak MANAYA-İSME-SURETE dönüştürüyor. Geri kalanı kayanın üzerinden dökülen su gibi akıp gidiyor.
İşte burada farkındalığı açmanın önemi ortaya çıkıyor, çünkü programlandığın dalga formunun kapasitesi ile gelen bilgiyi kısıtlı veritabanın ile değerlendirip subjektif bir TARİF’e döktüğün zaman, eski dildeki ismiyle “ŞİRK’te” olmuş oluyorsun, kısıtlı kod çözücünün verdiği hükümle, çözemediklerinden perdelenmiş oluyorsun.
Halbuki çözemediklerin, sen çözemiyorsun diye YOK değil, ya da senin kod çözücün (BEYNİN) çözemediği için karşındaki dalga senin yapıştırdığın o izafi sıfatlara SAHİP demek değil. Çünkü ALLAH isimlerinin MANALARININ olmadığı hiçbir mahal yok. Sadece senin ALGI ARACININ çözümleyemediği dalgalar var. Varlıktaki her zerreyi kuşatan NUR manasını açığa çıkaramadığı için ZULMET görüyorsun, tıpkı ışığın süzülemediği mekanı karanlık görmen gibi. Tamamen senin algı aracının kapasitesi ile ilgili !
Hayat, fabrika ayarlarına dönüş sürecidir…
Beynindeki farkındalık alanına çarpıp geçen o saniyedeki 2000 adet veriyi ne kadar genişletebilirsen, o kadar kayıtsız ve gözlemci olarak kalabilirsin çözümleyemediklerine karşı… Toprağa karışacak et-kemik gibi, evrensel dalgada eriyip gidecek, o sonradan üzerine yapışan materyalist ve lokalize bakış açılarını silkeleyip dökebilirsin üzerinden…
Aksi takdirde, fabrika ayarlarına dönüş tuşun çalışmadığı sürece, KAHHAR tamirci muazzam formlarda, kâh katil olup elinde bıçakla, kah tabip olup elinde neşterle gereken onarımı yapacaktır.
Her beyin, “HASİB” manasıyla bir sonraki anını programlar. Bir önceki anın “INPUT” unu çeşitli etki ve yapılanmalarla devşirerek, bir sonraki anın “OUTPUT”unu oluşturmuş olur.
İşte bu farkında olduğu saniyedeki 2000 adet veriyle kısıtlı olarak ÇÖZEMEDİĞİ diğer dalgaboylarını, çözemediği için REDDEDEN/ZARAR VEREN/ZULMEDEN fiilleri açığa çıkardığı an ; “MÜNTAKİM” manasında bu kısıtlılığının karşılığını, aynı kısıtlı açı ile almak üzere kendi beynini programlar.
"BU SENİN FİİLLERİNİN KARŞILIĞIDIR(sonucudur)! ALLAH KULLARINA ZULMEDİCİ DEĞİLDİR." (22-10) ayetinde bahsedildiği üzere …
Kendi beynini programladığın an, kişiler, olaylar ve durumlar hakkında sayısız klasör açmış olursun. BEYİN, yeni nöral bağlantılar kurmaktansa, geçmişte oluşturduğu görüntü ve bilgi hafızasını kullanmakta çok mahir olduğu için, her yeni ŞAN alışta, otomatik olarak bu klasörleri referans alır ve böylece bu kısıtlı taban klasörden bağımsız, tamamiyle YENİ bir öngörüye ulaşmak güçleşir.
SINIRLI BAKIŞ AÇIN Her OLUŞUN bir sonrakini BELİRLEMESİ ŞİMDİ’yi oluşturman ile EL-MUNTAKİM esması çalışır. El-MUNTAKİM gereği eski yanlış (ya da “DOĞRU”yu tam olarak kapsayamayan) bilgi etiketlerinle hareket ederek, yeni intikam süreçleri sahneye koymuş olursun. Senin dışında başka bir “intikam alıcı” yoktur çünkü….
Diğer yandan ; EL-MÜNTAKİM esmasını çalıştıran kategoride fiil açığa çıkarmamış, ŞUURU kapalı değil “AKTİF” olan beyinlerin gördüğü zulüm/işkence/zarar v.s. olaylarını da, şuursal anlamda “TALİP OLUNAN yüksek açılımın gereği” olarak düşünebiliriz. Burada da MÜNTAKİM esması, HASİB gereği elleriyle yaptıklarının değil, şuuruyla talip olduğunun sonucunu yaşatıyor olabilir. Burada MÜNTAKİM esmasının çalışma prensibi ; ZAMAN mefhumuna göre
“GEÇMİŞİN SONUCU” değil, “GELECEĞİN SEBEBİ” olarak işlemekte …
Geleceğe dönük “kısıtlı algı aracımızın genişleyerek, şuursal manada daha fazla dalga titreşimini çözmesi” talebimiz, EL-MUNTAKİM olarak sarsıcı bir şekilde ALGI ARACIMIZI yeniden yapılandırmakta.… Geçmişte yaptığımız HAKİKATten uzak fiillerimiz de, HAKİKATE olta atan geleceğe dair talep dilekçelerimiz de, ŞU ANIMIZI bir kil ustası gibi şekillendirmekte……. HAYATIN GRAFİĞİ ŞU AN’ da… ŞU AN’ daki FARKINDALIĞIMIZDA !
Ellerinle yaptıkların sana BEDEL ödetmek için katilin eline bıçak verirken, hakikate yönelik ameliyat talebinle TABİBİN NEŞTERİNE boyun eğersin…
Ne de olsa şer ve hayır yaratılmışlar için… YARATAN indinde ise, hepsi BİR potansiyelin, fabrika ayarlarına döndürücü envai çeşit titreşimi… ;)
İş ki EMRE AMADE dönüştücümüzle kayıtlanmadan, LOKALİZE her türlü bakış açısına, EVRENSEL’i ilgilendirmeyecek tutum ve kök salmış eğilimlere karşı “OFFLINE”, evrensel titreşimde ise “ONLINE” kalabilmek mümkün olsun !
En doğrusunu ALLAH, Rasulü ve ehli bilir…