Kuantum Anlayışı Ve Kozmik Tezahür

Okumak fırsat : Kendini tanımak için ...!

Sayısız olasılıkların içinden biri, bir aşamada kendini dünya yaşamında sabitleşip gerçek şeyler olarak yaşama girmektedir. İnsan yaşamında bir anda, eş zamanlı ve her yönde olmak üzere olasılıklar yığını vardır. Seçilecek yörüngeler, etkenler dizisi altında yapılır ama bu bile sanal bir geçiştir denilebilir. Seçimin tersi bir durum her an olabilir.


İnsan yaşamını, yaşama bakış açısının değişimiyle, an içinde yani sürekli şimdide durmadan oluşturur. Elektronu niteleyen parçacık açısından değerlendirildiğinde yaşam, kaba, sert ve daha maddi; dalga açısından değerlendirildiğinde daha süptil, akışkan ve ruhsal hale dönüşür. Ve bu dönüşüm bizim günlük yaşamdaki gerçekliğimizi oluşturur.Her varlığın "gerçekliği" içinde bulunduğu realite ile tanımlanır. Yani bir şeyin varlığıyla, onun ortamının tamamı arasındaki bağlılık, "anlamlılık" olarak adlandırılabilir.


 Kuantum kuramında benlik sabit değildir. İçsel ve dışsal olarak değişir, akışkan ve belirsizdir. Kuantum benlik, alt benliklerin, yeni deneyimlerle gelen girdilerin bileşimidir.Duyular dünyasında sebep-sonuç birbirine bağlı doğrusal olarak açıklanmıştır. Kuantum kuramında ise sebep-sonuç kaotik çalışır görünümündedir. Düşünceyi moleküle çeviren bir dönüşüm söz konusu olmalıdır. Düşünce ile beden arasındaki uyumu sağlayan atom altı dönüşüm noktası neresidir? Şuurun bedenle iletişimi bir bütün halinde olduğuna göre moleküle dönüştüğü bağlantı noktaları her yerdedir. Bu durum sadece sinir sisteminde bir uyarandır. Yani atom altı dönüşüm alanında, sinir sistemindeki 15 trilyon hücrenin tümü, An'da, tam ve kesin olarak koordine edilmektedir.


Dönüşüm noktasında neyin olup bittiği bilinmemektedir. Bu dönüşüm noktasında mucizevi veya dünyevi yönde bir sonuç ve bir tür psikokinezi meydana getirilebilir. Dalga-parçacık ilişkilerini yönlendiren varlıklar olarak bizim pozitif düşünme gücümüzü, eyleme çevirerek, bu etkileşim ve dönüşümü geniş ve üst boyutlara taşımamız mümkündür.

 

Evrenin kalbinde sürpriz olasılıklar. Kaos ve fırtınalar vardır. Bizler önceden bilinen, bir saat gibi çalışan mekanik bir kozmosta yaşamıyoruz. Kapılar yeni keşiflere, yeni doğuşlara, yeniliklere ve değişimlere her zaman açıktır.

 

  Bu birçok soruyu gündeme getirmektedir. Zamanın ve mekanın içinden gelip tezahür edeceğimiz şeyi bize doğru iten güç ya da enerji nedir? Bu acaba bir tür “psişik” manyetizma olabilir mi? Değilse başka ne olabilir?

 

  Bunun dışında, bu klasik dünya görüşünde, bizler tezahür ettirmek istediğimiz şeyden ayrı olarak işleme geçiyoruz. Bu ayrılık hali, bir eksikliğin farkına varmak olarak açıklanabilir. Bizler işimizin, yaratıcılığımızın, inancımızın, güvenmemizin, olumlamalarımızın ya da pozitif düşüncelerimizin verdiği güçle uzak olmanın ve ayrılığın yarattığı engellerden bir şekilde kurtulmalıyız. Bize ne olmasını istiyorsak kalkıp onu tasarlamalıyız.

 

  Modern fiziğin dünya görüşüne göre, bu ayrılma hali var olmayabilir. Bizler evrene çok ince ve önemli araçlarla bağlıyız. Eğer David Bohm’un saklı düzen yaklaşımını kabul edersek, o zaman zaten kendi üzerimize çekmek istediğimize sahibiz demektir. Bu meydan okuma, belirli bir zaman ve mekan boyutunda bize gelmesini sağlamak için değil, tezahür ettirerek biçimlendirdiğimiz örneği deneyimleyerek yorumlamak içindir. Öyleyse tezahür, yaşamlarımızı istediğimiz yeni biçimine sokabilmek için gerekli olan uygun enerjiyi yeniden modellendirmek, meydana getirebilmektir diyebiliriz. “Kelebek etkisi” düşüncesi ile mutabık kalarak, eğer varlığımızın dinamik alanlarına, doğru zamanda doğru imajı ya da düşünceyi sunarsak, yani içinde kendi alanımızın saklı olduğu dünyanın daha geniş bir alanına bunu yaparsak, istediğimiz tezahürü meydana getirebiliriz. Bu dinamik sistemde, tezahür ettirmek istediğimizin imajı, “tuhaf çekici” dir

 

 Böyle bir dünya görüşüne göre, bizler istediğimizi elde etmiyoruz, istediğimize dönüşüyoruz. Alanlara ait bu görüş, bir tezahür kozmolojisinin oluşumunu sağlamaktadır.

 

Bu oluşumla ilgili altı   düşünce daha vardır. Bunlar tezahürün altı ana desteğidir. İlk üçü dalgalar, karşılıklı ilişkiler ve ortak enkarnasyonlardır; bunlar kozmosun yapısıyla ilgilidirler. Alanlar kavramı gibi, onlar da evrenin bedenini yansıtırlar. Diğer üçü; zihin, öz ve bir oluş içinde olup kendini bu yapıyla ifade eden ruhla ilişkilidir. Onlar evrenin ruhunu yansıtırlar. Beden ve ruh iki ayrı varlık değildir ama tek bir gizemin, tek bir evrensel enkarnasyonun iki ayır suretidir.

Sonsuz Şimdi
Okumak fırsat : Kendini tanımak için ...!

"Şimdi", geçmiş içinde yok olup giderken o zaman Ben olan benlik, beynin uzlaşımsal hafıza sistemine "geçmişte bir anı" olarak kaydedilir. Kendisi yeni bir dizi nöron yolu oluşturup karşılığında yoğunluk içindeki enerjileri geri beslenmeye başlar. Bu, hafızanın Parfit ve diğer filozoflarca da sözü edilen bildik anlamıdır. Fakat kuantumsal görüşe göre, bir an önce ben olan benlik her yeni deneyimin sonucunda oluşan yeni dalga fonksiyonlarının kendi dalga fonksiyonuyla çakışması yüzünden, aynı zamanda hem bir sonraki "şimdi" hem de gelecek benliğiyle bağlantılıdır.Öyleyse

 

"De ja vu" bazen bir olayı önceden yaşamış gibi olmaz mısınız.?

...

 

KUANTUM BENLİK

 

  Aslında Kuantum Teorisinde anlatılan, birbiri içine geçmiş dalga fonksiyonları şuur alanları ve şuur alanlarının inceden kabaya doğru uzanan saçaklanmalarıdır. İç içe geçen ve sürekli yenilenen şuur alanlarımızla hem "An" daki hem de gelecekteki oluşumları hazırlayan bizleriz. Öyleyse bizler her zaman "Sonsuz Şimdi 'de" yaşarız.

 

 Yani ben olan her bir benlik, an be an bir sonraki ana alınıp orada hem uzlaşımsal anlamdaki hafıza, hem eski anılarıyla hem de yeni deneyimlerle birbirine bağlanır. Geçmişle şimdi arasındaki bu bitmeyen diyalogun dinamiği, yeni bir kuantum sistem biçimlendirilmesi için dalga fonksiyonlarının iç içe geçtiği iki temel parçacığın dinamiğine benzer. Sadece bu durumda biçimlenen şey yeni bir kuantum benliktir.

 

  Ben kısmen dün olduğum kişiyim çünkü o kişi, şu an benim varlığımı oluşturan şeyin içine katılmıştır. Kuantum mekaniksel terminolojide, geçmiş şimdiyle bir geçiş ilişkisine girmiştir, çünkü hem geçmiş hem de şimdi şuurun zemin durumunda dalga fonksiyonları üretirler.

 

Kuantum benliğin birliği, kendi içinde, kendi adına varolan özlü bir birliktir. Kuantum sistemleri daima dalgalanır, sınırları kayıp değiştiğinden bütünlüklü benlik bir andan diğerine değişir. Bir şeye dikkat etme eylemi zihinsel enerjimizin odaklanmasını sağlar. Böylece seçici dikkat mekanizması yoluyla benliğin belli bazı yönlerine daha fazla enerji yöneltebiliriz. Yani diğer yönler arka plana çekilirken biz, benliğin bu yönünü aydınlatırız. Bazı zamanlarda alt-benliklerimizin etki alanına girebiliriz. Örneğin sevdiği bir insanla kavga eden kızgın bir insanın onun hakkında hiç iyi bir şey düşünmemesi ya da bunalımda olan bir insanın sorunu yüzünden acı çekerken, mutlu olmak için hiçbir neden bulamaması gibi. Durum böyle olduğunda, kişiliğin kuantum dinamiği alanında bir tanımlama terimi olarak, bu insan 'dengesiz'  deriz. Varlıkların Seçme Özgürlüğü Yasasına göre her an istediği yönü seçmekte özgür olduğunu biliyoruz. Pozitif ya da negatif, olumlu-olumsuz, ruhsal yada maddesel, katı veya dalga halinde olmak bizim seçimlerimize bağlıdır. Her gün, kozmostan aldığımız enerjilerle oluşturduğumuz enerji alanımızın şeffaf ve akışkan olması, sevgi enerjisi, coşku ve neşeyle dolması ve diğer insanların sezgilerini ve ruhsal ışıklarını aydınlatır hale gelmesi, bizim seçme özgürlüğümüzü ve irademizi kullanma gücümüze de bağlıdır.

 

Kısacası bizi biz yapan seçimlerimizdir.Salt bilmek önemli değildir,marifet uygulayabilmektedir.

 

03 / Ağustoz / 2009 ( Kaynak : /oglena.blogcu.com