O(HU), Aziyz’dir, Ğafur’dur!..

06 / Ekim / 2009 / Saim yusuf / saimyusuf@hotmail.com
MÜLK SURESİ :
Saim Yusuf
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

1-) Tebarekelleziy BiyediHİlMülkü, ve HUve `alâ külli şey`in Kadiyr;

Mülk (alemi B sırrınca) elinde olan ne yücedir!... O, herşeye Kadiyr’dir.
 
Öz manada(Bi!) O’nun elinin mülkü(yediHİlMülkü!) El-Esma’dır!Yani BiyediHilMülk eşittir Esma-ül Hüsna’dır!.
Esmaları O’nun elinin mülküdür, dilediği gibi tasarruf eder!
 
Ve O’nun Esmaları sınırsız-sonsuzdur, bereketlidir(Tebarekelleziy!!), sayısız oluşumlar(esma terkipleri!) açığa çıkarır!
 
O’nun eli ise; Kadiyr sıfatıdır, yani kudretidir, ayetin sonunda açıklanmış!
 
O her şeye Kadiyr’dir. Yani, O her şeyi (ki her şeyin aslı esma terkiplerine, onlar da esmalara dayanır!) kudretiyle var eder, elinin mülkü yani tasarrufu altındaki Esmaları ile sayısız oluşumlar meydana getirir!
 
O her şeyde esmalarının kudretiyle tasarruf eder!
 
O’nun elinin mülkünün hakikati de kendisidir/kendisindendir, B ve H işareti gereği(“Bİ”yedi”Hİ”lMülkü!)!
 
Buradaki “B”yi ve “O’nun elinin mülkü” ifadesini birlikte dikkate aldığımızda, öz manada kastedilenin Esmalar olduğu anlaşılır!
 
Toparlayacak olursak; O(HU) her şeyi esmalarıyla meydana getirmiş, sayısız oluşumlar açığa çıkarmıştır, esmaları üzerinde tasarruf eden, her şey üzerinde Kadiyr’dir!
 
Hakikati itibarıyla varlık tek, Mülk tek, Kadiyr tekdir! Her şey özde tekdir, aslonan O’dur! Varlık tek, tasarruf eden tek, kudret tekdir!
 
Hayrı ve şerri min Allahu Teala! Hayır ve şer Allah’tan olması dolayısıyla Allah Teala’dır, yani yücedir! Hiçbir kayıtla kayıtlanamaz!
 
Hayır ve şer ayrımı yaratılan indindedir, O’nun indinde böyle bir ayrım yoktur!
 
O’nun indinde esmalarının açığa çıkardığı oluşumlar vardır ki, hiçbir oluşumunun O’na ne hayrı(iyiliği, yararı) ne de şerri(kötülüğü, zararı) söz konusu değildir!
 
Dilediği esmaları açığa çıkarmasını O’nun indinden hayır diye yorumlarsak, dilediği esmaları açığa çıkaramama hali O’nda olmadığı için, O’na şer yoktur, her işi hayırdır diyebiliriz!
 
2-) Elleziy halekalmevte velhayate liyebluveküm eyyüküm ahsenu `amela* ve HUvel`AziyzulĞafur;
Amel itibarıyla hanginiz ahsendir (diye) sizi imtihan etmek (kemalatınızı ortaya çıkartmak; cezası olan, bilinir amel haline getirmek) için ölüm’ü ve hayat’ı yaratan O’dur... O, Aziyz’dir, Ğafur’dur.
 
“Hanginiz güzel amel işliyor diye ölümü ve hayatı yarattı” diye yorumlarsak, bu yorum Allah gerçeğiyle değil, tanrı zannıyla bağdaşır! Allah yarattığının hangi amel üzere olacağını bilmez mi? Bilir! Öyleyse, Allah gerçeğiyle uyumlu yorumumuzu yazmaya çalışalım…
 
Livebluveküm eyyüküm ahsenu amela:
 
Öncelikle O’nun indinde her şey gerçekte Ahsen-i takvim üzeredir! Yani her birim kendisine biçilmiş takvim üzere haseneler açığa çıkarır! Her birim kendisinde hangi esmanın açığa çıkması dilenmişse o esmalarla donatılır ve zamanı geldiğinde o esmaları açığa çıkarır! Öz manada durum böyle! Esfeli safiliyn boyutu değerlendirmesi yaratılanın indinde açığa çıkar, çünkü hayır ve şer yaratılanın indindeki değerlendirmelerdir! O’nun indinde her şey Ahsen üzere, ayrım ve fark yaratılan indinde başlıyor! Esmalar açısından her şey Ahsen üzere! Efal de değerlendiriş ise farklı, işin içine hayır ve şer sonucu giriyor ve yaratılan indinde Ahsen başka bir manaya bürünüyor! Halbuki gerçek Ahsen(güzel olan) O’nun dilediği manaları açığa çıkarmasıdır ki her an olan da budur!
 
Livebluveküm: Sizi bilinir amel haline getirmek! Yani, esmaları efalde/efal olarak açığa çıkarmak! Yani, efal denen alem esma aleminin açığa çıkmasıdır! Bu süreç otomatik olarak gerçekleşen bir süreçtir! Esmalar kendisini efal alemi olarak açığa çıkarır! Yani O, kulunun hangi ameli açığa çıkaracağını merak ettiği için, bunu görmek için, eline kanıt geçirmek için efali yaratıyor değil! Efal alemi esma aleminin doğal sonucu olarak açığa çıkıyor! Olan aynı tek şeyde birisi efali diğeri esmayı görüyor! Tabi ki efalin bize göre kanıt oluşturduğu da tartışılmaz bir gerçek! Ama, O böyle bir hesabın peşinde değil! Esmalarını açığa çıkarmaya devam ediyor! O’nun işi-oluşu esmalar ile, bu esmalar bize göre efal olarak algılanıyor! Ve bizim gerçek değerimiz esmalarımızı düzenlememiz kadar, gerçek amelimiz esmalarımızın hali!
 
Eyyüküm: Hanginiz, yani hangi biriniz, yani her biriniz manasında!
 
Ahsenu amela: Ahseniniz olan esmalardan açığa çıkan amelleriniz! Amellerimiz esmalarımızın ürünü! Yani, amellerimiz denen efal alemimiz ahsenimiz olan esmalarımızın ürünü, yansıması! Esmalar açısından esfeli safiliyn değerlendirmesi olmaz! Esfeli safiliyn boyutu efalimizdeki değerlendirmemiz sonucu açığa çıkar! Hayır ve şer tabanlı değerlendirme sonucu var olur! Esmalarımızın bilincinde olmadan sürdürülen beden yaşamı içinde açığa çıkan bir değerlendiriştir, yorumdur! Gerçekte ise, esmalar açısından bakıldığında her zerrede her an esmalar açığa çıkmaktadır ve esma indinden bakıldığında her esma Ahsen üzeredir! Çünkü, Allah’ın dediği olur!  Gerçek manada, öz manada Ahsen olan budur!
 
ve HUvel`AziyzulĞafur: O Azizdir, Aziz olduğu için Ğafur’dur! O yani HU Zatı itibarıyla Aziyz’dir! Zatı dolayısıyla, Esmaları da dahil her şeyden arıdır! Bundan dolayı O(HU/Zatı) Ğafur’dur, örtülüdür, bilinemez! Zatı arı olduğundan örtülüdür! Zatı ile hiçliktedir!
 
Bundan dolayı ayetin girişinde “yaratı ölümü ve hayatı” deniyor! Ölüm yokluğun sembolü; hayat varlığın sembolü! Ölüm Zatın, hayat esmaların sembolü! Ölmeden evvel ÖL’ünüz! Yani, ölüm gelmeden Zat’a eriniz!
 
Elleziy halekalmevte velhayate: Yarattı ölümü ve hayatı! Önce ölüm yaratılıyor sonra hayat! Önce yokluk, sonra varlık! Önce Zat’tan(ki başlangıç noktası orası!), sonra esmalardan(talim olan ilimden!)! Önce Adem(yokluk!), sonra halife(esma-varlık!)! Adem Zat’ın yansıması, halifeliği esmaların! Adem’e esmaları talim etti! Zatı esmalarla ilimlendirdi, Zat’a hayat verdi! Alemlerin(ki aslı esmalardır!) aslı/gerçeği hayaldir! Zat’ta yeri ve gerçekliği yoktur!
 
3-) Elleziy haleka seb`a Semavatin tıbaka* ma tera fiy halkırRahmani min tefavut* ferci`ılbasare hel tera min futur;
Semavat’ı yedi tabaka (halinde) yaratan O’dur... Rahman’ın halkında hiçbir tefavüt (ihtilaf, uyumsuzluk, uygunsuzluk, aykırılık, düzensizlik, kaos) göremezsin... Hadi basar’ı (bakışını) döndür (gözünü tekrar çevir) de bak... Bir futur (çatlak, kopukluk, uyuşmazlık) görüyor musun?.
 
Semavatı yedi tabaka halinde yaratandır! Kim? O, yani HU! Bu yedi tabaka üst üste geçmiş tabaka şeklinde değil! İç içe karışmış, özümsenmiş manasal tabaka! Nedir bu tabakalar diye sorarsak… Ayetin devamındaki Rahman ismi cevabıdır, Rahman mertebesi, yani sıfat mertebesidir! Evet, O’nun indine göre, yani Zat’a göre bu sıfatlar yaratılmış! Nedir bu yedi sıfat? Hay, Alim, Mürid, Kadir, Kelam, Semi, Basir! Bu yedi sıfat Rahman’ın(Rahmaniyet mertebesinin!) halkı hükmündedir!
 
Evet, şuurunu etrafına yönelt de bir bak! Bunlarsız(Rahman’sız, yedi sıfatsız!) tek bir nokta göremezsin! Her şey bu yedi sıfatla var olur! Her şey hayat, ilim, irade, kudret, algılama, idrak, hareket halindedir! Atomik boyut bile bunun kanıtıdır! Her şey bu boyutta dahi bu sıfatlarla varlığını sürdürür! Kendi alemlerine dönük olarak bu sıfatları yansıtırlar! Kuantum boyutunda ise teklik tamamen aşikar olmaktadır! Görene ise madde alemi dahi tekliği anlatır! Her şey birbiriyle uyum içindedir! Varlıkta kopukluk, uyumsuzluk, düzensizlik yoktur! Gördüğünü sanan görüşündeki bozukluğunu, yetersizliğini dile getiriyordur!
 
4-) Sümmerci`ıl basare kerrateyni yenkalib ileykelbasaru hasien ve huve hasiyr;
Sonra basarı (gözünü, bakışını) iki kerre daha döndür de bak!.. Basar’ın (gözün, bakışın), yorgunluğun en ileri derecesine ulaşmış (aradığını bulamamış), hor-hakir olarak sana inkılab eder (döner).
 
Sonra basarını iki kere daha döndür bak! Biri Rahimiyet mertebesinden esma alemine dönük olsun, diğeri Rububiyet mertebesinden efal alemine dönük olsun! Her iki bakışta da(bilinçli şuursal bakış!) varlıkta kopukluk, uyumsuzluk, düzensizlik göremezsin! Çünkü, her şey Allah’ın esma ve sıfatlarına dayanmaktadır, her şey onlarla var olur, teklik hakimdir!
 
O’nun Zat’ına ise bakamazsın, çünkü senin bakışın(bilincin, şuurun!) sıfat ve esmalarla var olur! O’nun Zatı ise sıfat ve esmalarından dahi Aziz’dir/arıdır, bundan dolayı Zat’ı Ğafurdur/örtülüdür! Bundan dolayıdır ki; Basar’ın Zat’ı kavrayamaz, çünkü o basarın en son noktada Basir’e dayanır, orada kalır! Zat’tan aradığını bulamamış, yorulmuş olarak sana geri döner! Bunun için; “Allah’ın Zatı’nı tefekkür etmeyin”
denmiştir, çünkü bu muhaldir! Zat; Basir(basarın kaynağı!) sıfatı da dahil tüm sıfat ve esmalardan arıdır ve dolayısıyla bu haliyle örtülüdür!
 
Hatalar benden, isabet kaynaktan! Allah’ın Selamı üzerimize olsun…