O değil de, Ne ?

30.03.2010 / mert kılıç / mslmert@gmail.com
mert kılıç

İlk kez gidiyor olmamın tedirginliği ile içeri girdiğimde, bana yönelen yüzlerdeki algıladığım samimiyet sonrası, içimde oluşan huzur ile oturdum bir koltuğa sessizce. Nur yüzlü insanlar, ulvi bir amaç üzere toplanmış ALLAH kelamı etmeye ve dinlemeye gelmişlerdi. Ben de bu grubun içinde olduğumdan, içimden şükrettim bir kez daha ve sohbet yapacak kişiyi merakla bekledim. Kim bilir ne kadar nur yüzlü, sevecen, kibar birisidir diye kafamda hayaller kurarken;

 

-    Hocam, hoş geldiniz... Hitabını duydum arkamdan ve kapıya doğru baktım... Ne ihtiyar, ne genç, denilebilecek yaşta, çember olmayan, ancak bakımlı hafif sakallı, gülümseyen ama sert bakışlı, tamamen hayallerinin dışında biri girdi içeri. Topluca olmak üzere bir Selam verdi ve tam yerine oturacak diye beklerken, birden bire durdu ve;

-    Defter, kalem çıkartmakla uğraşmayın...! Oturmayacağım ve sizin o kağıt defterlerinize yazılacak bir şey söylemeyeceğim...! Dedikten sonra, herkesi dikkatle süzdü ve birden;

-  Hepiniz ahmaksınız..! dedi. Birden şaşkınlıkla yanımda ki gülümseyen gence sordum; -  Ne dedi, ne dedi ?

 

-  Hepiniz ahmaksınız dedi, diye çok normalmişçesine cevap verdi kısık sesle. Dedim nereye geldik ? Zaten adamın tipinden belliydi öyle mübarek bir zat olmadığı. Buradaki dinleyenler, ondan daha mübarek ve olgun olduğundan bir şey demiyorlar sineye çekiyorlar diye düşünürken, birden adam kendinden emin ve sert bir tonla;

 

-     Susuyorsunuz ama, içinizden bunu kabul etmeyenleriniz var, dedi kafasını sallaya sallaya etrafı süzerken. Hadi bakalım o zaman, ahmak olmayanınız el kaldırsın da görelim, dedi bu kez, tam da bana bakarak. Tabi tırstım açıkçası, yemedi yani böyle bir adama karşı, el kaldırıp ortaya çıkmak. Adamın kimseye minneti yok belli, kim bilir el kaldırsam arkasından neler diyecek ? diye düşünürken, yanımdaki genç hariç kimsenin el kaldırmadığını gördüm. Ben vah vah yazııııkkk, başına ne geleceğini bilemiyor herhalde diye bakarken, adam gence bakıp hafifçe gülümsedi ve tamam dercesine kafasını eğdi. Yüzüme meydan okurcasına bakışının yarattığı tedirginliği hala daha üzerimden atamamışken, bir den yine çok net bir ses tonu ile;

 

-    Şimdi de Ahmak olanınız el kaldırsın bakalım dedi bu sefer de. Gene yanımdaki genç hariç kimse el kaldırmadı. Normalde; diğer soruya el kaldırmayan herkesin, el kaldırması gerekir diye düşünsem de açıkçası yine cesaret edemedim el kaldırmaya. Ama diğer soruya el kaldırdığı için, bu soruya el kaldırmaması gereken genç, maşallah bayrak gibi dikmiş elini tepeme, dalgalandırıyordu. Bir yandan ne cins insanlar var diye düşünürken, bir yandan da ne olacağını merakla bekliyordum. Adam tekrar gence döndü ve deminkinden daha yoğun bir gülümseme ile gence karşılık verdi. Hayda... Bu ne şimdi yaa... ? diye içimden homurdanırken, bir anda;

 

-    Evet, hepinize iyi uykular, bugünlük bu kadar dedi ve topluluğa hitaben bir selam vererek, hızla çıktı dışarıya...

 

Kafamda resmen bir sürü düşünce belirmiş birbiriyle tartışıyorlardı... Ulen ben yapsam bunu taşa tutarlar, milletin beyni öyle bir yıkanmış ki adama en ufak bir tepki göstermediler... Peki ya şu yanımdaki genç... Neden adam ona gülümsedi ki ? Sanki doğru bir şey mi yaptı yani ? Herkes gibi tutarsızlık gösterdi... Aslında gözüm de bir yerden ısıyor sanki ama... Nereden ? Nereden ? Derken, birden daha önce tasavvuf konuları ile ilgili birkaç yazısını okuduğum kişi olduğunu anladım. Resimdekine pek benzemese de oydu bu, evet... Böyle tutarsız birinin yazılarını okuma ile vaktimi harcamışım desem de, kendimi tutamadım ve sordum gayri ihtiyari;

Siz yazarsınız değil mi ? Birkaç yazınızı okumuştum...  Evet yazıyorum, ama Yazar değilim ! Hehe... Mütevazilik ha..?  Yoo... Kimi zaman kibirliyimdir de, yani Mütevazi değilim! Kendinizle barışıksınız ki; bu kadar samimisiniz... Evet bazen samimi olurum, ama Samimi de değilim. Aynı zamanda Riya da yaparım, ama Riyakarda değilim! Görülen o ki zıtları cem etmişsiniz... Yok be güzel kardeşim, bazen de önce zıtları algılar, ondan sonra Birlerim! Kafam karıştı size ne diyeceğimi bilemedim... Anla artık sevgili kardeşim, sen ne dersen Ben o dediğin değilim! 

 

Ben ne desem o değilim, bu değilim diyor, adam sorunca evet şuyum, buyum diyor bu ne çelişkidir diye düşünürken; 

Şuyum, buyum demedim..! Var mı denilene var dedim. Kendi iyiliğin için biraz daha dikkat eder misin ? Pekiyi... Ben bir şey demeyim o zaman, lütfen sen kendini tarif eder misin ?

 

 Söyle bakalım, İhlas suresini bilir misin ?