YÛSUF SÛRESİ
2-) İnna enzelnahu Kur’anen arabiyyen lealleküm ta`kılun;
Doğrusu biz O’nu, akledesiniz diye Arapça Kur’an olarak inzal ettik.
ZÜMER SÛRESİ
28-) Kur’ânen Arabiyyen ğayre ziy ıvecin leallehüm yettekun;
Hiçbir eğriliği olmayan Arapça bir Kur’an olarak (indirdik)... Belki korunurlar diye.
FUSSILET SÛRESİ
3-) Kitabun fussılet ayatuhu Kur’ânen Arabiyyen likavmin ya`lemun;
(Ha-Miym,) bilen bir kavim için ayetleri Arapça bir Kur’an olarak tafsil edilmiş bir kitab’tır.
İslam evrensel bir dindir, Kur’an evrensel bir kitap. Allah Sistemi’nden(“Biz” ifadesi!) tüm insanlaradır bu hitap. “O” hiçbir eğriliği olmayan “ELİF”in Sistemi’ni akledelim diye Arapça olarak inzal edilmiştir beyine Kur’an. Arapça harfleri bir semboldür, şekildir, akletmek için. Evrensel bir sembol dilidir, insanlar için.
Evet, ayetlerde “Araplar anlasın diye Arapça Kur’an olarak inzal ettik” denmiyor. Akletmek isteyene sınır konmamış, tüm insanlar akletsinler, anlasınlar diye Arapça bir Kur’an. Peki Arapça bilmeyenler nasıl akledecekler harfleri? Kur’anın Arapça harfleri, diğer dillerin harfleri gibi değil. Arapça harflerin diğer harflerden farkı, Arapça harflerin harfin ötesinde bir sembol(şekil!) olmasındandır.
İşte bu harfleri görsel olarak değerlendirdiğimizde, çizgilerinin şekline, akışına, noktalarının, harekelerinin yerine, şekline dikkat ettiğimizde, şekil olarak değerlendirdiğimizde, fark edeceğiz ki Kur’an’ın da “standart bir dili” var. Ve hangi dili konuşursa konuşsun tüm insanlar bu sembol dilini okuyabilirler. Bundan dolayı okumasını bilmese de yüzüne baktığında Arapça Kur’an’ın, insanı bir haleti ruhiye kaplar. Dile getiremediği bir hali yaşar insan, sanki anlam veremediği derinlerinde bir okumaya şahittir.
Teknik elemanlar bilirler, ulusal standart teknik bir dil(ISO) vardır. Bu dili kullanan tüm ulusların teknik elemanları, bu teknik dille çizilmiş tüm mesleki ve teknik projeleri, şekilleri okurlar ve gereğini uygularlar. Bu standart dil ortak bir dil olmuştur. Bu dilde tüm elemanlar(örneğin direnç, kondansatör, bobin, diyot, diyak, lamba, buton, transistör, tristör, triyak…gibi) bir sembol ile gösterilir. Bu sembollerden gerekenler bir devrede birleştirilir ve devrenin şekli oluşur.
Teknik dili okuyan her eleman bu devreleri okur, gerekli malzemeleri bir araya getirip devreyi kurar, bu devredeki arızaları devrenin şeklini okuyarak çözer. Bu elemanın bu işleri yaması için ayrı bir dil bilmesine gerek kalmaz. Hangi ulus yapsa da o devreyi/makineyi fark etmez, o ulusun dilini bilmesine gerek kalmaz, uluslar arası standart sembol dilini bilmesi yeterlidir.
İşte benzer şekilde, harflerin sembol dilini Oku’yabilen her insan Kur’an’ı akledebilir, anlayabilir. Bu bilgiyi kendinde açığa çıkaran(çünkü bu bilgi her insanın özünde vardır, açığa çıkarılısı bir bilgidir, yeniden yaratılası değil!) her insan Kur’anı hakkıyla Oku’yabilir. Bilen bir kavimde(beyninde hazır olan bu bilgiyi!) bu bilginin inzal olması için(beyninden idrakine açılması için!) harfleri tafsilatlı(üzerinde dura dura, her noktanın, çizginin manasını aça aça!) incelemesi gerekir. Bu yolda kişiye yardımcı olacak bilgi yine Kur’an’ın kendisidir.
Bu yazımızda “La ilahe illallah”ın sembol dilinden tefekkürümüze yansıyanları paylaşacağız. Girdiğimiz bu yolun başında olduğumuzu ifade ederken, bu konunun insan için çok değerli olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğiz. Arapça harflerin ses bazında açığa çıkardığı frekansların öneminin yanında, görsel olarak şekillerinin de anlamada önemine dikkat çekmek istiyoruz. Her iki hususun(ses ve şekil!) hakkını hakkıyla değerlendirip, anlayarak Oku’ma dileğiyle… Hatalar benden, isabet kaynaktan…
“La ilahe illallah”; “yok ilah, ancak Allah”…
Bu bölümde “LA” ve “İLLA”dan yansıyan manalara değineceğiz.
“LA”nın manası “yok” demek. “İLLA”nın manası “ancak” demek.
“LamElif” harfi “LA”da da var, “İLLA”da da var. “İLLA”da olup, “LA”da olmayan harf “Elif”!
“İLLA”nın başında “Elif” var, “LA”nın başında “Elif” yok.
“LA”, “yok” demek ve “LA”nın başında “Elif” yok!
“İLLA”, “ancak” demek ve “İLLA”nın başında “Elif” var!
“LA”, “yok” demektir, başında “Elif”in olmadığına dikkati çekmek istemektedir!
“LA”, “yok”! Ne yok? “LA”nın başında “Elif”i yok!
“LA”, “yok/hayır/olmaz”! Neysiz “yok/hayır/olmaz”? “Elif”siz “yok/hayır/olmaz”!
“İLLA”, “ancak”, başında “Elif” olursa “olur”! Başında “Elif”siz yok/hayır/olmaz!
“Ancak/şart/sadece” başında “Elif” olursa, olur! “İLLA”, “ancak” demektir.
Yani; “Elif”siz yok/olmaz(LA), “Elif”le olur ancak/sadece(İLLA)!!!
“Elif” O’nun(ALLAH’ın) ZAT’ına işaret eder; “Lam” İLMİ’ne!
O’nda ZAT(Elif) önce gelir, İLİM(Lam) sonra. O; “Elif Lam”dır.
Yarattığında ise, İlim(Lam) önce gelir, zat(Elif) sonra. Yarattığı “LamElif”tir.
Çünkü yaratılmışın zatı(varlığı) ilimle var olur. Her şey İlimden bir ilmi surettir. “LamElif”!
Fakat ALLAH ismiyle işaret edilenin ZATI kendindendir, İLMİ’de ZATI’ndandır. “Elif Lam”!
Yaratılmışta Lam ve Elif birleşiktir(LamElif), çünkü yaratılmışın zatı ilimle var olur, ilimdir.
Yaratılmışın varlığı İlme dayanır, buna işaret olsun diye Lam önce yazılmıştır “LamElif”de.
İlimle var olmuştur zatı, bundan dolayı önce Lam sonra Elif yazılmıştır “LamElif” ile.
Açığa çıkmış ilimle zatı var olan yaratılmış(üstünlü LamElif) “yok/olamaz(LA!)” başında “ELİF”siz. Her şeyi ALLAH’ın ZATI açığa çıkarır. Açıkta olan ilimle var algılanan kendi kendine var olmamıştır, kendi kendini var etmemiştir. “LA”, yok “Elif”siz var olmak! Her işin başı “Elif”tir.
Açığa çıkan, açıkta olan ilimle var olanı(LamElif!) “ancak/sadece(İLLA!)” bir ZAT inzal eder(esreli Elif!). “İLLA”nın başındaki “esreli Elif” yani “İLLA”da “LamElif”in başındaki “Elif” buna işaret eder.
Yani, “LamElif” ancak/sadece “Elif”ten inzal olur, der “İLLA”. Tek başına “yok/olamaz”, açığa çıkamaz “üstünlü LamElif” der “LA”. “LA” yok demek. Ne yok? Tek başına(Elif’siz) kendi kendine açığa çıkmak yok.
“İLLA” ancak demektir. Ancak nasıl olur? Ancak “Elif”ten inzalle(İLLA’nın başındaki esreli Elif!) açığa çıkar tüm ilimler ve varlıklar(İLLA’daki şeddeli ve asarlı LamElif!).
Ve “İLLA”nın başındaki “Elif” ayrı yazılmıştır, ZATI’nın bilinmezliğine işaret etmek için. Öyleyse bilinen şeyler “LamElif” içine girer, açığa çıkanla sınırlıdır, yok/olmaz(LA!) bilinen şeyler O/ZAT/Elif!
O/ZAT/Elif bilinemez, bilinemeyeceği bilinir. Açığa çıkan, bilinen şeyler olsa olsa “ancak(İLLA!)” O’ndan inzal olanlardır. Çünkü O hiçbir şeyle/bilgiyle sınırlanamaz, hatta bilgi ötesidir O(Elif’in baştayken Lam’da dahil hepsinden ayrı yazılması!).
“İLLA”nın başındaki “esreli Elif” Zatın inzaline yani inzal olana işaret eder. Yani “harekeli Elif” ile harekesiz Elif” aynı şey değildir. “Harekesiz Elif” saf/orijin/öz ZATa işaret eder. Harekeli Elif” ise harekenin manası kapsamındaki olunan hale işaret(inzal olan/açığa çıkan) eder. Ve O ZAT inzal edip açığa çıkardıklarıyla sınırlanamaz. O Ahad-us Samed’dir. Şimdi dahi öyledir. Gerisi hayaldir, bize göre vardır.
O ZATa ALLAH lafsındaki “harekesiz Elif” işaret eder. ALLAH lafsındaki “H” ise ALLAH lafsı içinde “O/ZAT” diyerek ALLAH lafsının başında duran, ayrı(İLMİnden ve açığa çıkardığı ilimlerden beri!) yazılan “Elif”e işaret eder! “Harekesiz Elif”; üstünde ve altında harekesi(hava!) olmayan(Ama hali!) Elif, hepliğiyle hiçliğini sembolize ediyor gibi. Sınırlaması, harekesi yok. Yani, O’nun indinde çokluk, varlık yok.
***
Şimdi “LA İLAHE”yi birlikte değerlendirerek açığa çıkan manalara göz atalım:
“LA İLAHE”. Yok İlah. “LamElif”te İlahlık yok. İlim olarak açıkta olan Kainat/evrenin(beş duyuya göre var olan madde ALEMİ!) ilahlığı yok. Buradaki “İLAH” kendinden önce gelen “LA”daki “LamElif”e dönük bir ilahlıktır. Açıkta olan(üstünü!) “LamElif”in(LA!) ilahlığı yok. Beş duyuya göre var olan kainatın(üstünlü LamElif!) ilahlığı yok. Algıya göre açığa çıkan kainatın kendinden(zatından) inzal olup açığa çıkan bir ilim yok! “İLAHE”nin sonundaki “He” “İLAHE”nin önünde yer alan “LamElif”e işaret ediyor. He’den/O’ndan(LamElif’ten/kainattan!) açığa çıkmış(He’deki esre!) ilmi varlığına dönük zatı(İLAHE’deki asarlı Lam!), LamElif’in zatından inzal olma(İLAHE’nin başındaki esreli Elif!) yok.
Yani, “İLAHE” sözü “LA” sözünü biraz daha açıyor ve açıklıyor. “LA” yok demek. “LA” üstünlü LamElif’ten oluşmuş. LamElif beş duyuya göre var algılanan kainatı sembol ediyor. Kainatın kendi kendine açığa çıkardığı(üstünlü LamElif!) bir şey yok(LA!). Kainat bir ilah değil. Kainatın kendine ait yaratıcı bir vücudu(ilah!) yok. “İLAHE” sözü harflerin sembol diliyle “LA”daki manayı daha fazla açıyor, açıklıyor. “İLAHE” “LA”daki LamElif”e dönük bir açıklama içeriyor.“LA” genel bir açıklama getiriyor. Algıya göre açığa çıkan(üstünlü!) Kaninatın(LamElif!) kendine ait zatı(varlığı) yok. Çünkü kainat ilimle(Lam) var olmuş(Elif), kendine ait bir zatı (LamElif) yok(LA).
“LA”yı “İLAHE” iki maddede açıyor, açıklıyor. Birinci açıklama “İLAHE”nin başındaki ayrı/bağsız yazılmış “esreli Elif”. “İLAHE”, “LA”yı açtığı, açıkladığı için bu “esreli Elif” “LA(yok)”daki “LamElif”e dönüktür. Öyleyse “İLAHE”nin başındaki “esreli Elif”, LamElif’in(kainatın) zatından(kendinden) bir inzale işaret eder. Ve “LA” böyle bir şey yok diyor.
“İLAHE”deki ikinci açıklama “asarlı Lam ve üstünlü He”dir. Asarlı Lam, üstünlü He’ye bağlanarak yazılmıştır. Öyleyse birlikte değerlendirelim. Ondan(He/O/LamElif’e işaret/kainata işaret!) açığa çıkmış(üstünlü He!) ilim kendinden/zatından(asarlı Lam!) değil(LA!). Çünkü onun(LamElif/kainat!) zatından/kendinden inzal(İLAHE’nin başındaki esreli Elif!) yok(LA!).Yani özetle kainatın kendine ait bir varlığı, kendine ait bir ilmi, kendine ait bir zatı(İLAHE!) yoktur(LA!).
***
Şimdi ise, “İLLALLAH”ı birlikte değerlendirerek açığa çıkan manalara bakalım:
İLLA: “Elif” esreli, “LamElif” şeddeli ve üstünlü.
(EL)LLAH: “Elif” harekesiz; “Lam” harekesiz; “Lam” şeddeli ve asarlı; “He” ötreli.
Tevhid kelimesinin birinci kısmı “LA İLAHE”, ikinci kısmı “İLLALLAH”tır. “LA”, İLAHE”ye dönük bir “yok” manası getirirken; “İLLA”, “ALLAH”a dönük bir “ancak” manası içerir. Bu gerçekten dolayı “LA(yok)” manasını “İLAHE”nin sembol diline yansıtmaya çalıştık. “İLLA”nın manasını da “ALLAH”ın sembol diline yansıtamaya çalışacağız. “İLAHE”yi önündeki “LA”ya dönük olarak açmaya çalıştığımız gibi, “ALLAH”ı da önündeki “İLLA”ya dönük olarak açmaya çalışacağız.
Öncelikle “LA” ile “İLLA”nın harflerine baktığımızda ikinci bir ayrıntı dikkatimizi çekmektedir. Bunu belirtmeye çalışalım. “LA”da LamElif tek yazılmışken, “İLLA”da LamElif şeddeli yazılmıştır. Bunun manası sadece evren(LA’daki LamElif!) değil, evren içre evrenler(İLLA’daki şeddeli LamElif!) söz konusudur. Alemler bizim algımıza göre var olan kainattan ibaret değildir, evren içre evrenler(boyutlar!) vardır. Ve bu evren içre evrenler(İLLA’daki şeddeli LamElif!) ilimden inzal ile(İLLA’nın başındaki Elif! ALLAH’ın başındaki Elif’e dönüktür!) açığa çıkar(İLLA’daki şeddeli LamElif’in üstündeki üstün!).
ALLAH lafsının başındaki harekesiz “ELİF” ve “LAM”; ALLAH’ın ZAT’ına ve İLMİ’ne işaret eder. “İLLA”nın başındaki esreli Elif, ALLAH’ın Elif’inden inzale işaret etmekle birlikte, inzal olanların bu şekilde varlıklarının(zat) oluşumuna dikkat çeker. Çünkü, İLLA, ALLAH’a dönüktür; LA, İLAHE’ye dönüktür. Bunun farkında olarak harflerin sembol dilini değerlendirmek gerekir. Her Elif ALLAH’taki harekesiz ELİF’e dönük değildir. Her Lam, ALLAH’taki harekesiz LAM’a dönük olarak değerlendirilmemelidir. LA İLAHE kainatın kendine ait bir varlığı ve ilmi yoktur derken, İLLALLAH evren içre evrenlerin varlığı ve ilmini O’nun ZAT’ına ve İLMİ’ne bağlar.
ALLAH lafsının başındaki harekesiz yalnız ELİF, O’nun ZAT’ının bilinmez olduğuna işaret ederken, harekesiz LAM da O’nun ilminin tam manasıyla bilinmez olduğuna işaret eder. Harekesiz LAM kendisinden sonraki şeddeli-asarlı Lam’a bağlanarak yazılmıştır. Bunun manası; evren içre evrenlerdeki ilim(şeddeli Lam/boyutsal ilim!) O İLİM(harekesiz LAM!)’dendir.
ALLAH lafsındaki He ötreli yazıldığında(ALLAHU), ötre Vav manası katar. Evren içre evrendekiler O’na(He/ZATına/Varlığına) teslimdirler der. Çünkü onlardaki varlık(ötreli He) O’nun(harekesiz ELİF) ilminden(harekesiz LAM) bir ilmi suret üzere(şeddeli Lam!) var olur(şeddeli Lam’da asar/zatına/varlığına!). Yani ALLAH lafsındaki harfler ve halleri ALLAH ismiyle işaret edilen hakkında bilgi verir. Ayrı yazılan baştaki harekesiz ELİF ile ZAT’ının bilinemeyeceği, harekesiz LAM ile ilminin kapsanamayacağı, harekesiz LAM’ın sonrasındaki harflere bağlanması ile İlminden var ettiğine işaret eder. ALLAH lafsı içindeki harekesiz ELİF ve harekesiz LAM O’na işarettir, şeddeli Lam O’nun ilminden olan ilimlere, He bir yönüyle O’na diğer yönüyle var olana işarettir, çünkü var olan da O’ndandır.
Özetlersek;
1- Evrenin kendine ait ilmi ve varlığı yoktur(üstünlü LamElif/LA!).
2- Evrenin kendinden inzal, ilminden açığa çıkarma, kendini var etme özelliği yoktur(İLAHE!)
3- O ZAT’tan inzal olan ilimle evren içre evrenler söz konusudur(İLLA!)
4- O’nun ZATı bilinemz, İLMİ kapsanamaz, boyutsal ilimler O’nun ilmindendir, varlık ilimle ilim olarak var olur.(ALLAH)