“Bir zaman ki, baykuşlar güneşi tarif ediyor! “
Üstad Ahmed Hulusi' nin bu cümlesi kulaklarımda çınlarken “edeb”i ve “hadd”i aşmaktan hakikatime sığınarak düşünsel dünyamı meşgul eden yönelişlerimle şekillenen hissettiklerimi yazıyorum.
Bir bi-haber'in naçiz çırpınışlarından ibaret bu cümleler umarım ki paylaşabildiklerimin feraseti ile çok çok daha açılır ve hakkı ile oku'nabilir...
Kavramların işaret ettiklerini görebilmek adına kendime yöneldikçe taşan sorulardan en sonuncusu RAHMAN esmasının işaret ettiği gerçekliğe dair olandı.
Hergün defalarca dillendirdiğim bu kelime ne kadar “haşyet” duymamı sağlıyordu ???
Cevabım hiç !!! idi...
Söyleyip geçiyordum bir vehim kumkuması hükmünde...
Kendimce bir anlam kırıntısı yapıştırıp geçmiştim içsel sözlüğümün ilgili sayfasına ve her RAHMAN dediğimde bu kırıntının silik bir silüeti gözlerimden geçip KALBime uğrayamadan akıp gidiveriyordu tıpkı şiddetli yağan yağmurun üzerindeki toprağı alıp götüren kayanın durumunun anlatıldığı Bakara 264'teki gibi...
Taa ki Üstad Ahmed Hulusi'nin “Kur'an Mucizesi Ekberiyet” yazısında iğaret ettiği gerçekliği apaçık dile getirdiği şu cümle :
”Bahsettiğim YENİ ÇAĞ, "EKBER"iyetin ne olduğunun fark edilmesi çağıdır! “
zihnimde tekrar tekrar yankılanmaya başlayana kadar.
EKBER işaretine giden yol RAHMAN işaretinin göstediğine bakabilmekten geçiyor diye düşünmeye başladım zamanla ve taramaya çalıştım RAHMAN adına söylenenleri başka bir gözle üstadın eserlerinde...
En can alıcısı ALLAH İLMİNDEN YANSIMALAR KUR'ANı KERİM ÇÖZÜMÜ'nün girişindeki ESMA'ÜL HÜSNA bahsinde geçiyordu ...
“ER RAHMÂN... "Allâh" ismiyle işaret edilenin, "zerre"lerin zâtını "Esmâ"sıyla ilminde "var" kılma özelliğine işaret eder. “
Bu anlatım öyle ince işlenmiş bir yakut ki ışık nerden vurursa o yönde bir parıltı saçıyor.
Cümlede en can alıcı işaret “zerre” sözcüğü kanımca...Çünkü bu zerre en kesif halden en latif hale kadar oluşun her boyutuna işaret etmekte ki benim yönelmeye çalışığım yine üstadın “Kur'an Mucizesi Eberiyet” yazısındaki “nokta” ya dair işaretleri:
"NOKTA" ötesi itibarıyla da, "Ğaniyy" oluşu zorunlu hükümdür!
"Nokta"lar sonsuz ve sayısız; "ALLÂH" ismiyle işaret edilen ise tüm kavramların ötesinde!
Her biri, evren içre evrenler ihtiva eden sayısız "nokta"lar!
Nihayet, tüm bunları yaratan, "ALLÂH" adıyla işaret edilen!
"EKBER" kelimesi dışında, bu gerçeğe işaret eden başka da isim yok!
"ALLÂHU EKBER"!
Bu gerçeği düşünebilen ve daha da ötesi, hissedebilenin "haşyet" duymaması mümkün mü?
Varlığı, ancak ilimle fark edilen; ama detayına ulaşılması muhal –olanaksız– olan "nokta" ötesi realite!"EKBER" isminin işareti olan anlam!
"ALLÂHU EKBER"!
Nitekim bu duruma Allâh Rasûlü secdede okuduğu şu cümlesiyle işaret ediyor;
"Lâ uhsiy senâen aleyke ente kemâ esneyte alâ nefsik"
"Senin kendini bilmen gibi benim seni değerlendirmem asla mümkün değildir!"
Bu noktada konuşulması gereken önemli bir ayrıntı var.Üstad ,
EL VÂHİD... Vâhid'ül EHAD... Sayısal çokluk kabul etmez TEK! Cüzlere bölünmemiş ve cüzlerden oluşmamış; panteizm anlamına gelmeyen Bir! Çokluk kavramının düştüğü, "yok"luğa kavuştuğu, hiçbir fikir ve düşüncenin ayak basamadığı TEK!
Tanımlamasını yapıyor ve bir başka yerde şöyle diyor:
Vâhidiyetin bâtını Ahadiyyet, zâhiri iseRahmâniyet’tir. Topluca adı ise Ulûhiyet’tir.
Yine üstad'dan:
RAHMÂN"dır "DATA"; Esmâ’yı (isimlerin işaret ettiği tüm özellikleri) cem etmiştir kendisinde...
"El VÂHİD" isimlerin işaret ettiği özelliklerin TEK’teki varlığına işaret ederken; "Er RAHMÂN", TEK’teki sayısız özellikler mevcudiyetine işaret eder.
Gelmeye çalıştığım nokta şu:
Rahman esması söz konusu olduğunda artık bir çokluk mevzu bahis olamaz...Bu sebeple Ekberiyet ile işaret edilen “NOKTA”ların sonsuzluğu hali kanımca birbirinden bağımsız “NOKTA”ları kapsayan bir RAHMAN alanı algısı yerine birbirinden bağımsız NOKTAları kendinde kapsayan ama herhangi bir alan ile yahutta çoklukla anlatılamayacak bir hal olmalıdır.
Mesela biz bilgisayarımızın monitöründe pek çok farklı iş yaparız...Resimlere bakarız,film izleriz,dinleyeceğimiz şarkıların listesini oluştururuz ve bu listenin kontrol edilmesi işlemini yerine getiririz,oyun oynarız,resim çizeriz....birbirinden bağımsız sonsuz tane esma alemi(noktalar süreci) bu meydana gelen oluşlar ise RAHMAN monitörün her birini ortaya koyabileceği potansiyeldir sanki....
Tek bir kuantum potansiyel vardır nokta hükmünde sayısız potansiyeller yoktur diye hissediyorum.
Bu tek potansiyel sayısız noktalara alimdir ve RAHİYM esması adı altında o nokta olma durumunu ortaya koyar...
Bir başka bakışla RAHMAN ,ENİYYET kelimesi ile işaret edilen ben'liktir diye de düşünülebilir kanımca...
FURKAN 60 ,
Ve izâ kıyle lehümüscüdu lirRahmâni kalu ve merRahmân* enescüdü lima te'müruna ve zadehüm nüfura;
Onlara: "Rahmân'a secde edin (Esmâ hakikatiniz indîndeki "yok"luğunuzu hissedin)" denildiğinde: "Rahmân da nedir? Bize emrettiğine secde eder miyiz hiç?" dediler... (Bu teklifin) onların nefretini daha da artırdı. (60. âyet secde âyetidir.)
RAHMAN nedir? Diye sorup kalanlardan ,atalarının dini üzere olanlardan olmamak adına....
BU arada KEVSER sözcüğü RAHMAN'la doğrudan ilintili sanki...
Hele bir de ALİM sözcüğü....
Doğrusunu ALLAH(RASULU(EHLİ)) hakkıyla bilir....