mert@ismail

15. Kasım. 2010 / mert kılıç / mslmert@gmail.com
mert kılıç

Tasavvuf ilmine yönelip, batınından bihaber olduğum Kuran’ ı içsel olarak algılayıp, uygulama olgunluğuna (koşma çağı) erişince, hanif yönümden baktım ve mert’in rüyada olduğunu fark ettim. Kendim dediğime atfettiğim, cüzi irade diye varsaydığım fiillerimi içeren ilk rüya, tanımlamalarımdan / sıfatlarımdan / kimliğimden oluşan 2. rüya ve kendim dediğimin varlığın asla olmadığını fark ettiğim son rüya... Uyanmak istediğimde anladım ki, rüyayı ancak kan bozar...

 

Haydi dedim, Hanif İbrahim, yol göstericim, fiillerim kabulünden geçiyorum, ellerimi ayaklarımı bağla, bana yapılan tanımlamalarımdan da geçiyorum kimse görmesin bilmesin, yüzümü yere çevir ve kendime nispet ettiğim varlığımdan da geçiyorum vur şu bıçağı, umarım sabredenlerden olurum bu kararlılığımda...

 

Ancak gördüm ki; dışarıdan beklediğim sürece bu kesim mümkün değil, İbrahim de olsa bıçak kesmiyor. İş başa düşüyor, anlaşılıyor ki; bu işlemi ancak kişinin kendi yapabilir, dışarıdan sadece bilgisi alınabilir, her ne kadar dışarı ise o da... (Nur 54, Kasas 56, Bakara 272)

 

Pekiyi bıçağı kendi boğazıma dayayıp kesebilir miyim ? Daha beynin bulunduğu kelleyi, bedenden ayıramadan bayılırım. Pekiyi aslında kendime nispet ettiğim varlığım, gerçekte mevcut olmayan bir varlık mı ? Yoksa mevcudiyeti olup da, yanlış değerlendirilmesi dilenildiğinden, bu durum yaşanmakta mı !? O zaman bu vücudun bir hatası kusuru yok ki kesilecek. Kesilmesi gereken yanlış olan değerlendirme şekli, yani asıl olanı, izafiye nispet ediş...

 

İşte İlim geldi Allahuekber diyerek, hanif İbrahim izah etti, Allah’ tan gayrı olmadığını, sende evet dedin ya; Allahuekber ve değerlendirme ancak ona mahsustur (teşrik tekbirleri), o zaman haydi şuurunu İbrahim’ e, varlığını koça nispet ette, onu kes. İlk damla ile bozulsun rüyan, af olsun en büyük günahın; varlığınla oluşan. Sen çık aradan, geriye kalsın değerlenme mahsusiyeti üzerine olan... Bitsin aslı astarı olmayan 3 etaplık fenan, gelsin 4günlük/mertebelik bekan olan bayram...

 

Selam olsun etimden yiyenlere (gıybet ederek değil :) yazıdaki düşünceden istifade edip, elde ettiği enerjiyi yaşamında kullananlara), selam olsun kürkümden faydalananlara (hazmedip yaşama geçiremese de izafi benliğini/nefsini örtmeye çalışanlara) ve selam olsun kalanımı toprağa gömenlere (bu bilginin şuraları bana yaramaz diyenlere, hiç istifade edemeyenlere)...

 

Selam olsun ilk damla kanı üzerine sıçratmayan (failliği üstlenmeyen) İbrahim’ e, selam olsun teslimiyette sabreden İsmail’ e, selam olsun Alemlere Rahmet Muhammed’ in (sas) Hakikatine...